ikizbeyin
03-03-2006, 16:24
Kafein ve Sağlığımız
03.03.2006
Kafeinin, insan sağlığına etkileri yıllardır üzerinde çalışılan bir konu. Bunun en önemli nedeni kafein tüketiminin giderek artması.
Kafeinin sağlığımıza etkileri üzerine yapılan çalışmaların büyük çoğunluğunu kadınlar üzerindeki etkileri oluşturuyor. Özellikle de gebe kadınlar, göğüs hastalıkları ve kalsiyum eksikliği olanlar.
Kafein, dünya üzerindeki 60`dan fazla bitki türünün meyvesinde, tohumlarında ya da yapraklarında bulunan doğal bir madde. Dolayısıyla, bu bitkilerden yapılan yiyecek ya da içeceklerimizin çoğunda doğal olarak bulunuyor. Kafein en çok da hazır kahvede, çayda, kolada ve çikolata da bulunuyor. Aslında farkında olmadan, bir gün boyunca epey kafein alıyoruz. Peki, bu kadar kafein tüketiminin sağlığımıza etkisi nedir?
KAFEİN SAĞLIĞA ZARARLI MI?
Kafeinin kanser riskini artırdığına ilişkin hiçbir kanıt bulunmuyor. Ancak kanser denildiğinde kadınların ilk aklına gelen kanser türlerinden biri meme kanseri ve kafeinin meme dokusunu etkileyerek kist oluşumuna neden olduğu yolunda söylentiler dolaşıyor.
Kafein almayı bıraktıktan sonra kendilerini daha iyi hissettiklerini söyleyen hastalar yok değil. Öte yandan Amerikan Beslenme Derneği tarafından yürütülen bir çalışma, kafeinin göğüs dokusu üzerinde herhangi bir etkisi bulunmadığını gösteriyor.
Ancak bu konuda da tam bir görüş birliğine varılmış değil. Daha eski araştırmalar, günde 500 mg’ın üzerinde - beş fincandan fazla kahveye eşdeğer - kafeinin kist oluşumu riskini artırdığını göstermekteydi. Bu durumda verilebilecek en akla yakın tavsiye, kist oluşumuna yatkın olan ve göğüslerinde ağrı ve şişlik hissedenlerin kafein tüketimini sınırlandırmaları olabilir.
KAFEİNİN KALBE ZARARI VAR MI?
Kahve çarpıntıya, düzensiz ve hızlı kalp atışına neden olabilir. Bu durum, aritmisi veya kalp rahatsızlığı olanlar için problem yaratabilir. Washington Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, günde altı fincan ve üzerinde kahve içenlerin kalp krizi geçirme risklerinin arttığını gösteriyorsa da, kafeini tek başına kalp hastalıklarından veya kalp krizinden sorumlu tutmak yanlış olur.
KEMİK ERİMESİNE YOL AÇAR MI?
Kafeinin vitamin ve minerallerin (özellikle de kalsiyum ve demir) emilimini bloke ettiği biliniyor. Ayrıca diüretik etkisi nedeniyle kalsiyum depolanmasına olumsuz etkide bulunuyor; zira kalsiyum idrar yoluyla da dışarı atılıyor.
Bu konudaki endişelerin hedef kitlesi elbette ki yetişkinler. Süt yerine kafeinli içecekler kullanmaya alışkın olan yetişkin nüfus, yeterince kalsiyum alamıyor. Bu durumda sütlü kahve içmek, mantıklı bir çözüm olabilir ve ihtiyaç duyulan kalsiyumu sağlayabilir.
GEBELİĞİ OLUMSUZ ETKİLER Mİ?
Yakın zamanda yapılan bir araştırma, hamileliğin ilk dönemlerinde kafein kullanımının düşük tehlikesini artırdığını gösteriyor. Journal of American Medical Association (JAMA)da yayınlanan araştırmada, hamileliklerinin ilk üç ayında düşük yapan 550 İsveçli kadın incelendi ve elde edilen veriler düşük yapmayan 950 kadınınkilerle karşılaştırıldı. Sonuçta, günde 1–2 fincan kahve içen kadınlara düşük yapma riskinin hiç içmeyenlere kıyasla yüzde 30 daha fazla olduğu gözlendi. Kahve tüketimi günde 4 fincana çıktığında risk yüzde 40’a yükseldi. Günde beş fincanın üzerinde kahve içenlerde ise yüzde 220 oranında bir artış hesaplandı.
KAFEİN BAŞ AĞRISI YAPAR MI?
Kafein, baş ağrılarına karşı kullanılan ağrı kesicilerin etkisini artırır. Ancak sürekli kullanımı, baş ağrılarının tekrarlamasına neden olabilir. Reçetesiz satılan ilaçların kafeinle birlikte iki günden daha uzun süre alınmaması gerekir.
ANKSİYETE VEYA PANİK ATAĞA YOL AÇAR MI?
Yüksek dozda kafein, beyin kimyasını etkileyerek anksiyete ve panik atak oluşumunu güçlendirebilir.
MİDEYİ ETKİLER Mİ?
Kahve, hatta kafeinsiz kahve, midede asit üretimini artırarak yemek borusu ve mide geçişini etkiler. Bu durum da midede rahatsızlığa ve yanmaya sebep verebilir.
Kafeinin sebep olabileceği bu olumsuzlukların yanında araştırmalar, kafeinin pek çok olumlu etkisinin de bulunduğunu gösteriyor. Her şeyden önce, kafeinin psikolojik bir canlandırıcı olduğunu söylemekle başlayalım. Uyku hali yaratan adenosin adlı bir beyin kimyasalını bloke eden kafein, düşünsel performansı artırır ve ruh haline olumlu katkıda bulunur. Üstelik bu etkisini 50 mg’dan az dozlarda (örneğin bir fincan çay ile) dahi gösterir. Kas koordinasyonunu ve gücü artırır. Enerji sarfiyatını yükseltir ve daha fazla kalori yakmaya yardımcı olur. Akciğerlere giden solunum yollarını rahatlatır ve astım krizlerini azaltıcı etkisi vardır. Bağırsakları yumuşatıcı bir etkisi vardır. Ancak fazla alındığı takdirde ishale yol açabilir. Günde 2-3 fincan kahve içen erkeklerde safra taşı oluşumunu azalttığı görülmüştür. JAMA’da yayınlanan yeni bir araştırmaya göre kafein tüketimini artırarak Parkinson riski azaltılabilir.
03.03.2006
Kafeinin, insan sağlığına etkileri yıllardır üzerinde çalışılan bir konu. Bunun en önemli nedeni kafein tüketiminin giderek artması.
Kafeinin sağlığımıza etkileri üzerine yapılan çalışmaların büyük çoğunluğunu kadınlar üzerindeki etkileri oluşturuyor. Özellikle de gebe kadınlar, göğüs hastalıkları ve kalsiyum eksikliği olanlar.
Kafein, dünya üzerindeki 60`dan fazla bitki türünün meyvesinde, tohumlarında ya da yapraklarında bulunan doğal bir madde. Dolayısıyla, bu bitkilerden yapılan yiyecek ya da içeceklerimizin çoğunda doğal olarak bulunuyor. Kafein en çok da hazır kahvede, çayda, kolada ve çikolata da bulunuyor. Aslında farkında olmadan, bir gün boyunca epey kafein alıyoruz. Peki, bu kadar kafein tüketiminin sağlığımıza etkisi nedir?
KAFEİN SAĞLIĞA ZARARLI MI?
Kafeinin kanser riskini artırdığına ilişkin hiçbir kanıt bulunmuyor. Ancak kanser denildiğinde kadınların ilk aklına gelen kanser türlerinden biri meme kanseri ve kafeinin meme dokusunu etkileyerek kist oluşumuna neden olduğu yolunda söylentiler dolaşıyor.
Kafein almayı bıraktıktan sonra kendilerini daha iyi hissettiklerini söyleyen hastalar yok değil. Öte yandan Amerikan Beslenme Derneği tarafından yürütülen bir çalışma, kafeinin göğüs dokusu üzerinde herhangi bir etkisi bulunmadığını gösteriyor.
Ancak bu konuda da tam bir görüş birliğine varılmış değil. Daha eski araştırmalar, günde 500 mg’ın üzerinde - beş fincandan fazla kahveye eşdeğer - kafeinin kist oluşumu riskini artırdığını göstermekteydi. Bu durumda verilebilecek en akla yakın tavsiye, kist oluşumuna yatkın olan ve göğüslerinde ağrı ve şişlik hissedenlerin kafein tüketimini sınırlandırmaları olabilir.
KAFEİNİN KALBE ZARARI VAR MI?
Kahve çarpıntıya, düzensiz ve hızlı kalp atışına neden olabilir. Bu durum, aritmisi veya kalp rahatsızlığı olanlar için problem yaratabilir. Washington Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, günde altı fincan ve üzerinde kahve içenlerin kalp krizi geçirme risklerinin arttığını gösteriyorsa da, kafeini tek başına kalp hastalıklarından veya kalp krizinden sorumlu tutmak yanlış olur.
KEMİK ERİMESİNE YOL AÇAR MI?
Kafeinin vitamin ve minerallerin (özellikle de kalsiyum ve demir) emilimini bloke ettiği biliniyor. Ayrıca diüretik etkisi nedeniyle kalsiyum depolanmasına olumsuz etkide bulunuyor; zira kalsiyum idrar yoluyla da dışarı atılıyor.
Bu konudaki endişelerin hedef kitlesi elbette ki yetişkinler. Süt yerine kafeinli içecekler kullanmaya alışkın olan yetişkin nüfus, yeterince kalsiyum alamıyor. Bu durumda sütlü kahve içmek, mantıklı bir çözüm olabilir ve ihtiyaç duyulan kalsiyumu sağlayabilir.
GEBELİĞİ OLUMSUZ ETKİLER Mİ?
Yakın zamanda yapılan bir araştırma, hamileliğin ilk dönemlerinde kafein kullanımının düşük tehlikesini artırdığını gösteriyor. Journal of American Medical Association (JAMA)da yayınlanan araştırmada, hamileliklerinin ilk üç ayında düşük yapan 550 İsveçli kadın incelendi ve elde edilen veriler düşük yapmayan 950 kadınınkilerle karşılaştırıldı. Sonuçta, günde 1–2 fincan kahve içen kadınlara düşük yapma riskinin hiç içmeyenlere kıyasla yüzde 30 daha fazla olduğu gözlendi. Kahve tüketimi günde 4 fincana çıktığında risk yüzde 40’a yükseldi. Günde beş fincanın üzerinde kahve içenlerde ise yüzde 220 oranında bir artış hesaplandı.
KAFEİN BAŞ AĞRISI YAPAR MI?
Kafein, baş ağrılarına karşı kullanılan ağrı kesicilerin etkisini artırır. Ancak sürekli kullanımı, baş ağrılarının tekrarlamasına neden olabilir. Reçetesiz satılan ilaçların kafeinle birlikte iki günden daha uzun süre alınmaması gerekir.
ANKSİYETE VEYA PANİK ATAĞA YOL AÇAR MI?
Yüksek dozda kafein, beyin kimyasını etkileyerek anksiyete ve panik atak oluşumunu güçlendirebilir.
MİDEYİ ETKİLER Mİ?
Kahve, hatta kafeinsiz kahve, midede asit üretimini artırarak yemek borusu ve mide geçişini etkiler. Bu durum da midede rahatsızlığa ve yanmaya sebep verebilir.
Kafeinin sebep olabileceği bu olumsuzlukların yanında araştırmalar, kafeinin pek çok olumlu etkisinin de bulunduğunu gösteriyor. Her şeyden önce, kafeinin psikolojik bir canlandırıcı olduğunu söylemekle başlayalım. Uyku hali yaratan adenosin adlı bir beyin kimyasalını bloke eden kafein, düşünsel performansı artırır ve ruh haline olumlu katkıda bulunur. Üstelik bu etkisini 50 mg’dan az dozlarda (örneğin bir fincan çay ile) dahi gösterir. Kas koordinasyonunu ve gücü artırır. Enerji sarfiyatını yükseltir ve daha fazla kalori yakmaya yardımcı olur. Akciğerlere giden solunum yollarını rahatlatır ve astım krizlerini azaltıcı etkisi vardır. Bağırsakları yumuşatıcı bir etkisi vardır. Ancak fazla alındığı takdirde ishale yol açabilir. Günde 2-3 fincan kahve içen erkeklerde safra taşı oluşumunu azalttığı görülmüştür. JAMA’da yayınlanan yeni bir araştırmaya göre kafein tüketimini artırarak Parkinson riski azaltılabilir.