Tüm Versiyonu (Orjinalini) Göster : Boğaz'da Güneş arabası


collo1
20-09-2010, 22:33
Ezinç-Erü Mobil” 1.232 watt’lık güneş panelinden güç alıyor. 60-70 km. menzile sahip olan ve saatte 90 km. hıza ulaşabilen araç, çeşitli ulusal ve uluslararası yarışmalara katılmak üzere tasarlandı ve hayata geçirildi.

http://ressim.net/a/upload/d4feded5.bmp

Ezinç Genel Müdürü Hakan Alaş, “Ezinç-Erü Mobil”in, Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi akademisyenleri ve öğrencilerinin 2 yıl önce yaptığı bir başka araçtaki deneyimlerinden yararlanılarak eksik yanlarından arındırılmış bir versiyon olarak üretildiğini söyledi: “Türkiye’de ve dünyada güneş enerjisi alanında önde gelen firmalardan biri olmanın sorumluluğuyla Erciyes Üniversitesi’nin bu yöndeki faaliyetlerini desteklemekten gurur duyuyoruz. Erciyes Üniversitesi Temiz ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları Kulübü’nün tüm üyeleri “Ezinç-Erü Mobil” için büyük bir özen ve özveriyle çalıştı. Ortak bir çalışma ve emekle ortaya çıkan bu aracımızla şimdi de İstanbul’da insanlara ulaşmanın, onları temiz ve çevreci bir enerji türü olan güneş enerjisi ile ilgili bigilendirmenin ve bilinçlendirmenin mutluluğunu yaşıyoruz.
Hakan Alaş otomotiv sektöründe hibrid ve elektrikli araçlar konusunda başarılı çalışmalar yapıldığını ve yakın zamanda güneş enerjisinin alternatif bir kaynak olarak algınlanacağını belirtti: “Dünyada ve Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynaklarının etkin kullanımı gittikçe önem kazanıyor. Şu anda Türkiye’de sadece evlerde su ısıtma amaçlı güneş enerjisi kullanılması bile yaklaşık 600 milyon dolarlık petrol ithalatını engelliyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarından güneşin diğer alanlarda da kullanımının çevreye büyük katkısı olacaktır.
Ülkemizde ciddi bir otomotiv endüstrisi var; fakat henüz güneş enerjili araçlar konusunda otomotiv şirketlerinin bir çalışması nerdeyse yok gibi. Ancak alternatif enerji kaynakları arasında en ucuz ve verimli kaynak olan güneş enerjisinin yakında daha fazla sektör tarafından tercih edilir duruma geleceğini düşünüyoruz. Dünyada önemli endüstrilerin başında gelen otomotiv sektörü AR-GE’cileri, güneş enerjisinin araçlarda kullanımı konusunda farklı projeler geliştirmeye başladılar. Yakın gelecekte bu alanda yapılan çalışmalar hem güneş enerjisi kullanım alanlarını yaygınlaştıracak, hem de bu alana yatırım yapanların ilgisini artıracaktır. Gelişmiş araçların yapılmasıyla birlikte, güneş enerjisinin bu alandaki kullanımının ekonomiye ve enerji kullanımına olan olumlu etkileri kısa zamanda daha fazla hissedilecektir.”

collo1
04-10-2010, 11:56
Güneş enerjisinin ulaşımda kullanılabilir olduğunu göstermek için yola çıkan tekne 31 metre uzunluğunda, 15 metre genişliğinde.
http://ressim.net/a/upload/761e6944.jpg
Güneş panelleriyle kaplı olan katamaran, güneş enerjisiyle çalışan en büyük tekne olma özelliğine sahip.
Bu çevre dostu tekne, altı kişilik mürettebatıyla dünya turuna Monaco’dan başladı.

Yolculuğu özel yapan, dünya turunun fosil yakıt kullanmadan, güneş enerjisiyle yol alarak tamamlanacak olması.

Tekne, sahip olduğu özel bataryalar sayesinde güneşin yüzünü göstermediği zamanlarda bile üç gün boyunca yol alabilecek.

160 gün sürmesi beklenen yolculukla, güneş enerjisinin ulaşım için kullanılabilir nitelikte bir enerji kaynağı olduğunun gösterilmesi amaçlanıyor.

Tabii dünya turu tamamlandığında, bir de rekora imza atılmış olunacak.

31 metre uzunluğunda, 15 metre genişliğindeki tekneyi inşa eden Alman ekip, yolculuk sırasında teknenin hızının saatte 28 kilometreye ulaşabileceğini belirtiyor.

Yapımı 14 ay süren sıra dışı tekne, 10 milyon Avro’ya maloldu.


Video:http://www.veteknoloji.com/gunes-enerjili-tekne-video-35167--.html

collo1
19-11-2010, 18:24
İstanbul Boğazı'na ilk köprü, Pers kralı 1. Dareios'un İskit seferi sırasında Samoslu mimar Mandroklees tarafından MÖ 512 yılında inşa edildi.

Gemilerin birbirlerine demir kıskaçlarla çengellenmesiyle oluşturulan köprü, tarihte ilk defa iki kıtayı birbirine bağladı.

AA muhabirinin, Murat Arslan'ın ''İstanbul'un Antik Çağ Tarihi/Klasik ve Helenistik Dönemler'' adlı kitabından derlediği bilgiye göre, Pers Kralı 1. Dareios, İskitlere karşı planladığı seferi için son hazırlıklarını tamamladı ve MÖ 512 yılının baharında ordusunun başında kraliyet şehri Susa'dan yola çıktı.
İstanbul Boğazı kenarındaki Kalkhedon'a (Kadıköy) gelen Pers Kralı, oradan gemiye binerek Kyaneai Adaları'na doğru yelken açtı. Boğaz üzerinde Karadeniz'in girişindeki yüksek bir burnun ucuna oturan kral, buradan bilinen bütün denizlerin en şaşırtıcısı olan Karadeniz'in görülmeye değer doyulmaz güzelliklerini seyre daldı. Pers Kralı, tekrar gemiye binerek Samoslu mimar Mandroklees tarafından gemilerin yan yana getirilmesiyle oluşturulan İstanbul Boğazı'ndaki köprüye doğru yol aldı.
Üzerinde, kalıcı bir köprünün kurulmasına izin vermeyecek derecede derin ve geniş olan İstanbul Boğazı'nda ayrıca Karadeniz'den Marmara istikametine doğru üst akıntı köprü yapımını zorlaştırıyordu. Bu bakımdan Mandroklees, daha sonradan Persler, Helenler ve Romalılar tarafından tecrübe edilen bir teknik kullanarak tarihte ilk defa iki kıtayı birbirine bağlayan bir köprü oluşturdu.

-GEMİLERİ DEMİR KISKAÇLARLA ÇENGELLEDİLER-
Bu sisteme göre gemiler önce komut verilir verilmez akıntıda yüzmeye bırakılırdı. Böylelikle akıntı onları doğal olarak aşağıya doğru sürüklerken, bir kürekli tekne de onları köprünün kurulması planlanan yere yönlendirirdi. Gemiler bir kıyıdan karşı kıyıya kadar belli aralıklarla dizilir dizilmez, çapalarının yanı sıra kabataşlarla doldurulmuş piramit şeklindeki sepetleri akıntıya karşı tutunmalarını sağlamak için suya indirirlerdi. Bu şekilde gemilerin burunları Karadeniz ile dik açı yapacak biçimde konumlandırılacağı için boğazın akıntısına paralel düşer ve akıntı nedeniyle gemileri birbirine bağlayan halatlara binen yükü azaltırdı.
Böylesine derin ve geniş su kütleleri üzerinde gemiler ayrıca birbirlerine demir kıskaçlarla çengelleniyordu. Ayrıca boğazda işleyen küçük teknelerin geçişi için köprüde aralıklar bırakılıyordu. Bütün bunlar tamamlandıktan sonra gemileri birbirine bağlayan halatları karadan ağaç burgular ve çıkrıklar kullanarak gererlerdi. Söz konusu halatlar, keten, kenevir lifleriyle papirüslerden yapılırdı.
Bu şekilde köprünün çatısı oluşturulduktan sonra köprünün eni boyunca kalın kalaslar kesilirdi. Bunlar teknelerin üzerilerine uzunlamasına peş peşe dizilirdi. Ardından enlemesine tahtalarla bunlar birbirine tutturulurdu. Gemilerin aralarında çarpışmaması ve gemiden gemiye geçiş sağlayacak kalasların desteklenmesi için bağlayıcı ve sabitleştirici çapraz kirişler konurdu. Aynı süreç, köprüyü tamamlamak için gerekli olduğu sayıda gemiden gemiye yenilenirdi. Bunların üzerine yine tahtadan bir batan döşenir ve üzerine bir kat toprak atılırdı. En son olarak da köprünün her iki yanına, yan duvar işlevi görmesi için merdivenler çakılırdı. Bu korkuluklar, bir yandan atlar ve yük hayvanları açısından geçişi güvenli kılarken, diğer yandan da yapıyı daha da güçlendirirdi.
-MİMARA ÜCRETİNİN 10 KATI PARA-

Pers Kralı Dareios, köprüyü tetkik ettikten sonra hayranlık uyandırıcı bir işi böylesine kısa bir sürede başardığı için Samoslu mimar Mandroklees'e ücretinin 10 katını verdi. Mandroklees de bu bağışla, köprüye bakılarak yapılacak bir resim için ödül koydu. Tabloda, şeref koltuğunda oturan Dareios'un, boğaz üzerinde gemilerin bir araya getirilmesiyle inşa edilen köprü üzerinden Asya'dan Avrupa kıtasına geçen Pers ordusunu seyredişi resmedildi.
Mandroklees, tablo üzerine ''Mandroklees, balığı bol Bosporos'ta bir köprü inşa etti/Yaptığı bu işin anısını tanrıça Hera'ya sungu olarak ayırdı/Kral Dareios'un planını başarıyla yerine getirerek/Hem kendi onur tacı elde etti, hem de Samoslular'ın ününü artırdı'' dizelerini yazdıktan sonra adak olarak Hera Tapınağı'nın duvarına astırdı.
Dareios, Mandroklees'i mükafatlandırdıktan sonra MÖ 512 yılında 740 metre genişliğindeki köprüden Avrupa'ya geçti. Daha sonra boğaz üzerindeki köprüyü oluşturan gemiler ayrıldı. Böylelikle Pers donanması, çeşitli filolar halinde Byzantion, Kalkhedon limanları ile İstanbul Boğazı kıyılarında demir attı.

ataata
19-11-2010, 19:47
Bilgi için teşekkürler