Tüm Versiyonu (Orjinalini) Göster : “alpha Dog”
http://farm1.static.flickr.com/164/411549654_405f8b2492_b.jpg
Nick Cassavetes’ten günümüzün çete kültürüne özenen gençlerine gerçekçi bir bakış…
önetmen: Nick Cassavetes
Oyuncular: Ben Foster, Shawn Hatosy, Emile Hirsch, Christopher Marquette, Sharon Stone,
Justin Timberlake, Anton Yelchin, Bruce Willis, Olivia Wilde, Heather Wahlquist
Yapımcılar: Sidney Kimmel, Chuck Pacheco
Senaryo: Nick Cassavetes
Görüntü Yönetmeni: Robert Fraisse, Prodüksiyon Tasarımı: Dominic Watkins
Kostüm Tasarımı: Sarah Jane Slotnick, Kurgu: Alan Heim, Sanat Yönetimi: Alan Petherick
Set Dekorasyonu: Amy Heinz, Fainche MacCarthy, Müzik: Aaron Zigman
Universal Pictures – Sidney Kimmel Entertainment; 122 dakika
“Gerçekleştirmek için birşeyler yaptığın bir hayalin oldu mu hiç?... Sebebini bilemediğin ama asla geri dönemediğin bir hayalin…”
—Johnny Truelove
“The Notebook” ve “John Q” adlı çalışmalarından tanıdığımız çok yönlü film yönetmeni Nick Cassavetes, gerçek olaylardan esinlenen ve Güney Kaliforniyalı bir grup genci aniden ölüm noktasına getiren üç kader gününü anlattığı “Alpha Dog”da genç ve tecrübeli oyuncuları bir arada kullandı.
Ufak çaplı uyuşturucu ticareti yapan ukala ve dikbaşlı genç Johnny Truelove (Emile Hirsch), Los Angeles’ın San Gabriel Vadisinde genellikle seçkinlerin oturduğu zengin semtlerde genç bir suçlunun yaşayabileceği en güzel Amerikan rüyasını yaşamaktadır.
Kentsel varoluşun getirdiği kısıtlamalarla kuşatılmış olan ve boşa geçirecek bolca zamanı olan Johnny ve çetesi, alkolün sarhoş edici etkisinin verdiği rahatlıkla bir partiden diğerine koşturarak yeni heyecanlar ararlar. Taklit etmeye çalıştıkları iyi yaşam modelini rap müzikten, video oyunlarından ve filmlerden ödünç alırlar. Günün büyük kısmını idolleştirdikleri gangster ve çete reislerinin davranışlarını kopya etmekle geçirirler. Johnny’nin bol parası, heyecan verici bir işi, kollarında her gün başka bir güzel kız ve arkadaşlarının başını döndürecek kadar çok uyuşturucu stoğu vardır.
Kendi yarattıkları evrenin merkezinde bol parayla yaşayan Johnny ve arkadaşları, yaptıkları hiçbir işin sonucunu düşünmez ve hesap etmezler. Onlara göre her an herşey olabilir. Sıcak ve yakıcı Kaliforniya güneşi altındaki o üç gün boyunca hiç hesaplamadıkları gelişmeler ardı ardına yaşanacaktır.
“Alpha Dog”da Güney Kaliforniyalı bir grup gencin yaşamındaki herşeyin aniden kontrolden çıktığı 72 saatin izini süren Nick Cassavetes, günümüzün çağdaş gençlik kültürüne sarsıcı ve tamamen gerçekçi bir bakış açısı getirdi.
Universal Pictures’ın sunduğu bir Sidney Kimmel Entertainment yapımı olan “Alpha Dog”un yönetmenliğini Nick Cassavetes üstlendi. Senaryosunu da Cassavetes’in yazdığı filmin yapımcılığını Sidney Kimmel ve Chuck Pacheco gerçekleştirdi. Oyuncu kadrosunda Ben Foster (X-Men: The Last Stand, Phone Booth), Shawn Hatosy (Little Athens, The Cooler), Emile Hirsch (Lords of Dogtown, The Dangerous Lives of Altar Boys), Christopher Marquette (Best Friends, American Gun), Sharon Stone (Bobby, Casino), Justin Timberlake (Edison, Shrek the Third), Anton Yelchin (Charlie Bartlett) ve Bruce Willis (16 Blocks, Sin City) kamera karşısına geçtiler.
Filmin kamera arkasında ise, görüntü yönetmenliğini Robert Fraisse (Hotel Rwanda, The Notebook); prodüksiyon tasarımlarını Dominic Watkins (United 93, The Bourne Supremacy), kurgu editörlüğünü Alan Heim (The Notebook, American History X) gibi deneyimli isimler üstlendi.
FİLMİN KONUSU
Öfkesi her zaman burnunda uyuşturucu tüccarı Jake Mazursky (Ben Foster), Johnny Truelove’a olan borcunu ödemekte başarısız kalınca San Fernando Vadisinde sinirler gerilir ve bölgede egemenlik mücadelesi hızla tırmanır. Paralarını alamayan Johnny ve çetesi, fevri bir karar alarak Jake’in 15 yaşındaki küçük kardeşi Zack’i (Anton Yelchin) kaçırırlar.
Çocuğu kaçırdıktan sonra Palm Springs’te yollarına devam eden gençler, onu rehine olarak saklama kararı almışlardır. Ancak zaman içinde onu da kendi günlük programlarına dahil etmeye başlarlar. Artık küçük çocuğu da kendi eğlence partilerine götürmektedirler. Ortalıkta hiçbir anne-baba/yetişkin olmadığı için bu küçük çocuğun da yanlarında olmasına alışmış gibidirler ve bu durumu olağan karşılamaktadırlar. Johnny’nin karizmatik arkadaşı Frankie’nin (Justin Timberlake) geçici bakımı altındaki Zack, her zaman hayalini kurduğu içki, kızlar ve yepyeni deneyimlerle dolu yaz fantezisinin gerçeğe dönüşmesinin keyfini sürmeye başlamıştır.
Johnny’nin çetesindeki herkes artık Zack’in aslında bir rehine, bir “çalınmış çocuk” olduğunu gözden kaçırmış yada unutmuş gibidir. Geriye de gönderemezler. Saatler geçerken Zack probleminin varlığına ilişkin çözüm önerileri giderek önemini kaybeder. Bu problemle ilgili olarak berbat kararları daha da berbat kararlar izlemeye başlamıştır.
Öte yandan Johnny’nin babası (Bruce Willis), oğlunun neler yaptığını öğrenme girişimlerine başlamış ve rehine olayından emin olmuştur. Zack’in üzüntüden çılgına dönmüş annesinin (Sharon Stone) polise başvurmasıyla birlikte durum daha da karmaşık hale gelir. Çocuğu kaçıran Johnny bu zor durumdan sıyrılmaya çalışmaktadır ama bunu nasıl başaracağına dair herhangi bir fikri yoktur.
O güne kadar özendiği çete reislerini taklit etmekle herkesi kandıran Johnny, hiç beklemediği bir anda kendisini çok gerçek ve çok korkunç sonuçlar doğuracak tehlikeli bir maceranın tam göbeğinde bulmuştur. Tehlikenin ne kadar büyük olduğunu anlar ama artık iş işten geçmiştir.
PRODÜKSİYON NOTLARI
Yönetmen Nick Cassavetes, 2000 yılı yazında –“The Notebook” ve “John Q”yu yapmadan önce- kızı Gina’nın okuduğu lisedeki bazı gençler üzerine bir öykü denemesi yazmaya başladı. Lisedeki bir grup öğrencinin sırf şaka olsun diye başladığı, yanlış adımlarla devam ettirdiği bir işin sonunda işlerin sarpa sarması ve işin içinden çıkamayacakları bir tuzağa düşmeleri halinde neler olabileceği üzerinde kafa yoruyordu.
Kaliforniya’nın San Fernando kentinde yaşayan ve kısaca “Vadi Çocukları” olarak bilinen bu çocukların aile hayatını araştırdığında ev ortamındaki dinamiklerinin çok şaşırtıcı olduğunu keşfetti. Dinlediği öyküleri senaryosunun içine koymakta gecikmeyen Cassavetes, San Fernando vadisinde yaşayan ve genellikle varlıklı olan ailelerle ilgili gözlemlerini şu sözlerle dile getiriyor:
“Açıkçası bu araştırmaya başlarken aileleri tarafından sorunlu yetiştirilmiş şımarık, arsız ve çevresine yabancılaşmış gençler bulacağımı umuyordum. Ancak karşılaştığım sonuçlar bambaşka oldu. Artık çok daha karmaşık bir dünyada yaşadığımızı; ebeveynlerin iş dünyasının gelgitleri arasında boğulurken çocuklarını unutup kendi dertlerine düştüğünü gördüm. Tanıştığım anne-babalar, çocuklarını ‘kontrol ettiklerini’, dolayısıyla herşeyin yolunda olduğunu, çocuklarının paraya ihtiyaçlarını karşılayınca hiçbir sorun kalmayacağını düşünüyorlardı. Ancak hiçbirisi çocuklarına gerçek anlamda zaman ayırmıyor, onlarla beraber gezip dolaşmıyordu.”
Nick Cassavetes sözlerine devamla şunları söylüyor: “Bu durum ve bu insanlar arasında var olan ortak tehdit ilgimi çekti. Aslına bakarsanız o ebeveynlerin birçoğunda büyük hata bulamadım. Bence asıl problem, bu çocukların kolayca bir araya gelmesine ve herhangi bir ebeveyn rehberliği veya müdahale olmaksızın karar almalarına izin verilmesinden kaynaklanıyordu. Çocuklar çok fazla serbest kalınca, asla olmaması gereken sonuçlar meydana getirecek birtakım ‘fırtınalı kararlar’ alabiliyorlar; kendilerinin de istemediği zor durumlar karşısında kalabiliyorlardı.”
Sözünü ettiği o dünyada yaşayan insan tipleri konusunda meslektaşları ve araştırma ekipleriyle çeşitli görüş alışverişlerinde bulunan Cassavetes, “Alpha Dog”un senaryosunu bu düşüncelerden yola çıkarak yaratmaya başladı. Senaryonun kilit noktalarından birisini, “Alfa Gençleri” olarak tanımladığı bu gençlerin kullandığı dil olduğunu belirten yönetmen, bu konudaki yaklaşımını şöyle açıklıyor:
“Bence bu gençler, yolunu sadece bir hafta sonu için kaybetmiş gençler değil. Onların kullandığı dili aynen kullanmak istedim, ki son derece saldırgan ve tecavüzkar bir konuşma dili sözkonusuydu. Bu dili aynen kullandığım takdirde filmin daha samimi olacağını düşündüm. Sempatik görünmemekten korkmadım. Sonuçta gençler ve çocuklar da çirkin olabilir, çirkin şeyler yapabilir. Bu çocuklar kendi rutin kurallarını oluşturmak, kişilik yapılarını düzene sokmak için zaman bulamamışlar. Hepsinin keskin ve sert yanları var, bunu kaybetmek istemedim.”
Sidney Kimmel Entertainment yapım şirketinin başkanı olan tecrübeli yapımcı Sidney Kimmel, bugüne kadar yetenekli yönetmenlerin imza attığı ilgi çekici ve sıradışı film projeleriyle haklı bir şöhrete ulaşan şirketi için “Alpha Dog”un çok önemli olduğunu vurgulayarak şöyle konuşuyor:
“Nick Cassavetes’in Hollywood’un en iyi yönetmenlerinden birisi olduğuna kuşku yok. Bugüne kadar aktör ağırlıklı filmleriyle haklı bir ün yaptı. Ayrıca çeşitli film türleri arasında kolayca gidip gelebilen bir yapısı var. ‘The Notebook’ gibi romantik bir filmin ardından ‘Alpha Dog’un katı gerçekçiliğine geçiş yapabildiğini görüyoruz. Böyle bir filmin arkasında durmaktan büyük heyecan duydum. Herhangi bir işe başladığında karşımıza çıkan kötü sürprizlerin daha da kötü sonuçlara yol açması halinde neler olabileceğini anlatan bir film bu… Çağdaş kültür üzerine ikaz edici / uyarıcı bir öykü ama o kültürü kesinlikle öğütlemeyen / tavsiye etmeyen bir yapısı var.”
FİLMİN OYUNCU KADROSUSidney Kimmel’in devreye girmesiyle finans sorunu çözümlenince, Nick Cassavetes ikinci aşamaya geçerek yazdığı karakterlere hayat verecek aktörleri arama çalışmasına başladı.
Projenin startı verildikten sonra oyuncu tercihlerini yapmaları için Nancy Green-Keyes ve Matthew Barry adlı iki casting yönetmeni görevlendirildi. İkisi de senaryodaki roller için en uygun olabilecek aktör isimlerini belirlemeye başladı. Oyuncu tercih süreci kısa sürede tamamlandı. Belirlenen aktörlere senaryo taslakları gönderildi, gerekli takvim ayarlamaları yapıldı. Bu süreç sırasında prodüksiyona katılması teklif edilip de hemen imzalamayan tek bir aktör olmadı.
Yönetmen Nick Cassavetes, oyuncu tercih sürecindeki yaklaşımını şu sözlerle açıklıyor: “İnsanlara sınava tabi tutmayı sevmem. Çünkü sınav yapmanın pratik çözüm olduğuna inanmıyorum. Bu tipteki seçme sınavlarında ustalaşmış bazı aktörler vardır. Sınav sırasında ne diyeceklerini bilirler, başka bir deyişle iyi sınavcıdırlar ama aslında sıradan aktörlerdir. Bazıları ise aslında çok iyi aktör oldukları halde bu tip sınavlarda başarılı olamaz. Benim aradığım, senaryodaki her rol için o karakterle gerçekten ilgilenen birer aktör bulmaktı.”
Nick Cassavetes sözlerine şöyle devam ediyor: “İki tip aktör olduğuna inanıyorum. Yapabilenler ve yapamayanlar… Eğer yapabiliyorsa kadromuza alırız. Geçmiş yıllarda bazı hatalar yaptığımı kabul ediyorum. Bazı aktörler de benim gibi birisiyle çalışmakla hata yapmış olabilirler. Benim çalışma tarzımın herkese uymasını beklemiyorum. Zaten böyle bir derdim de yok. ‘Alpha Dog’un oyuncu seçme sürecinde doğrusu çok şanslıydık. Çünkü senaryodaki tüm roller için görüştüğüm ilk aktörler, o rolleri oynayabilecek en mükemmel insanlar oldu. Uzun uzun aramama gerek kalmadı.”
Çetenin egomanyak lideri Johnny Truelove rolünde Emile Hirsch
Gençler grubunun egomanyak lideri Johnny Truelove rolü için, daha önce “Lords of Dogtown”, “The Girl Next Door”, “The Emperor’s Club” ve “The Dangerous Lives of Altar Boys” adlı filmlerdeki performansıyla gelecek vaad eden genç aktör Emile Hirsch tercih edildi. Senaryoyu okuyan Emile Hirsch, bu rolde oynamak istediğini söyledi. Nick Cassavetes ile tanışmasının hemen ardından Johnny Truelove rolü bu genç aktöre verildi.
Emile Hirsch, senaryonun kendisinde bıraktığı izlenimleri şu sözlerle dile getiriyor: “Senaryoyu okuduğumda ilk tepkim, ne kadar büyük bir drama olduğuydu. Kalbimin hızlı hızlı attığını hissettim. Beni o gençlerin dünyasına götürdü ve o durumda ben olsaydım ne yapardım sorusunu kendime sormamı sağladı. İnsanı çıkış noktası bulmak zorunda olduğunuz ürkütücü, karanlık girdaplara sürükleyen son derece güçlü bir senaryoydu.”
Böylesine derinliği olan bir rolle başa çıkmanın her aktör için büyük deneyim olduğunu söyleyen Emile Hirsch, sözlerine şöyle devam ediyor: “Portresini çizdiğim bu karakterde vahşi bir yapı var. Johnny karakteri filmin başlangıcında olağanüstü ukala bir gençtir ve kendi dünyasının kontrolünü tam olarak elinde tutar. Ancak son noktada sahip olduğu herşeyi kaybeder. Bu geçiş sırasında dengesini kaybettiğini, adeta çaresiz küçük bir çocuğa dönüştüğünü görürüz.”
Johnny’nin gizemli işadamı babası Sonny Truelove rolünde Bruce Willis
Film yapımcıları, Johnny Truelove’ın birtakım yasadışı işler çeviren gizemli işadamı babası Sonny Truelove rolü için Bruce Willis ile çalışma fırsatı buldular.
Aslında Cassavetes bu rolde Bruce Willis’in oynayabileceğinden çok umutlu değildi. Ünlü aktörün çalışma takviminin belki uygun olabileceği ve ilgilenebileceği beklentisiyle ajansına senaryonun bir kopyasını gönderip cevap beklemeye başladı.
Gerisini Cassavetes’in kendisinden dinleyelim: “Bruce Willis’in oynamayı kabul etmesi halinde isteyeceği ücreti ödemek için yeterli bütçeyi bulup bulamayacağımdan dahi emin değildim. Buna rağmen belki kabul eder umudunu taşıyordum. Senaryoyu okuduktan sonra hemen sözleşmeyi imzaladı ve o andan itibaren set içinde ve dışında kendisini tamamen bu filme adadığını gördüm. Sonny Truelove rolü kolayca üstesinden gelebileceği bir rol olduğu halde bunu yeterli görmeyip ön hazırlık aşamasında filmdeki herkes gibi o da kendi araştırmasını yaparak sete geldi. Rolünü çok iyi anladı ve kavradı. Bence bu filmin şampiyonu Bruce Willis oldu.”
Yapımcı Sidney Kimmel’in bu konudaki yorumu ise şöyle: “Filmin oyuncu kadrosunda pırıl pırıl genç aktörlerin yanısıra Bruce Willis ve Sharon Stone gibi marka olmuş isimlerin de yer alması, anlattığımız öykünün ne kadar güçlü olduğunun göstergesidir.”
Bruce Willis ise, bu filmde oynama kararında yönetmen, konu ve oyuncu kadrosu üçgeninin önemli rol oynadığını belirterek şöyle konuşuyor:
“Sonny karakteri gerçekten ilgimi çekti. Portresini çizdiğim bu karakter, hayat ve aile gibi kavramlar üzerinde kendine özgü felsefesini oluşturmuş bir adamdır ve kendi gerçeğine tüm kalbiyle inanır. Bu konulardaki felsefesini oğluna da geçirmiş olduğu için, son noktada meydana gelen faciada Sonny’nin de katkısı ve sorumluluğu vardır. Böyle bir baba, çocuk sahibi olduğunda onu da kendi doğrularına ve belirli bir mentalitenin kurallarına göre yetiştirir. Nick Cassavetes’in senaryosunda bu öykü adeta bıçak keskinliğiyle ama büyüleyici ve gözlemci dokunuşlar eşliğinde anlatılıyordu.”
Johnny’nin yaşam tarzı ve ahlaki tercihlerinin temelinde Sonny ile Johnny arasındaki baba-oğul ilişkisi modelinin önemli etkisi vardır. Bu da, gençler üzerindeki ebeveyn etkisi ve meydana gelen kötü olaylarda ebeveynlerin rolüyle ilgili birtakım soruları gündeme getirir.
Johnny Truelove rolünde oynayan Emile Hirsch’in bu konudaki yorumu şöyle: “Johnny’i bu şekilde yetiştiren kişi, elbette ki babası Sonny’dir. Dolayısıyla Johnny öğrendiği herşeyi ondan öğrenmiştir. Kısacası baş eğitmeni babası olmuştur. Konuya ebeveynler açısından bakacak olursak, Johnny’nin bu durumda olmasının sebebi ailesi tarafından ihmal edilmiş olması değil; diğer çocuklardan farklı, silahlarla dolu bir ortamda büyümüş olmasıdır.”
Karizmatik ve yakışıklı Frankie Ballenbacher rolünde Justin Timberlake
Baba-oğul Johnny ve Sonny Truelove rolleri için Emile Hirsch ve Bruce Willis ile anlaşan film yapımcıları, Johnny’nin çetesindeki diğer gençleri oynayacak aktörleri bulmak için arayışa geçtiler. Bir önceki filmi “The Notebook”u yapmadan önce ünlü şarkıcı / aktör Justin Timberlake ile tanışmış olan Nick Cassavetes, gençler çetesindeki karizmatik ve yakışıklı Frankie Ballenbacher rolü için Justin Timberlake’in çok uygun olacağını biliyordu.
Nick Cassavetes bu karakterin özelliklerini ve Justin Timberlake’in bu filmdeki rolünü nasıl karşıladığını şu sözlerle anlatıyor: “Bence bu öyküde içini doldurması en zor karakter Frankie’dir. Çünkü küçük çocukla arkadaş olur ve bu olayların meydana gelmesine yol açar. Kendisini bu rolde istediğimi telefonda Justin’e anlattım. Birkaç dakika bile geçmeden beni arayarak filmde oynayacağını söyledi.”
Justin Timberlake ise rolü bu kadar çabuk kabul etmesinin sebebini şu sözlerle açıklıyor: “Nick inanılmaz bir yazardır. Senaryoyu okuduktan sonra bunun ses getiren bir öykü olacağını düşündüm. Çünkü sadece çeteler, gangsterler, uyuşturucular ve kötü çocuklar üzerine bir öykü değil, aynı zamanda aileler ve ebeveynler üzerine, daha doğrusu bunların eksikliği ve yetersizliği üzerine bir konu akışı var. Filmde özetle getirebileceği sonuç ve ihtimalleri gözardı ettiğiniz takdirde küçük gibi görünen durumların ne kadar tehlikeli şekilde tırmanabileceği anlatılıyor.”
Frankie Ballenbacher rolünde oynayan Justin Timberlake ise, portresini çizdiği bu karakterin renkli kişiliğinin yanısıra yol açtığı durumla ilgili etik soruların ilgisini çektiğini belirterek, bu karakter için şu yorumu yapıyor:
“Frankie belki de grubun en dobra konuşan üyesidir. Ayrıca Johnny’nin grubundaki tüm karakterler arasında belki de en yürekli olanı yine odur. Bulaştıkları bu işin bu kadar ileri noktalara gideceğini düşünmeden olayların içine girmiştir. Frankie karakteri bu özellikleriyle benim gönlümü kazandı.”
Çetenin dışlanmış ama sadık üyesi Elvis Schmidt rolünde Shawn Hatosy
Johnny’nin çetesi içerisinde diğer arkadaşları arasında kendisini dışlanmış, yabancı gibi hisseden ama gruba çok bağlı olan Elvis Schmidt adlı bir genç daha vardır. Yönetmen Cassavetes bu rol için daha önce “John Q” adlı filmde yönettiği genç aktör Shawn Hatosy’i seçti.
Johnny’nin çetesindeki Elvis Schmidt’in yeri grup içerisindeki hiyerarşinin en altındadır. Bu yüzden grup içinde sınırsız aşağılama ve hakarete maruz kalmaktadır. Ayrıca bir borçtan dolayı da Johnny’e hizmet vermek zorundadır. Kardeşleri hapishanede olan ve babasız büyüyen Elvis, bu nedenle Johnny’i ağabey gibi, Sonny’i de baba gibi görmektedir.
Bu rolde kamera karşısına geçen Shawn Hatosy, portresini çizdiği karakteri şu sözlerle tanımlıyor: “Elvis bu çete içerisinde kendisini diğerlerinin gördüğünden farklı şekilde görür. Hatta kendisini diğer grup üyeleriyle eşit konumda zannettiği bile olur. Herhangi bir problem meydana gelip de Johnny ona ihtiyaç duyduğunda, ona borcundan dolayı grup içinde çalışmakta olduğunu unutup kendisini bir kahraman gibi görmeye başlar.”
Jake Mazursky rolünde Ben Foster
Küçük kardeşinin kaçırılması üzerine Johnny ve çetesiyle çatışmaya başlayan ve gençlerin önceden hesaplayamadığı büyük yıkıma yol açan Jake Mazursky rolünde Ben Foster kamera karşısına geçti. Bu rol için Ben Foster’la yaptığı görüşmenin de çok kısa sürdüğünü belirten Nick Cassavetes, “Ben ile sadece bir defa görüşerek rolü anlattım. Hemen o anda kabul etti. Sadece senaryoyu okumasını isteyip istemediğimi sordu, ben okumasına gerek olmadığını söyledim. Ben’in önceki çalışmalarını çok iyi tanıdığım için bu rolü benim yazdığımdan bile daha iyi oynayacağından emindim” diyor.
Jake Mazursky rolünü hiç düşünmeden kabul eden Ben Foster’ın senaryoyla ilgili yorumu şöyle: “Nick’in senaryosunun en sevdiğim yönü karakter yapılarına gösterilen özen oldu. Bu gençler elbette sevimli gençler değildir. Ancak sonuçta genç oldukları için onları affedebilmek kolaydır. Filmde bu gençlerin, çete olmaya özenmekle insan olmak arasındaki farkın ayırdına varması, çete olmaya özenmekle gerçekten çete olmak arasındaki çizginin çok ince olduğu üzerinde duruluyor.”
Nick Cassavetes ise, Ben Foster’la yaptığı görüşmede neler konuşulduğunu şu sözlerle anlatıyor: “Bu tipte bir rol sözkonusu olduğunda o rolü dolduracak aktörün de büyük bir aktör olması gerekiyordu. Ben Foster mükemmel bir oyuncu olduğu için ilk onu düşündüm. Ancak belirli klişe düşüncelere aykırı şekilde oynaması gerektiğini kendisine hatırlattım. Ortaya koyduğu Jake Mazursky karakteri bu nedenle son derece ürkütücü oldu. Jake Mazursky’nin bu kadar ürkütücü olmasından şikayeti olan varsa bunun hesabını Ben Foster’dan sorması gerekir. Çünkü nasıl bir rolde oynayacağını bilerek bu işe kalkıştı. Kendisine bu rolünden dolayı ağır saldırılar ve eleştiriler geleceğini biliyordu ama yine de oynadı.”
Saldırgan ruhlu Jake Mazursky rolünü oynamanın çok keyifli olacağını tahmin ettiği için bu rolü üstlendiğini söyleyen Ben Foster’ın bu karakterle ilgili yorumu şöyle:
“Jake karakterini oynarken öncelikle gangsterliğe özenen Johnny karakterinin eğilimleriyle tam bir tezat oluşturmasını istedim. Jake oldukça karanlık bir karakterdi ama oynaması keyifli oldu. Jake kuru sıkı atmayan, dediğim dedik bir karakterdir. Eğer kafanızı kıracağını söylemişse mutlaka kırar. Buna karşılık Johnny’nin çetesindeki gençler şiddete yönelirken bir nevi çetecilik oyunu oynar gibidir. Jake’in yaşam tarzı o gençlerin tam tersidir. O rol yapmaz, olduğu gibi davranır. Johnny ile Jake’nin karşılaşıp kafa kafaya geldiği noktada ise iki farklı dünyanın çarpışması sözkonusudur.”
İki farklı dünyanın kafa kafaya çarpıştığı andan itibaren olaylar hızla tırmanmaya başlar. Ne Johnny, ne de Jake’in geri adım atmaya niyeti yoktur. Johnny aslında karşısındaki rakibinin çetin ceviz olduğunu çoktan anlamıştır ama ona karşı duruşunu biraz olsun zayıflattığı takdirde Jake’in dalga dalga üzerine geleceğini anlamıştır ama artık geri adım atmak için çok geç olmuştur.
Johnny rolünü oynayan Emile Hirsch’in bu konudaki yorumu şöyle: “Jake onların başına bela olmaya başladığında Johnny bir an için duraksayıp kiminle dans ettiğini anlamaya çalışır. O güne kadar çatıştığı diğer çeteler ile Jake arasındaki büyük farkı anlamıştır. İçine düştüğü çıkmazı çözebilmek için Jake’in üzerine biraz daha farklı yöntemlerle gitmesi gerektiğinin farkına varır.”
Kaçırılan küçük Zack rolünde Anton Yelchin
Johnny ile Jake arasındaki bu çatışma domino etkisi yaratarak yeni olaylar zincirinin startını verir. Jake’e karşı son bir misilleme yapmak için Johnny’nin eline yeni bir fırsat geçer. Yeni girişiminin yol açabileceği uzun vadeli sonuçları düşünmeden acele karar vererek o fırsatı değerlendirmeye kalkışır. Johnny, Frankie ve onların Tiko adlı arkadaşı, bir parti sonrasında çöl yolundan evlerine dönerken Jake’in 15 yaşındaki kardeşi Zack’i görürler. Küçük Zack’in anne-babasıyla yeni bir kavga etmemek için evden kaçmış olduğunu anlayınca küçük çocuğu kaçırmaya/rehin almaya karar verirler. Jake istenilen parayı ödeyene kadar Zack’i rehin tutacaklardır.
Jake’in duygusal ruhlu küçük kardeşi Zack rolü için Nick Cassavetes’in tercihi, henüz 17 yaşında olduğu halde bugüne kadar birçok sinema ve televizyon filminde oynayarak yıldızı parlayan genç aktör Anton Yelchin’den yana oldu.
Yönetmen Nick Cassavetes, Zack rolü için neden Anton Yelchin’i tercih ettiğini şu sözlerle açıklıyor: “Anton bu gençteki duygusal karmaşanın tüm boyutlarını yansıtmayı başardı. İlgi çekme ihtiyacını, bağımsızlık ihtiyacını, büyümeyi reddetmesini, ağabeyine duyduğu bağlılığı, hepsini başarıyla beyazperdeye taşıdı. Filmdeki kadın karakterlerin hepsi bu çocuğa kaybolmuş köpek yavrusu muamelesi yaparlar ama Zack o kadar basit bir genç değildir. Başı derttedir ama bu gencin asıl sorunu kendi yaşam tarzıyla ilgilidir. Artık çocuk muamelesi görmeyi istemez ama henüz erkek olmayı da istemediği için kafası karışıktır. Anton tüm bunları mükemmel yansıttı.”
Johnny’nin çetesi tarafından rehin alınan Zack, Frankie’nin koruması altına verilir. Çetenin elinde bulunduğu birkaç günlük süre içerisinde onların yaşam tarzına uygun şekilde yaşamaya başlar. Hatta kendisini onlarla arkadaş olmuş gibi hisseder. Çete üyelerinin kadınlarla yaşadığı keyifli anları dikkatle izlemekte, içki içtikleri ve uyuşturucu kullandıkları sırada onlara eşlik etmektedir. Aslında büyük tehlike altında olduğuna inanmak istemez. Kendisini kaçıranlar tarafından kabul görme isteğiyle yanıp tutuşur. Hatta zaman içinde kendisini onların bir parçası gibi hissetmeye başlar.
Zack rolünde oynayan Anton Yelchin, kaçırılan çocuğun kendisini kaçıran çete içerisindeki durumu hakkında şu yorumu yapıyor: “Zack kaçırıldığında çete elemanlarının onayını ve beğenisini kazanmak ister. Evinden kaçmıştır ve ailesinden uzak olmak, ağabeyine yardım etmek istemektedir. İyi huylu bir çocuk olduğu için çete üyelerinin kendisine herhangi bir zarar vermeyeceğine güvenmektedir. Hatta daha ileri giderek onlarla arkadaş olduğuna inanmaya başlamıştır.”
Dıştan bakıldığında Zack’in sağlam, sevgi dolu ve destekleyici ebeveyenleri vardır. Çocuklarını çok seven anne-babanın tek isteği ve çabası, küçük oğullarının da ağabeyinin gittiği yoldan gitmemesidir. Ancak bu durum Zack üzerinde tam ters etki yapar ve onu ailesine karşı isyan noktasına getirir.
Küçük oyuncu Anton Yelchin, portresini çizdiği karakterin ailesiyle ilişkisini şu sözlerle yorumluyor: “Zack’in annesi, oğlu için en doğru olanı yapmak ister. Bu isteği sonucunda çocuğu üzerindeki kontrolünü abartılı boyutlara getirmiştir. Annesinin kurduğu baskıdan biraz olsun kurtulmak istedi diye bu çocuğu suçlayamazsınız. Çocuğunuzun hayatının bir parçası değilseniz bunun yetersiz ebeveyenlik göstergesi olduğunu söylemek kolaydır, ama onunla aşırı derecede ilgileniyorsanız hiç ilgilenmemekle aynı derecede önemli bir sorun yaratıyorsunuz demektir.”
Zack’in annesi Olivia Mazursky rolünde Sharon Stone
Zack’in annesi Olivia Mazursky rolü için gereken duygusal derinlik ve çaresizliğin üstesinden gelecek bir kadın oyuncu bulmak gerekiyordu. Aradığı bu niteliklerin hepsini Sharon Stone’da bulduğunu söyleyen Nick Cassavetes, “Senaryoyu yazdığım sırada kimlerin oynayacağını pek düşünmem. Bu karakter çocuğuna aşırı düşkün bir anne olduğu için Sharon’un kolayca üstesinden gelebileceği bir rol olduğunu biliyordum. Sharon imzayı attıktan sonra diğer tuğlaları sırasıyla yerine yerleştirme fırsatını bulduk” diyor.
“Alpha Dog”da üstlendiği Olivia rolü sayesinde çok katmanlı bir karakteri hayata geçirme şansını elde ettiğini belirten Sharon Stone ise, rolüyle ilgili olarak şöyle konuşuyor:
“Senaryoyu okuduğum andan itibaren bu role iki farklı perspektiften baktım. Bunlardan birisi anne olan yetişkin bir kadının perspektifiydi. Diğeri ise çevresinde bu tip insanları görerek büyüyen ve ergenlik döneminde çok zor bir deneyim yaşamak zorunda kalan Zack’in perspektifi oldu. Ayrıca böyle bir rolü oynayabilmek, böyle bir öykünün anlatımına katkıda bulunmak da benim için ayrı bir onurdu. Yönetmenlik koltuğunda Nick gibi deneyimli bir isim varken iyi ellerde olduğumuzu, ortaya çok sağlam bir film çıkaracağını biliyordum.”
“Alpha Dog”un diğer yan rollerinde ise şu oyuncular kamera karşısına geçti:
• İyi tabiatlı tembel ruhlu genç Keith rolünde Christopher Marquette,
• Johnny’nin kız arkadaşı Angela rolünde Olivia Wilde,
• Johnny’nin eski okul arkadaşlarından Buzz rolünde Lukas Haas,
• Julie rolünde Amanda Seyfried,
• Sonny’nin hemşerisi Cosmo rolünde Harry Dean Stanton,
• Tesadüfen katıldığı grupta eyleme katılmak zorunda kalan Susan rolünde Dominique Swain,
• Angela’nın babası Douglas rolünde Alan Thicke,
• Zack’in babası Butch rolünde David Thornton,
• Ben’in kız arkadaşı Wanda rolünde Heather Wahlquist.
“ALPHA DOG”UN HAZIRLIK VE ÇEKİM SÜRECİ
Yönetmen Nick Cassavetes, prodüksiyon işlemlerine başlamadan önce aktörlerin rollerine hazırlanmasını sağlamak için sıradışı bir yaklaşım getirdi. Film çekimlerinin başlamasından önceki haftalarda aktörlerle prova yapmak şeklindeki klasik anlayış yerine çok farklı bir yöntem izlendi. Filmin başrollerinde oynayacak aktörler, yönetmenin kardeşi Frank Cassavetes’in yönetimi altında çok yoğun antrenman ve idmanlar, çok katı diet içeren bir fitness programına alındı.
“Alpha Dog”un baş karakterlerini oluşturan gençler, uzun zamandan beri birbirini yakından tanıyan insanlardı. Çocukluklarından beri aynı okula gitmişler, aynı çevre içerisinde yetişmişlerdi. Senaryo yazarı / yönetmen Cassavetes’in bu konuda karşılaştığı en büyük zorluk, bu gençler arasında uzun yıllardır oluşmuş olan arkadaşlık ve dostluğun beyazperdede nasıl yansıtılacağıydı.
Cassavetes bu dostluk konusundaki düşüncelerini şu sözlerle ifade ediyor: “Bu gençler birbirini uzun yıllardır tanımanın getirdiği rahatlık içindeydiler. Böyle bir dostluğu nasıl yansıtırsınız? Eğer bir insanla uzun süre aynı evi paylaşırsam, böylesine derin bir ilişkinin nasıl bir şey olduğunu keşfetmek için yeterli zamana sahip olabilirim diye düşündüm. Filmdeki ailelere, erkek ve kız kardeşlere bu kadar yakın durmamızın sebebi buydu. Bir bakıma onlarla beraber yaşamak zorunda kaldık. Buna paylaşılmış çaresizliği yaşamak da diyebilirim. Öncelikle bu çocukların hep beraber yaşadığı “çaresizliği” beyazperdede yaratmanın, beyazperdeye yansıtmanın bir yolunu düşünmem ve bulmam gerekiyordu.”
Yönetmen sözlerine şöyle devam ediyor: “Antrenman ve eğitim aşamasının başlangıcından hemen öncesinde hepsini San Fernando Vadisindeki bir evde bir araya getirdim. Biraz zaman geçince birbirlerine alışmaya başladılar. Kısa süre sonra şakalaşmalar ve birbirlerine kafa tutmalar geldi. Bir yandan da eğitim ve antrenman çalışmaları devam ediyordu. Ben durumu uzaktan aldığım haberlerle izliyordum. Birkaç gün sonra beni arayıp, aralarına katılmadığım takdirde artık eğitim çalışmalarını yapamayacaklarını söylediler. Böyle olacağını bekliyordum zaten. Gönüllerini kazandığımı anlamış oldum. Onların isteği üzerine yaşlı ve yağlı bedenimle eğitimlere ben de katıldım. Hareketlerin birçoğunu yapamadığım için bana gülüyorlardı. Ben de onlara gülüyordum. Böylece aramızda sağlam bir beraberlik oluştu. Hepsi bana güvendiler, ben de onlara güvendim.”
Çetenin başı Johnny Truelove rolünde oynayan Ben Foster, çekimler öncesinde aynı ortamda kalmanın getirdiği yararları şu sözlerle anlatıyor:
“Bu süreç sonunda aramızda sağlam arkadaşlık ve dostluk bağları oluştuğunu hissettik. Bu da, portresini çizeceğimiz karakterleri organik açıdan keşfetmemizi sağladı. Hazırlık sürecinde neyi başarmak istediği konusunda Nick’in elinde açık ve net bir plan var mıydı bilemem ama tahminime göre içgüdüsel bir davranışla bu yöntemi buldu. San Fernando Vadisindeki o evde kendimize göre bir dünya kurduk ve her zamanki yaşadığımız çevrelerden uzaklaşmak suretiyle kendi küçük alt kültürümüzü yarattık. Orada yaşadığımız günler, herkesi gerçek anlamda bir araya getiren farklı bir dilin veya çevrenin yaratıldığı yepyeni bir ortam oluşturmak gibiydi.”
Justin Timberlake ise çekim öncesi yaptıkları eğitim/kamp günleriyle ilgili olarak şu yorumu getiriyor: “Nick’in bizlere işkence etme isteğini bir yana bırakacak olursak, bu süreç sonunda dostluk bağlarının ne anlama geldiği hakkında çok güçlü izlenimler edindiğimizi söyleyebilirim. Bence çok ilginç, çok çarpıcı bir süreçti. Çünkü senaryoda karakterler hakkında ne yazılırsa yazılsın, aktörlerin o rolü kendi gerçek hayatındaki eğilimlere göre oynamak gibi bir huyu vardır. Ancak çekimler öncesinde karşınızdaki insana yaklaşıp onunla dostluk kurunca, iki arkadaş arasındaki çatışmayı ekrana yansıtmak daha kolay olur. Çünkü çatışmanın iki tarafı da kendisini daha rahat hisseder. Son derece yorucu bir süreç olmakla birlikte hepimizin performansına yükseltici/destekleyici yönde katkıda bulunduğu ortada…”
Grubun fiziksel hazırlık sürecinin yanısıra aktörlerin öğrenmesi gereken başka detaylar da vardı. Cassavetes’in yazdığı senaryoda şekillenen karakterlerin hangi tipte insanlar olduğunu çok iyi anlamaları, bir başka deyişle portresini çizecekleri karakterle ‘tanıdık olmaları’ gerekiyordu. Bunu başarmaları için gereken materyal de aktörlere sağlandı.
“Alpha Dog”un kompleks / karmaşık öyküsünün getirdiği zorlukların yanısıra aktörleri bekleyen çok özel bir zorluk daha vardı. Bunun ne olduğunu Justin Timberlake’in kendisinden dinleyelim:
“Gerçek yaşamdaki kişilik yapımızla beyazperde üzerindeki karakteri birbirine nasıl harmanlayabiliriz sorusu üzerinde uzun uzun düşündüm. Frankie karakterini yaratabilmek için bu konu üzerinde kafa yormam gerektiğinin farkındaydım. Üstlendiğim karakteri kendime özgü kılarken Nick’in senaryo üzerinde yazdığı sözcüklerden bol bol yararlanma fırsatı buldum.”
Johnny’nin heyecan ve macera arayan kız arkadaşı Angela rolünde kamera karşısına geçen Olivia Wilde ise, bu konuda şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Önemli ahlaki değerlerden yoksun Angela karakterini oynamak benim için hayli zor oldu. Setteki birçok oyuncunun böyle karakterleri oynamaktan dolayı rahatsızlık çektiğini duyuyordum. Kendi kişiliklerinin o karakterlere benzemediğini düşünüyorlardı. Bizler oyuncu olarak, empati duyduğumuz karakterleri oynamaya daha alışkınız. Gerçekten anlayabildiğimiz, gerçek bağlantı kurabildiğimiz karakterleri oynamak daha kolayımıza gelir. Buna rağmen elimden geleni ortaya koyarak oynadım. Hatta bazı günlerde böyle bir kişilik yapısına sahip bir kızı izleyici karşısına çıkaracağım için kendimi kötü hissettiğim anlar bile oldu.”
Sözü bu noktada devralan Justin Timberlake şöyle devam ediyor: “Nick Cassavetes’in getirdiği böyle bir hazırlık sürecine fazlasıyla susamış aktörler topluluğuyduk. Herkes A kalite oyun ortaya koydu. Böyle oyun çıkarmamızı sağlayan da Nick’in ta kendisi oldu. Kendimizi olağanüstü rahat hissettiğimiz bir çevre yaratmak suretiyle kucağımızda ne varsa ortaya dökmemizi sağladı. Bu yaklaşımıyla bizlerden farklı farklı seçenekler alıp kurgu masasında en iyisinin hangisi olduğuna karar verdi.”
Yönetmen Nick Cassavetes’in olağanüstü derinlikteki bilgisi, işine bağlılığı ve yaratıcılığı sadece aktörleri değil, çekim sürecine katılan herkesi etkiledi. Filmin yapımcılarından Chuck Pacheco’nun Cassavetes ile ilgili yorumu şöyle:
“Nick hayranlık uyandırıcı bir yazar / yönetmendir. Aktörlerle ve setteki diğer insanlarla nasıl iletişim kurulması gerektiğini çok iyi bilir. Senaryoyu yazdığı süreçte onu izlemek keyifli olduğu gibi, kafasının içindeki herşeyi ortaya koyduğu gelişim sürecini izlemek de başlıbaşına bir keyifti.”
Cassavetes’in daha önceden oyunculuk deneyimi olduğu için aktörleri daha iyi anlayabildiğini savunan Justin Timberlake ise, “Diğer yönetmenlerle çalışırken kolay kolay bulamadığımız anlayış derinliğini onda buluyoruz. Daha önceden kamera önü deneyimi olması nedeniyle mesajını bir aktöre nasıl iletmesi gerektiğini iyi bildiği için çalışmak daha kolay oldu” diyor.
Justin Timberlake sözlerine şöyle devam ediyor: “O işine tüm yüreğini koyan çok dinamik bir yönetmendir. Diplomat tavırlardan hayli uzak, duygusal yoğunluğa sahip bir yönetmen olduğunu söyleyebilirim. Aynı zamanda çok dürüsttür ve bazı şeyleri bilmediğini kabul eder. Eğer siz onun beklediğinden daha iyisini getirmişseniz, istediğiniz şekilde yapmanıza izin verir. Oyuncuyu rahat ettirmek için elinden geleni yapar. Hiçbir şey onun için tabu değildir.”
“Alpha Dog”un arka plan görüntülerinin yaratılmasında Nick Cassavetes, daha önce “The Notebook” adlı filminde beraber çalıştığı görüntü yönetmeni Robert Fraisse’yi görevlendirdi. “The Notebook”un yanısıra geçtiğimiz yıllarda imzasını attığı “Enemy at the Gates”, “Ronin” ve “Hotel Rwanda” gibi filmleriyle tanınan Robert Fraisse’nin tercih edilmesinin sebebi, “Alpha Dog” gibi katı gerçekçilik temeline dayandırılmış bir projenin gerektirdiği görüntüleri sağlayabilecek görüntü yönetmeni olmasıydı.
Görüntü yönetmeni Robert Fraisse’den öncelikli isteğinin gerçekçi ve kışkırtıcı görüntüler olduğunu belirten Cassavetes, “Filmde anlattığımız dünyanın, o ortamda yaşayanlar için kışkırtıcı olduğu gibi filmin genel görünümünün de izleyici için kışkırtıcı olmasını istedim. Robert senaryoyu gerçekten çok iyi anladı ve bizlerle uyum içinde fikirlerle katkıda bulundu.”
“Alpha Dog”un çekimlerinin büyük kısmı Güney Kaliforniya’da hayata geçirildi. Tercih edilen mekanlar arasında San Fernando Vadisi ve çevresiyle Los Angeles kentinin dış çevresi ağırlıkta bulunuyordu. Ayrıca Kaliforniya çöllerinde de yolculuk yapılarak Palm Springs’teki bir resortta, Agua Dulce Şelalesi yakınlarındaki Vasquez Rocks Doğal Koruma Parkında da çekim yapıldı.
“ALPHA DOG” ÜZERİNE KÜLTÜREL TARTIŞMALAR
“Alpha Dog”da günümüz Amerikan toplumu ve gençlik kültürü üzerine temalar işlenirken aşırı felsefi ve yargılayıcı tonlamalardan özellikle kaçınılır. Filmin oyuncularından Olivia Wilde’in bu yaklaşım konusundaki gözlemleri şöyle:
“Bu filmde genç insanların yeni kentli, beyaz ve orta sınıf Amerikan rüyası anlatılır. Yeni Amerikan rüyasında gangster / çete üyesi olma isteği var gibi geliyor bana… Çocukların iyi okullara gitmesinin ve gözlerini kapatıp sadece ders çalışmasının istendiği bir dünyada oldukça yaygın görünen bir kimlik bunalımı sözkonusu… Çete üyesi olmak isteyen bu çocukların çoğunun iyi bir aile yapısı ve sınırsız özgürlüğü var ama buna rağmen ne yapacaklarını bilemiyorlar.”
Yönetmen Nick Cassavetes ise bu tartışmaya şu sözlerle katılıyor: “Amerika doğası gereği karşıt kültürlerin ülkesidir. Karşıt kültürün kahramanları ise toplum tarafından dışlanmış insanlar ve suçlulardır. Bugünün gençlerinin tüm dikkatini kriminal kültüre çevirmiş olduğunu görüyorum. O kültürü özümsemeye çalışır gibiler… Günün birinde çete üyesi veya gangster olmayı başarsalar bile ya da o dünyanın içinde neler olacağını bilmeseler bile o insanların etkisi altındalar…
Cassavetes sözlerine şöyle devam ediyor: “Karşılıklı konuşup aslında öyle olmadıklarına yarı yarıya inandırmayı başarsanız bile, belli bir noktadan sonra kendilerini kanıtlama derdine düşüyorlar. Zaten bela da o noktadan sonra başlıyor. Eğer elinde silahı varsa ve birisi çıkıp da sinirini bozan bir şey söylediyse o silahı kullanabiliyorlar. Amerikalı beyaz çocukların böyle konular üzerinde çok fazla konuştuğunu duyabiliyorsunuz. Onlara kriminal kültürü, farklı bir dili ve şiddeti tanıtan müzikler dinliyorlar. Bir süre sonra da kriminal kültür onların benliğinin parçası haline geliyor.”
Filmin oyuncularından Emile Hirsch’in yorumu şöyle: “İzleyicinin gerçek anlamda duygusal bir film beklemesi gerektiğini düşünüyorum. Bu filmde o çocukların hayatında olup biten herşeyin altı kalın çizgilerle çiziliyor. Bazı noktalarda gerçekten iğrenç diyaloglar var. Gençlerin birbirine yaptığı şakaların oldukça vahşi ve kaba olduğunu görüyoruz. Bununla birlikte filmde, bu karakterlerin sadece birer çocuk olduğunu sürekli hatırlatan bir duyarlılık var.”
Justin Timberlake ise bu konudaki yorumunu şu sözlerle dile getiriyor: “Bu filmin Amerika üzerine parmak basan bir film olduğunu düşünmüyorum. Sonuçta herkesin kendi ailesinin dinamikleriyle ilgili kendi doğruları vardır. Herkes bir zamanlar gençti ve kendisinin yıkılamaz olduğunu düşünüyordu. Gençken hayatın keyifli olup olmadığı konusuna pek kafa yormazsınız. Bunu zaman içinde kendi deneyimlerinizle bulursunuz. Sonuçta bu filmdeki karakterler aslında çok da kötü çocuklar değil. Burada ihmalin, naifliğin, hayat ve ölüm gibi kavramların sonuçlarını tam anlamadan bir işe kalkışmanın mükemmel örneği yer alıyor.”
Yazar / yönetmen Cassavetes ise, “Alpha Dog”da detaylandırılan üzücü ve acı olayların kolay cevaplar getirmediğini belirterek şöyle konuşuyor: “Ne kadar ince eleyip sık dokusak da bu filmde kolay cevapların yer aldığını söyleyemem. Bu filmi yaparken yaşadığım deneyim sadece böyle şeylerin nasıl olabileceğini anlamaya çalışmaktan ibaretti.”
Sharon Stone ise, “Alpha Dog”un odak noktasında yer alan “trajik eksiklik” konusunda filmin oyuncu ve teknik ekiplerinin ortak düşüncesini şu sözlerle özetliyor:
“Herhangi bir hata yaptığımızda kendimiz ortaya çıkıp, ‘Bu benim hatamdır, bu hatayı ben yaptım, şimdi o hatayı düzeltmek için ne yapabilirim?’ diyebilmeyi öğrenelim. Hata yaptığını bilmek, insan olmanın olmazsa olmaz bir parçasıdır. Hiçbirimiz mükemmel değiliz. Küçüklü büyüklü hatalar yapabiliriz. Ancak sanırım insanlar hatalarını itiraf etmeyi başaramıyorlar. Bunu aileden, çevreden ve işyerinden öğrenemediklerini düşünüyorum. Hepimiz sadece hata yapma korkusunu öğreniyoruz. Bir hata yapıyorsunuz ve işiniz bitiyor. Filmde anlatılan öyküdeki çocukların başına gelen de budur. O çocuğu rehin almakla hata yapıyorlar. Sonuç ortada. Toplumdaki diğer insanlarda gördükleri hataları yaptıklarını görüyorsunuz. Ancak aslında onlar çocuktur. Çocuk olmakla kötü yetişkin olmak arasındaki ince çizgide yalpaladıklarını görüyoruz. Bununla başa çıkabilecek araçlara da sahip olmadıkları için zaten berbat olan durumu daha kötüleştirecek en korkunç yöntemi seçiyorlar.”
http://img409.imageshack.us/img409/7630/alphadog11024ik8.jpg
http://img253.imageshack.us/img253/2398/alphadog21024fs8.jpg
http://img253.imageshack.us/img253/3300/alphadog31024tz6.jpg
http://img253.imageshack.us/img253/6022/alphadog41024vh8.jpg
http://img340.imageshack.us/img340/8827/alphadog51280rv9.jpg
http://img253.imageshack.us/img253/7451/alphadog61024ui3.jpg
http://img253.imageshack.us/img253/5286/alphadog81024xv9.jpg
@mkaya değerli çalışmalarında kolay gelsin bu karelerde benden iyi çalışmalar
takdogan 09-03-2007, 10:00 bilgilendirme için teşekkurler
Filefactory
http://www.filefactory.com/file/19669d/
http://www.filefactory.com/file/6033da/
http://www.filefactory.com/file/f93243/
http://www.filefactory.com/file/0e13d6/
http://www.filefactory.com/file/3077e4/
http://www.filefactory.com/file/7917be/
http://www.filefactory.com/file/4a5e0c/
http://www.filefactory.com/file/8f6f6c/
http://www.filefactory.com/file/847859/
http://www.filefactory.com/file/1d584f/
http://www.filefactory.com/file/767dcf/
http://www.filefactory.com/file/b05e30/
http://www.filefactory.com/file/36484a/
http://www.filefactory.com/file/01dc19/
http://www.filefactory.com/file/d20e7e/
http://www.filefactory.com/file/02beec
|
|