Tüm Versiyonu (Orjinalini) Göster : sinema haberleri sinema vizyon


cımsky
23-01-2007, 00:02
En sevilen Denzel

http://img256.imageshack.us/img256/9634/27433441yx.jpg (http://imageshack.us)
Oscarlı yıldız Denzel Washington, Amerika'nın en sevilen yıldızı seçildi. Harris Interactive Poll adlı kuruluş tarafından yapılan kamuoyu araştırmasının sonuçlarına göre, Washington, iki yıldır bu unvanı koruyan Tom Hanks'i ikinci sırada bırakarak,Amerika'nın en sevilen yıldızı unvanını aldı.


Listede üçüncü sırada western filmlerinin efsanevi oyuncusu John Wayne,
dördüncü sırada ise Clint Eastwood bulunurken, Will Smith ile Julia Roberts eşit oy alarak beş ve altıncı sırada yer aldı.

Amerika'nın en sevilen ünlüleri arasında Johnny Depp ve Mel Gibson da eşit oylarla 7. ve 8. sıraya yerleşirken, 9. sırada George Clooney bulunuyor.

Geçen yılın üçüncüsü Harrison Ford ise en büyük düşüşü göstererek 10. sırada yer aldı.


'Rıza' Berlin'e gidiyor

http://img167.imageshack.us/img167/2304/27424910ze.jpg (http://imageshack.us)
Yönetmenliğini Tayfun Pirselimoğlu'nun yaptığı 'Rıza' adlı film 8 Şubatta başlayacak 57. Berlin Film Festivali'nde yenilikçi filmlerin yarıştığı “Forum” bölümüne seçildi. Başrollerini Rıza Akın ve Nurcan Eren'in paylaştığı filmin yapımcılığını Tayfun Pirselimoğlu ile İlknur Akanlar üstleniyor.


Pirselimoğlu'nun senaryosunu da yazdığı filmde, görüntü yönetmenliğini Colin Mounier, sanat yönetmenliğini ise Natali Yeres yaptı.

Pirselimoğlu, filminin, 8-18 Şubat tarihleri arasında 57'ncisi yapılacak olan ve Avrupa'nın en önemli festivallerinden biri olarak nitelenen Berlin Film Festivali'nin “Forum” bölümünde yarışacağını söyledi.

Bu yıl 37'nci kez düzenlenen Forum bölümünü, “yenilikçi filmlerin gösterildiği bir bölüm” olarak niteleyen Pirselimoğlu, “Forum'a, yeni bir şey söyleyen farklı filmler kabul ediliyor. 29 ülkeden filmlerin yer alacağı Forum bölümüne bizim filmimiz 'Rıza' da seçildi” diye konuştu.

Filmlerini ödül beklentisiyle çekmediğini kaydeden Pirselimoğlu, “Rıza”nın bahar aylarında Türkiye'de vizyona girmesinin planlandığını ifade etti.

BOZULAN KAMYONUN DEĞİŞTİRDİĞİ HAYAT

“Rıza” filmi, Adana-İstanbul arasında kamyon şoförlüğü yapan Rıza'nın hikayesini anlatıyor. Hayattaki en değerli varlığı ipotekli kamyonu İstanbul'da bozulan Rıza tamir için para aramaya başlar. Bu arada da kendisi gibi hayattan beklentileri olan farklı çevre ve yaşlardan insanlarla birlikte bir otelde kalır. Hikayeye giren bu kişiler ve kesişen yaşam öyküleriyle zenginleşen film, Rıza'nın bir suça bulaşmasıyla yön değiştirir. Rıza, işlediği suçtan sonra iç dünyasına dönerek, vicdan muhasebesi yapmaya başlar.

Oscar yarışını
kaybetti

http://img167.imageshack.us/img167/1664/27329973it.jpg (http://imageshack.us)

Yüksel Aksu'nun yönettiği Dondurmam Gaymak, yabancı dilde Oscar aday adayı olan 9 film arasına giremedi.Oscar'a aday adayı olan 61 ülkeye ait filmlerin sayısı ön jüri tarafından dokuza indirildi. Türkiye adına 'En İyi Yabancı Film Oscarı'na aday adayı gösterilen Yüksel Aksu'nun Dondurmam Gaymak'ının yer almadığı dokuz filmlik liste şöyle sıralanıyor:


Days of Glory (Cezayir/Yön: Rachid Bouchareb)
Water (Kanada/Yön: Deepa Mehta)
Nikahtan Sonra (Danimarka/Yön:Susanne Bier)
Avenue Montaigne (Fransa/ Yön: Daniele Thompson)
The Lives of Others (Almanya/Yön:Florian Henckel von Donnersmarck)
Pan's Labyrinth (Meksika/ Yön: Guillermo del Toro)
Black Book (Hollanda/Yön: Paul Verhoeven)
Dönüş (İspanya/Yön:Pedro Almodovar)
Vitus (İsviçre/Yön: Fredi M. Murer)

23 Şubat'ta ikinci bir eleme daha yapılarak, yabancı film Oscar'ı için yarışacak 5 film açıklanacak.

Ödüller, 25 Şubat'ta sahiplerini bulacak

İklimler'e tam sayfa


http://img256.imageshack.us/img256/2871/27329366ei.jpg (http://imageshack.us)
Nuri Bilge Ceylan'ın İklimler filmine tam sayfa ayıran Fransız Le Monde gazetesi, yönetmenin fotoğraf sanatçısı olmasının filme olumlu katkıda bulunduğunu yazdı.


Ceylan'ın Cannes Film Festivalinde geçen yıl yarışan ve bu hafta Fransa'da vizyona giren "İklimler" adlı filmine geniş yer ayıran gazete, filmden övgüyle bahsetti.

Ceylan ile yapılan bir röportaja da yer verilen haberde, son yıllarda Cannes Film Festivalinin müdavimi olan Türk yönetmenin, ilk defa bir filmde eşiyle birlikte rol aldığına dikkati çekildi.

Ceylan'ın filmlerini dijital kamerayla çektiğine ve bu tekniğin ona "kendini ifade etmede daha fazla özgürlük sağladığına" ilişkin görüşlerine yer veren gazete, yönetmenin fotoğraf sanatçısı özelliklerinin bu filmle yine etkisini gösterdiğini yazdı.

Kraliçe'ye iki Altın Küre

http://img19.imageshack.us/img19/4360/27258652xi.jpg (http://imageshack.us)
Oscar'ın habercisi sayılan Altın Küre ödülleri sahiplerini buldu. Babil'in en iyi film, Martin Scorsese'nin Köstebek ile en iyi yönetmen ödülü aldığı geceye damgasını vuran bir başka isim de Helen Mirren oldu. Deneyimli oyuncu Sinema dalında II. Elizabeth'i canlandırdığı The Queen, mini televizyon dizisi dalında da I.Elizabeth'i oynadığı Elizabeth ile en iyi kadın oyuncu dalında ödülün sahibi oldu.


ÖDÜL SEVİNCİNİ BÖYLE YAŞADILAR

64. Altın Küre Ödülleri sahiplerini buldu.Meksikalı yönetmen Alejandro Gonzalez Inarritu'nun yönettiği Babil en iyi film ödülünü kazanırken, ünlü yönetmen Martin Scorsese, The Departed filmi ile en iyi yönetmen ödülünü aldı.

İşte Altın Küre'de en iyiler:

SİNEMA


Drama dalında

- En iyi film: Babil (Alejandro Gonzalez Inarritu)

- En iyi yönetmen: Martin Scorsese (The Departed)

- En iyi kadın oyuncu Helen Mirren (The Queen)

- En iyi erkek oyuncu: Forest Whitaker, (The Last King of Scotland)

- En iyi yardımcı erkek oyuncu: Eddie Murphy (Dreamgirls)

- En iyi yardımcı kadın oyuncu: Jennifer Hudson (Dreamgirls)

- Yabancı dilde çekilen en iyi film: Ünlü yönetmen Clint Eastwood'un Japonca çektiği "Letter From Iwo Jima" filmi.

- En iyi senaryo: Peter Morgan (The Queen)

- En iyi şarkı: "The Song of the Heart (Happy Feet filminden)

- En iyi film müziği: Alexandre Desplat (The Painted Veil)

- En iyi animasyon filmi: Arabalar


MÜZİKAL YA DA KOMEDİ


- En iyi film: Dreamgirls

- En iyi kadın oyuncu: Meryl Streep, (Şeytan Marka Giyer)

- En iyi erkek oyuncu: Sacha Baron Cohen (Borat)



TELEVİZYON ÖDÜLLERİ


Drama:

- En iyi dizi: Grey's Anatomy (ABC)

- En iyi kadın oyuncu: Kyra Sedgwick (The Closer)

- En iyi erkek oyuncu: Hugh Laurie (House) Müzikal dizi ya da komedi:

- En iyi müzikal dizi ya da komedi: Ugly Betty

- En iyi kadın oyuncu: Angel Ferrera (Ugly Betty).

- En iyi erkek oyuncu: Alec Baldwin (30 Rock, NBC)


Dizi, mini dizi ya da film:

- En iyi dizi, mini dizi ya da film: Elizabeth I, (HBO)

- En iyi kadın oyuncu: Helen Mirren (Elizabeth I)

- En iyi erkek oyuncu: Bill Nighy (Gideon's Daughter)

- En iyi yardımcı kadın oyuncu: Emily Blunt, (Gideon's Daughter)

- En iyi yardımcı erkek oyuncu: Jeremy Irons, (Elizabeth)

Cecil B. DeMille Yaşam Boyu Başarı ödülü Warren Beatty.

cımsky
26-01-2007, 09:58
http://img251.imageshack.us/img251/2714/18004uy8.jpg (http://imageshack.us)Ankara yalnız başkent olarak ayrılmaz diğer şehirlerden...Bir yandan genç Cumhuriyetin başkenti olarak her zaman tüm yeniliklere öncülük etmiş, modern zamanların temsilcisi olmuştur. Öte yandan Ankara, tarihin derinliklerinden süzülüp gelmiş değerlerine, kültürüne de sahip çıkmayı başarabilmiştir. Ankara geçmişin değerlerini günümüzün modernizmiyle buluşturmayı başararak ayrılır diğer şehirlerden...

Kızılay Büyülü Fener de kurulduğu 9 Şubat 2005 yılından beri Ankara’ya layık, Ankara’nın, Ankara’lının sineması olmayı başarabilmiştir.

Ödüle layık mimari yapısı, 11 salonu, bin koltuğu, son teknolojiye sahip teknik donanımı, günümüz insanına yakışır yönetimi ve halkla ilişkileriyle modern Ankara’nın sineması ünvanını kazanmıştır.

Ancak Kızılay Büyülü Fener, tüm bu modernliğinin yanısıra köklü sinema kültürünün de Ankara’daki temsilcisi olmuştur. Kızılay Büyülü Fener sinemaya film izlemek için gidenlerin sinemasıdır. Kızılay Büyülü Fener, film izlemeyi alışveriş arası zaman öldürme vesilesi olarak görenlerin değil, sinemaya gitmeyi bir uğraş, bir kültür, bir gelenek olarak görenlerin sineması olmuştur...

Kızılay Büyülü Fener iki yıl boyunca Ankaralı sinemaseverin en çok tercih ettiği sinema olmanın gururunu yaşamaktadır. Ancak tercih edilen sinema olmanın getirdiği sorumluluğun da bilincindedir. Galalar, festivaller, özel gösterimler, söyleşiler, paneller, sürekli yenilenen kafetarya ve salonlarla bu sorumluluğun gereğini yerine getirmeye çalışmanın ürünüdür.

Kızılay Büyülü Fener Sineması ikinci yaşını sizlerle birlikte kıvançla kutlarken, Ankaralı sinemasevere her zaman daha iyi hizmet etmenin arayışında olacaktır...

cımsky
26-01-2007, 10:01
http://img156.imageshack.us/img156/7586/448rz9.jpg (http://imageshack.us)Yönetmenliğini Mesut Kara’nın yaptığı “Fantastiğin Sineması” adlı belgeselin danışmanları, sinema tarihçisi Giovanni Scognamillo ve türün en önemli yönetmenlerinden Yılmaz Atadeniz.

Son yıllarda yeni arayışlara giren dünya sineması, gerçek dünyadan fantazyanın kurgusal dünyasına yöneldi. Fantastik konuların, edebiyat uyarlamalarının büyük bütçeli yapımları, gösterildiği her ülkede gişe rekorları kırdı. Yeni dönem fantastik filmlerin gördüğü ilgi, bu alana yönelişi de arttırdı ve yeniden çekimler ya da devam filmleri de dahil fantazyanın uçsuz bucaksız evrenine daldı dünya sinema sektörü. Fantastik sinemanın, bizim sinemamızda da masal filmlerinden süper kahramanlara, korku filmlerinden tarihi fantezilere, düşsel fantazyaya açılan yelpazede önemli bir yeri var. Bu filmlerin çoğu, “B sınıfı” sayılsa da her dönem ilgi gördü. İlk masal filmi “Balıkçı Güzeli’nden “Keloğlan”lara, “Drakula İstanbul’da”dan “Şeytan”a, “Süper Adam”lardan “Kilink”lere, “Zagor”dan “Kızıl Maske”ye, “Tarkan”lardan “Kara Murat”lara, “Karaoğlan”lara, “Dünyayı Kurtaran Adam”a kadar fantazyanın tüm alanlarında filmler yapıldı.

Yeşilçam döneminde, yazlık bahçe sinemalarının olduğu yıllarda “film icabı” yapılanları “sahici” olarak algılayan izleyiciler, salonlarda film izlerken yaratılan bu gerçeküstü kahramanlara özenir, onlarla iletişim kurmaya çalışırdı. Salonlardan çıkan çocuklar Malkoçoğlu gibi kılıç kuşanır, Zagor gibi balta sallardı. Bir yumrukta bin kişiyi deviren kahramana dönüşmenin hayalini kurarlardı. Bütün Yeşilçam filmleri gibi, fantastik sinemanın da bütün kahramanları, kahraman suretindeki oyuncuları her zaman sevildi. Son yıllarda, özellikle genç sinema meraklılarınca fantastik filmlerin ve yönetmenlerin yeniden keşfedilmesiyle örneğin Yılmaz Atadeniz, Çetin İnanç gibi yönetmenler, Cüneyt Arkın, Aytekin Akkaya gibi oyuncular da gündeme geldi ve genç seyircinin ilgi odağı oldu. Filmleri elden ele dolaştı, kafelerde, sinema etkinliklerinde tekrar tekrar gösterildi ve izlendi.

Fantastiğin Sineması’nda görsel arşivin, fotoğrafların afişlerin yanı sıra Agah Özgüç, Akasya Asıltürkmen, Ali Hakan (Kete), Aram Gülyüz, Aslan Eroğlu, Aytekin Akkaya, Behçet Nacar, Biray Dalkıran, Canan Perver, Çetin İnanç, Cüneyt Arkın, Derviş Zaim, Erkan Can, Giovanni Sconamillo, Halit Refiğ, İrfan Atasoy, Kaya Özkaracalar, Kunt Tulgar, Levent Çakır, Metin Demirhan, Nihat İleri, Oğuz Makal, Salih Güney, Sönmez Yıkılmaz, Süheyl Eğriboz, Süleyman Turan, Suna Selen, Suzan Avcı, Tamer Yiğit, Tanju Gürsu, Tunç Başaran, Yılmaz Atadeniz, Yüksel Aksu, Yusuf Çetin, Zafer Par’la yapılan söyleşiler yer alıyor.

cımsky
26-01-2007, 10:03
http://img251.imageshack.us/img251/866/447qx7.jpg (http://imageshack.us)Beynelmilel’in uluslararası yolculuğu da Berlin Film Festivali ile başlıyor. Beynelmilel, yıl boyunca dünyanın farklı ülkelerinde, farklı festivallerde seyirciyle buluşmaya devam edecek. Beynelmilel’in senaryosu Sırrı Süreyya Önder’e ait. Önder, filmin yönetmenliğini de Muharrem Gülmez ile birlikte üstlendi. Film de, Cezmi Baskın, Özgü Namal, Umut Kurt, Nazmi Kırık, Bahri Beyat, Meral Okay, Oktay Kaynarca, Dilber Ay ve Kahtalı Mıçı rol aldılar.

cımsky
26-01-2007, 10:05
http://img251.imageshack.us/img251/4244/445iu3.jpg (http://imageshack.us)“Küçük Sinemacılar” Türkiye’de çocuklar için hazırlanan ilk sinema kitabı...
Son dönemde çocuklar okullarındaki sinema kulüpleriyle sinemaya adım atmaya başladılar. Bu kulüpler aracılığıyla kadrajı, kompozisyonu, kamera kullanmayı öğreniyorlar. Kimi dernekler, minikler için sinema atölyeleri açtı. Ve ne zaman sömestir tatili gelse, sinema salonları bol bol çocukların izleyebileceği türden filmleri göstermeye başlıyor. Bu merak nereden kaynaklanıyor? Sinema tutkunu bir kuşak mı yetişiyor? Acaba çocuklar, büyüyünce kendilerine ne olacakları sorulduğunda artık doktor, öğretmen, mühendis demenin yanı sıra sanat yönetmeni, yönetmen, senarist gibi meslekleri mi tercih edecekler?

İşte bu kitap, bir yandan çocuklara sinemanın büyülü dünyasını tanıtırken bir yandan da büyüdüklerinde severek yapmak isteyebilecekleri başka meslekler olduğunu da anlatıyor. Her 23 Nisan’da Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis Başkanı koltuğuna oturan çocuklar, belki de böylece yönetmen, görsel yönetmen koltuklarına da oturmak isteyecekler.

Banu Bozdemir’in “Küçük Sinemacılar” adlı bu kitabı 17 bölümden oluşuyor. Kitap, Yeşilçam'ıyla, Hollywood’uyla, Oyunculuk, Film Türleri, Film Formatları, Film Eleştirmenliği, Yapım Ekibi, Yerli ve Yabancı Festivalleriyle sinemaya ilgi duyan ya da bu kitapla birlikte ilgi duymaya başlayacak çocuklara sinemanın tüm yönlerini anlatıyor.

Oyuncu seçimi yönetmeni Harika Uygur, Beyoğlu Sineması Makinisti Mehmet Navruz, yer gösterici Erkan Kardan, “Okul” ve “Küçük Kıyamet” filmlerinin senaristi Doğu Yücel, “Şans Kapıyı Kırınca” ve “Keloğlan Kara Prens’e Karşı” filmlerinin yönetmeni Tayfun Güneyer, dekor tasarımcısı Hakan Yarkın, sanat yönetmeni Natali Yeres ve Naz Erayda, makyaj sanatçısı Arzu Yurter, dağıtımcı firmalardan Bir Film’den Ersan Çongar, basın tanıtım sitesi
sadibey.
yöneticisi Sadi Çilingir, Çizgi Filmciler Derneği Başkanı Derviş Pasin de görüşlerini bu kitap aracılığıyla çocuklarla paylaşıyor. Kitabın çizimleri ve tasarımı Neşecan Gündüz’e ait.

cımsky
27-01-2007, 23:25
http://img252.imageshack.us/img252/7567/2776108ot0.jpg (http://imageshack.us)

İstanbul gittikçe yaklaşan sinema baharına hazırlanıyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından bu yıl 26'ncı kez düzenlenen Uluslararası İstanbul Film Festivali, 31 Mart-15 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek. Festivalin açılış filmi ise Ferzan Özpetek'in son çalışması olan Satunro Contro (Satürn'ün Dönüşü). Özpetek aynı zamanda festivalin Ulusal Yarışma filmlerini değerlendirecek olan Ulusal Yarışma Jürisi’nin de başkanı.


Saturno Contro'nun başrollerini İtalyan sinemasının ünlü oyuncuları Margherita Buy, Stefano Accorsi ve Pierfrancesco Favino paylaşıyor. Özpetek'in gözde oyuncusu Serra Yılmaz da filmin oyuncu kadrosunda.

Yönetmenin son filmi Saturno Contro ise Roma'da, Cahil Periler filminin de çekildiği ve Özpetek'in evinin de bulunduğu Ostiense semtinde çekildi. Adını astrolojiden alan film, her şeyi bir arada tutan arkadaşlıklar, cinsellik ve aşk üzerine.

OSCAR ADAYI FİLMLER FESTİVAL'DE

26. Uluslararası İstanbul Film Festivali programında Oscar adayı 6 film de yer alıyor.

İşte bu filmler

* Jonathan Dayton ve Valerie Faris’in yönettiği “Little Miss Sunshine”, aralarında
En İyi Film ve En İyi Özgün Senaryo’nun da olduğu 4 dalda Oscar’a aday gösterildi. 2006 yılında San Sebastian İzleyici Ödülü ve 2006 Sydney Film Festivali’nde En İyi Film - Dünya Sineması İzleyici Ödülleri’nin sahibi “Little Miss Sunshine”, İstanbul Film Festivali’nin “Akbank Galaları” bölümünde yer alıyor. Filmin küçük yıldızı Abigail Breslin’in de En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Oscar’a aday gösterildiğini hatırlatalım. Greg Kinnear, Toni Collette, Alan Arkin de filmi oyuncularından.

* Yabancı Dilde En İyi Film Kategorisi’ne aday gösterilen beş filmin üçü İstanbul Film Festivali programında yer alıyor.

*İstanbul Film Festivali’nin “Akbank Galaları”nda gösterilecek olan “Pan’s Labyrinth”, ayrıca, En İyi Özgün Senaryo, En İyi Sanat Yönetimi, En iyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Özgün Müzik ve En İyi Makyaj kategorilerinin de dahil olduğu toplam 6 dalda aday gösterilerek Oscarlar’da bu yıl en çok öne çıkan filmler arasında…

* En İyi Özgün Müzik kategorisinde aday olan Steven Soderbergh’in filmi “The Good German” da İstanbul Film Festivali programında yer alıyor… Film, dönemin sinema ve stüdyo teknikleri kullanılarak siyah-beyaz çekilmiş, ayrıca o günlerde çekilmiş gerçek belgesel görüntülere de yer veriyor. Cate Blanchett, George Clooney ve Toby Maguire’ın başrollerini paylaştığı “The Good German”, ayrıca bu yıl Berlin Film Festivali’nde de yarışacak.


* En İiyi Kostüm Kategorisi’ne aday gösterilen Sofia Coppola’nın Cannes Film Festivali’nde büyük ses getiren son filmi “Marie Antoinette” ise İstanbul Film Festivali’nin favori filmlerinden biri olmaya aday… Coppola’nın yalnız ve güçlü kadınların öyküsünü anlatmayı sürdürdüğü “Marie Antoinette”te Kirsten Dunst, Jason Schwartzman, Judy Davis, Rip Torn, Asia Argento rol alıyor.

cımsky
27-01-2007, 23:26
http://img252.imageshack.us/img252/6614/2775983ub7.jpg (http://imageshack.us)

Son dönemde peş peşe vizyona giren Türk filmleri, seyirci yarışında zirveye çıkmak için mücadele ediyor. "Son Osmanlı-Yandım Ali", "Maskeli Beşler", "Emret Komutanım: Şah Mat" ve "Beynelmilel" filmlerini kaş kişi izledi? İşte sonuçlar...


Maskeli Beşler Irak 171.813 (3 gün) 625.716 (10 gün)
Son Osmanlı Yandım Ali 160.663 (3 gün)
Emret Komutanım: Şah Mat 45.000 (3 gün)
Beynelmilel 27.060 (3 gün) 309.890 (4 hafta)

cımsky
27-01-2007, 23:29
http://img374.imageshack.us/img374/4861/2788114tv2.jpg (http://imageshack.us)

Ünlü oyuncu Nicole Kidman, film çekimleri sırasında trafik kazası geçirdi. Polis, 39 yaşındaki oyuncunun, “The Invasion” adlı bilimkurgu filminin çekimi sırasında kullandığı Jaguar marka otomobille bir trafik lambasına çarparak kaza yaptığını açıkladı.
Kazada aralarında Kidman'ın, kameramanın ve dublörün de bulunduğu 8 kişinin yaralandığını belirten polis, yaralıların hastanede tedavi edildiklerini bildirdi.

Oyuncunun halkla ilişkiler sorumlusu Catherine Olim de, hastaneye kaldırılan Kidman'ın kontrolden geçtiğini ve 2 saat sonra taburcu edildiğini söyledi.

Olim, kazanın, araca bağlı kamera teçhizatının bir köşeyi dönerken kayması sonucu meydana geldiğini bildirdi.

kazaanın görüntüleri

http://videogaleri.hurriyet.com.tr/Video.aspx?s=10&vid=521

cımsky
27-01-2007, 23:31
http://img238.imageshack.us/img238/905/216x138nomineesrl6.jpg (http://imageshack.us)

İşte Oscar adayları

Bu yıl 79'uncu kez düzenlenecek olan Oscar ödüllerinin adayları açıklandı.Oscar adayları açıklandı. Dreamgirls 8 dalda aday, en yakın rakibi ise 7 adaylıkla Babil. Erkek oyuncu dalında Leonardo DiCaprio, Ryan Gosling, Peter OToole, Will Smith, Forest Whitaker, kadın oyuncu dalında da Penelope Cruz, Judi Dench, Helen Mirren, Meryl Streep, Kate Winslet aday gösterildi.


İşte belli başlı dallarda Oscar adayları

En iyi film
Babel
The Departed
Letters From Iwo Jima
Little Miss Sunshine
The Queen

En iyi erkek oyuncu
Leonardo DiCaprio (Blood Diamond/Kanlı Elmas)
Ryan Gosling (Half Nelson)
Peter OToole (Venus)
Will Smith (The Pursuit of Happyness)
Forest Whitaker (The Last King of Scotland)

En iyi kadın oyuncu
Penelope Cruz (Volver)
Judi Dench (Notes on a Scandal)
Helen Mirren (The Queen)
Meryl Streep (The Devil Wears Prada)
Kate Winslet (Little Children)

En iyi yardımcı erkek oyuncu
Alejandro Gonzales Inarritu Babil ile en iyi yönetmen dalında aday.

Alan Arkin (Little Miss Sunshine)
Jackie Earle Haley (Little Children)
Djimon Hounsou (Blood Diamond)
Eddie Murphy (Dreamgirls)
Mark Wahlberg (The Departed)

En iyi yardımcı kadın oyuncu
Adriana Barraza (Babel)
Cate Blanchett (Notes on a Scandal)
Abigail Breslin (Little Miss Sunshine)
Jennifer Hudson (Dreamgirls)
Rinko Kikuchi (Babel)

En iyi yönetmen
Alejandro Gonzalez Inarritu (Babel)
Martin Scorsese (The Departed)
Clint Eastwood (Letters From Iwo Jima)
Stephen Frears (The Queen)
Paul Greengrass (United 93.)

Yabancı dilde en iyi film
After the Wedding (Danimarka)
Days of Glory (Cezayir)
The Lives of Others (Almanya)
Pans Labyrinth (Meksika)
Water (Kanada)

En iyi uyarlama senaryo
Borat Cultural Learnings of America for Make Benefit Glorious Nation of Kazakhstan
Children of Men
The Departed
Little Children
Notes on a Scandal

En iyi özgün senaryo
The Queen ile Helen Mirren'ın adaylığı kimseyi şaşırtmadı.

Babel
Letters From Iwo Jima
Little Miss Sunshine
Pans Labyrinth
The Queen

En iyi uzun metrajlı animasyon film
Arabalar
Happy Feet
Monster House

En iyi sanat yönetimi
Dreamgirls
The Good Shepherd
Pans Labyrinth
Pirates of the Caribbean: Dead Mans Chest
The Prestige

En iyi görüntü yönetimi
The Black Dahlia
Children of Men
The Illusionist
Pans Labyrinth
The Prestige

En iyi orijinal müzik
Babel
The Good German
Notes on a Scandal
Pans Labyrinth
The Queen

En iyi orijinal şarkı
An Inconvenient Truth
Dreamgirls
Arabalar

En iyi kostüm
Curse of the Golden Flower
The Devil Wears Prada
Dreamgirls
Marie Antoinette
The Queen

En iyi uzun metrajlı belgesel
Penelope Cruz, Volver ile kadın oyuncu dalında aday.

Deliver Us From Evil
An Inconvenient Truth
Iraq in Fragments
Jesus Camp
My Country, My Country

En iyi kısa metraj belgesel
The Blood of Yingzhou District
Recycled Life
Rehearsing a Dream
Two Hands

En iyi kurgu
Babel
Blood Diamond
Children of Men
The Departed
United 93

En iyi makyaj
Apocalypto
Click
Pans Labyrinth

En iyi kısa animasyon film
The Danish Poet
Lifted
The Little Matchgirl
Maestro
No Time for Nuts

En iyi görsel efekt
Pirates of the Caribbean: Dead Mans Chest
Poseidon
Superman Returns

DAHA ÖNCE AÇIKLANAN ÖDÜLLER
Onur Ödülü: Ennio Morricone
Jean Hersholt İnsan Hakları Ödülü:Sherry Lansing

cımsky
28-01-2007, 22:56
http://img265.imageshack.us/img265/2544/2693293wt8.jpg (http://imageshack.us)

İngiltere'nin başkenti Londra'da doğup büyüyen 13 yaşındaki tiyatro oyuncusu Mert Değirmendereli, ‘Harry Potter' serisinin temmuz ayında gösterime girecek olan beşinci filmi ‘Harry Potter And The Order Of The Phoenix'te rol aldı. Geçen hafta okulu vasıtasıyla BBC'nin ‘East Enders’ dizisine davet edilen Türk oyuncunun, dizide rol alması bekleniyor.


Değirmendereli, ilkokulu bitirdikten sonra ‘The Italia Conti Academy of Theatre Arts’ gibi önemli bir tiyatro okulundan da burs kazandı.

Londra'da bulunan Barbican Kültür Merkezi'nde sahnelenen bir tiyatro oyununda oynayan Değirmendereli, bunun ilk oyunu olduğunu söyledi.

Aralık ayının son haftasında sahnelenmeye başlayan ‘Dick Whittington ve Kedisi’ adlı tiyatro oyununda rol alan Mert Değirmendereli, burada kimi zaman fare rolünde, kimi zamansa perinin kitabını çalan çocuk rolünde izleyicilerin karşısına çıkıyor. ‘The Italia Conti Academy of Theatre Arts' gibi önemli bir tiyatro okulundan burs kazanan Mert Demirmendereli, Italia Conti'den Harry Potter’a seçilen tek oyuncu konumunda.

Değirmendereli, “Filmde profesör rolünde oynayan Roger Lloyd Pack ile bu tiyatroda da birlikte oynuyoruz. Bu benim için çok iyi bir tecrübe. Bazen bana oyunculukla ilgili önerilerini söylüyor” dedi.

Kendi oynadığı son Harry Potter filmini diğerlerinden çok seven yetenekli oyuncu, “Önceki filmleri de sevmiştim. İlk film çıktığında 6 yaşındaydım. Seyrederken ürpermiştim. Böyle bir şeyin içinde olacağımı hiç hayal edemezdim” dedi. Değirmendereli, kendi rolünün de büyü okulunda geçtiğini anlattı. Aynı zamanda resim sanatında da yetenekli olduğu belirtilen Değirmendereli, geçen haziran ayında yaptığı bir resimle ‘University of The Arts London'dan ‘Genç Sanatçılar Başarı Ödülü’nü aldı.

Geçen hafta okulu vasıtasıyla BBC'nin ‘East Enders’ dizisine davet edilen Türk oyuncunun, dizide rol alması bekleniyor. Mert Değirmendereli, kendi hazırladığı web sitesinde arkadaşlarından ‘Piczo’ diye bahsediyor. Mert Değirmendereli, Türkiye’de geçirdiği yaz tatillerinde çekilmiş tatil fotoğraflarını koyduğu sitesinde, annesine ve babasına özel iki sayfa ayırdı.

cımsky
28-01-2007, 22:59
http://img481.imageshack.us/img481/2611/2519231cs0.jpg (http://imageshack.us)


Wolfie the Pianist (Piyanist Wolfie) isimli çizgi filmde kurdun piyano çalması, dünyaca ünlü piyanistimiz Fazıl Say’ın el hareketlerinden yola çıkılarak çizilecek.Japonya’nın önde gelen animasyon film şirketlerinden Anime Rights INC, yeni filmi olan Wolfie the Pianist’in müzikleri için Fazıl Say’a beste siparişi verdi.


Önümüzdeki yıl Venedik Film Festivali’nde kısa film kategorisinde yarışacak olan filmin müzikleri ünlü piyanist Fazıl Say tarafından bestelendi. Geçen hafta özel kamera ve ses teknikleri kullanılarak yapılan kayıtlarda 7 özel kamera ile çekim yapıldı. Ormanda bir kurdun diğer hayvanlarla olan ilişkisini anlatan animasyon filminde, kurdun piyano önündeki kareleri dünyaca ünlü piyanistimiz Fazıl Say’ın el hareketlerinden yola çıkılarak çizilecek.

Çizgi filmin Türkiye’de de vizyona girmesi bekleniyor.

cımsky
28-01-2007, 23:01
http://img481.imageshack.us/img481/9163/2258123ol7.jpg (http://imageshack.us)

Sinema tarihinde bazı roller büyük hevesle kabul eden aktörlerin gelecekteki kariyerlerini adeta baltalıyor. Stuff Magazine, “keşke o rolü kabul etmeseydim” dedirten, bazı aktörlerin adeta üzerine “yapışan” ve bir daha izleyicinin başka şekilde görmek istememesi nedeniyle kariyerlerine engel olan rolleri derledi:


Leonard Nimoy (Mister Spock-Uzay Yolu): Kendine özgü yukarı doğru kalkık kaşları, karizmatik kişiliği ve en önemlisi de sivri kulakları. Uzay Yolu'nda Kaptan Kirk'ün yardımcısı olarak tanıdığımız aktör Leonard Nimoy, tam anlamıyla ismi duyulduğunda “o kim” denilebilecek bir oyuncu. Ancak “Mister Spock” denildiğinde hatırlanan Nimoy, sinema tarihinde üzerine rolü “etiket gibi yapışan” oyuncular arasında başı çekiyor.

-Macaulay Culkin (Kevin-Evde Tek Başına): Beyazperdeye adımını “Evde Tek Başına-Home Alone” serisiyle atan Macaulay Caulkin, eve giren kötü adamlara dünyayı dar eden sevimli yumurcak tiplemesiyle sevildi. Ancak ilerleyen yıllar Caulkin'in nüfus hanesini artırsa da kariyerinde aynı olumlu yansıma olmadı. Caulkin, hala merdivenlerden Joe Pesci'yi yuvarlayan sarışın minik olarak hatırlanıyor.

-James Gandolfini (Tony Soprano-The Sopranos): Türkiye'de de gösterilen ”The Sopranos” adlı dizide rol alan James Gandolfini, aslında çok ünlü bir oyuncu. Bununla birlikte asıl ismiyle değil, sürekli olarak “Tony Soprano” olarak tanınan oyuncu için dergide, “Örneğin babanıza sorun, garanti ederiz Gandolfini kim bilmez. Çünkü o Tony Soprano'dur” yorumu yapıldı.

-Elijah Wood (Frodo-Yüzüklerin Efendisi): Sinema tarihinin en çok izlenen serilerinden “Yüzüklerin Efendisi” ile üne kavuşan Elijah Wood, burada bir ”hobbit”i canlandırdı. Rolünü başarıyla üstlenen Wood, bununla birlikte herkesin sadece “Frodo” olarak bildiği bir karakter olarak sinema dünyasındaki yerini aldı.

ELM SOKAĞI'NIN FREDDY'Sİ...

-Robert Englund (Freddy Krueger-Elm Sokağı Kabusu): “Elm Sokağı” serisinin zihinlere kazınan ürkütücü karakteri Freddy Krueger'ı beyazperdede Robert Englund canlandırdı. Ancak sanatçıyı hiç kimse üzerinde kırmızı-siyah çizgili kazağı, şapkası ve korkunç makyajı olmadan tanıyamıyor. “Phantom of the Opera” filminde de rol alan Englund, herkesin gözünde dehşet saçan “Freddy Krueger” olmaktan kurtulamıyor.
-Christopher Reeve (Superman): Beyazperdede rolünü hakkıyla canlandıran oyuncuların başında gelen Christopher Reeve, bugün aramızda değil. Attan düşerek kaza geçirdikten sonra tekerlekli sandalyeye mahkum olan aktör, sonunda hastalığına yenik düşerek hayata veda etti. Şu anda onun tahtında Brandon Routh adlı genç oyuncu otursa da sinemaseverlerin gönlünde “Superman” hala Christopher Reeve...

cımsky
28-01-2007, 23:04
http://img238.imageshack.us/img238/2797/2312391hv7.jpg (http://imageshack.us)
Kara Dalya'nın sırrı hala çözülemedi
15 Şubat 1947'de Los Angeles polisi 3925 Norton Avenue yakınlarında bir kadın cesedi buldu. El ve ayak bileklerinde ip izleri olan cesedin göğüsleri doğranmış, vücudunun çeşitli yerlerinde sigara söndürülmüştü. Bu tüyler ürperten görüntü, genç kadının ağzının iki yanına palyaço gülümsemesine benzeyen bir görünüm veren ve her biri 7.5 santim boyunda kesiklerle tamamlanıyordu. Ama hepsi bu kadar da değildi. Ceset ikiye bölünmüştü.


Tüyler ürperten bu cinayetin kurbanı en son olaydan 6 gün önce yani 9 Ocak'ta canlı olarak görülen Elizabeth Short adlı genç kadındı.

Öldüğünde daha 23 yaşında olan bu genç kadın, keskin bakışlı mavi gözleri, gece karası saçları ve sürekli giydiği simsiyah giysileri nedeniyle gerçek isminden çok Kara Dalya (The Black Dahlia) olarak anılıyordu.

Elizabeth Short, 29 Temmuz 1924'te Massachusetts'da dünyaya geldi. Pek de mutlu bir çocukluk geçidiği söylenemezdi.

Elizabeth daha 5 yaşındayken, bir gün babası Cleo, aniden ortadan kayboldu. Polis, genç adamın arabasını bir gölün yakınlarında bulduğunda olayı intihar diye nitelendirerek dosyayı kapattı.

Ancak bir süre sonra Elizabeth'ih babası yeniden ortaya çıktı. Aslında intihar etmemişti ve karısının onu affetmesini istiyordu. Ancak annesi Elizabeth'i de alarak başka bir yere taşındı.

Elizabeth daha küçük bir çocukken sinemaya tutku derecesinde ilgi duymaya başladı. Artık tek amacı vardı parlak bir sinema yıldızı olmak.

İlkgençliğinde California'da yaşayan babasını ziyaret etmeye karar verdi. Ama Elizabeth ile babasının yıldızı bir türlü barışmadı.

Babasının yanından ayrıldıktan sonra Santa Barbara'ya yerleşen Elizabeth yaşı küçük olduğu halde içki içmek suçundan tutuklandı ve Massachusetts'teki evine gönderildi.

Ama film yıldızı olma tutkusunu bir türlü içinden söküp atamıyordu.1946'da Kaliforniya'ya döndü. Barlarda garson olarak çalıştı.

Short, canlı olarak en son 9 Ocak 1947'de kız kardeşiyle buluşmak için gittiği The Regal Biltmore Hotel'de görüldü. Bundan sonraki günler boyunca kimse genç kadının izine rastlamadı.

Polis, 15 Ocak'ta ürpertici bir görünüm sergileyen cesedini buluncaya kadar.

ORSON WELLES DE SORGULANDI
Short'un en son görüldüğü The Regal Biltmore Hotel menüsünü Kara Dalya adlı bir kokteyl eklemişti.


O dönemde büyük heyecan yaratan cinayeti çözmek için onlarca dedektif geceli gündüzlü çalıştı. Aralarında Orson Welles'in de bulunduğu yüzlerce kişi sorgulandı. Ancak polis, katili bulmak bir yana en ufak bir ipucuna bile rastlayamadı.

Kara Dalya cinayetinin esrarı aradan geçen uzun yıllara rağmen çekiciliğini kaybetmedi ve uyandırdığı merak duygusu azalmadı.

En son 2003'de Los Angeles cinayet masasından emekli dedektif Steve Hodel, bir cerrah olan babasından kalan eşyalar arasında Elizabeth Short'un çok sayıda fotoğrafını buldu.

Araştırmalarını sürdürdükçe babasının da 1947'deki Kara Dalya cinayetinde şüpheli olarak sorgulandığını buldu. Genç kadının cesedi ikiye bölünmüş olduğu için, polis, bunu ancak insan anatomisini iyi bilen bir profesyonelin yapabileceğini düşünüp aralarında Hodel'ın babasının da bulunduğu çok sayıda cerrah ve doktoru sorgulamıştı.

İşin ilginç yanı baba Hodel'ın bu sorgunun ardından ailesini terkedip Filipinler'e gitmesi ve bir daha da ortalarda görünmemesiydi.

Tüm bu gelişmeleri öğrendikten sonra, emekli dedektif Hodel, babasının bir seri katil olduğuna, aralarında Elizabeth Short'un da bulunduğu çok sayıda kişiyi ölürdüğüne inansa da yeterli kanıtları bulamadı.

Kara Dalya cinayeti soruşturulurken ortaya atılan iddialardan biri de Short'un snuff adı verilen, kadın oyuncunun sonunda bir şekilde öldürüldüğü ***** filmlerden birinde oynadığı hatta katilinin de babası olduğuydu.

Sırlarıyla birlikte Oakland Kaliforniya'daki bir mezarlığı gömülen Elizabeth Short'un trajik yaşam öyküsü bir çok yazara ve sinemacıya da esin kaylnağı oldu.

Genç yaşta ölen Short'un öyküsünden esinlenerek kaleme alınan eserlerden biri de James Ellroy'un yazdığı Los Angeles Dörtlemesi'nin ilk kitabı.

Meraklısı için not: Kitap ülkemizde de Nitelik Yayınları tarafından Tahir Ünaldı'ın çevirisiyle yayınlandı.

DE PALMA SİNEMAYA AKTARDI

James Elroy'un kitabı usta yönetmen Brian de Palma tarafından sinemaya uyarlandı. 63. Venedik Film Festivali'nin açılış filmi olarak gösterilen The Black Dahlia (Kara Dalya) Elizabeth Short cinayetinin sırrını zözmeye çalışan iki dedektifin öyküsü üzerine kurulu. Filmin oyuncu kadrosunda Scarlett Johansson, Josh Hartnett, Mia Kirshner ve Hilary Swank gibi oyuncular yer alıyor.

cımsky
28-01-2007, 23:05
http://img265.imageshack.us/img265/9545/2427816mb0.jpg (http://imageshack.us)
Babam ve Oğlum'un müziklerine ödül
Gişe rekortmeni yapım “Babam ve Oğlum”un müziklerine yurtdışından önemli bir ödül geldi. Filmin müziklerini yapan Evanthia Reboutsika, 2006 Dünya Soundtrack Ödülleri'nde “Yılın Keşfi” seçildi. Filmin yapımcısı şirketi Avşar Film'in yetkililerinden aldığı bilgiye göre, Dünya Soundtrack Ödülleri'nde yarışan “Babam ve Oğlum”, “Yılın Keşfi” ödülünü kazandı.


Yarışmada, 2006 Dünya Soundtrack Ödülleri'nin en büyük ödülünü, “Arka Bahçe-The Constant Gardener” ile Alberto Iglesias, “En İyi Orijinal Soundtrack” ve “En İyi Besteci” dallarında kazandı.

Gustavo Santaolalla, iki eşcinsel kovboyun öyküsünü anlatan “Brokeback Dağı-Brokeback Mountain” ile “Halk Ödülü”nü aldı.

Müzisyen Peer Raben ise “Hayat Boyu Başarı Ödülü”ne değer bulundu.

Çağan Irmak tarafından yönetilen “Babam ve Oğlum” adlı filmde, Fikret Kuşkan, Çetin Tekindor, Ege Tanman, Hümeyra, Şerif Sezer, Özge Özberk, Binnur Kaya ve Yetkin Dikinciler rol almıştı.

cımsky
28-01-2007, 23:07
http://img265.imageshack.us/img265/8977/2123421ze7.jpg (http://imageshack.us)
Oscar törenindeki "ikinci kadın"
ABD'li komedi yıldızı Ellen de Generes, Oscar bayrağını Whoopi Goldberg'ten devraldı. DeGeneres, 25 Şubat'ta Kodak Tiyatrosu'nda yapılacak töreni sunacak olan ikinci kadın yıldız olarak tarihe geçmeye hazırlanıyor.


Ellen DeGeneres kendisine Oscar sunuculuğu teklif edildiğinde önce dehşete kapıldığını söylüyor. Ardından da ekliyor: "Hayatımda yapmak istediğim iki şey vardı. Bunlardan biri Oscar törenini sunmak, diğeri de yapımcı Laura Ziskin'in beni araması. İkisi de gerçek oldu."

48 yaşındaki DeGeneres, daha önce iki kez Emmy Ödül töreninin sunuculuğunu üstlendi. Sanatçı, geçtiğimiz nisan ayında da en iyi talk şov sunucusu dalında Emmy Ödülü kazandı.

Oscar ödüllerini veren Akademi'nin başkanı Sir Ganis, "Ellen DeGeneres'i izlemenin herkes için büyük bir zevk olacağını " söyledi.

Komedyen Jon Stewart da Ellen DeGeneres'e sunuculuk sırasında eşlik edecek.

Yapımcı Laura Sizkin ise "De Generes'in Oscar törenini sunmak için doğduğunu düşünüyorum" diyerek doğru bir seçim yaptıklarını ifade etti.

cımsky
28-01-2007, 23:12
http://img265.imageshack.us/img265/5868/2410669vu9.jpg (http://imageshack.us)
Borat gişenin altını üstüne getirdi
Muzip Kazak gazeteci Borat Sagdiyev'in ABD'deki maceralarını anlatan komedi filmi "Borat", ABD'de hafta sonunda beklenmedik bir gişe başarısı gösterdi. Sadece 17 milyon dolar gibi düşük bir bütçeyle çekilen Sacha Baron Cohen adlı komedyenin belgesel tadındaki komedisi, hafta sonunda 26,4 milyon dolar gişe hasılatı sağlayarak sürpriz yaptı.

Bu filmi, 20 milyon dolar hasılatla izleyen aile filmi "Santa Clause 3" 3 bin 458 sinema salonunda gösterime girerken, Borat'ın sadece 837 sinema salonunda izleyiciyle buluşmasına rağmen böylesine bir başarı göstermesi dikkat çekici bulundu.

Kültürel aydınlanma ve çekici aktris Pamela Anderson'ı arayan Kazak gazeteci rolündeki Musevi Cohen'in filmde Kazakistan'la ilgili anlatımları, bu ülkenin yöneticilerinin büyük tepkisini çekmiş, ayrıca Yahudilerle ilgili esprileri de Musevi kuruluşlarını kızdırmıştı.

Kazak yetkililerin gösterdikleri yoğun tepkinin filmin bu kadar büyük gişe başarısı sağlamasına neden olduğu yorumu yapılıyor.

Borat ayrıca, Michael Moore'un 2004'te gösterime girdiğinde açılış haftasında 23,9 milyon dolar hasılat yapan belgeseli Fahrenheit 9/11'i de geçti.

cımsky
28-01-2007, 23:44
Geçtiğimiz yıl hakkında bir çok spekülasyon üretilen Star Wars 3-D Projesi ile ilgili ilk resmi bilgi resmi Yıldız Savaşları sitesi StarWars.com'dan geldi. Bu konu hakkında sorulan bir soruya verilen cevapta, Lucas Film'in hala böyle bir projeye ilgi duyduğu ancak bu filmlerin ne zaman hazırlanıp piyasaya çıkacağı hakkında bir fikir oluşmadığı belirtildi.

Lucas Film'in bu yıl içerisinde daha önce açıklanan Star Wars Animated TV dizisi ve yeni Indiana Jones Filmine, aynı zamanda 30. Yıl kutlamalarına odaklandığını belirten yetkili, 3-D projesi ile ilgili olarak belirli bir tarih vermekten kaçındı.

cımsky
28-01-2007, 23:46
http://img238.imageshack.us/img238/9259/26012007ef1.jpg (http://imageshack.us)
The San Francisco Chronicle gazetesinin haberine göre George Lucas'ın Lucas Film firması, Maryland'deki küçük bir teknoloji firması olan High-Tech Magic'e karşı açılan davayı kazandı.

High-Tech Magic Lucas Film'in izni olmaksızın lisanssız FX benzeri ışın kılıçları üretiyordu. Uyarılara kulak asmadan ürettiği renkli parlak özel neonlardan oluşan ışın kılıçlarının satışına devam eden firma, mahkeme tarafından Lucas Film'e 250.000 Amerikan Doları ödemeye mahkum edildi.

cımsky
28-01-2007, 23:54
http://img265.imageshack.us/img265/342/07042006gh6.jpg (http://imageshack.us)Liz Rosenburg ve Lucasfilm’in bir sözcüsü Pop’un hükmeden kraliçesi ile Star Wars’un babasının, aslında, beraber çalışabileceklerini doğruladılar. Bu haber, Star Wars’un önümüzdeki TV projesi için Madonna’nın yaptığı bir ses sınavı fotoğrafının internete sızması sonrasında geldi.

"Madonna bizim için şüphesiz harikulade bir seçim, fakat George her zaman bir fan olmuştur ve saganın cesur bir şekilde sahneye konmasını istiyor." diye belirtti Lucasfilm’in temsilcisi."Cidden, daha beklenmedik ne olabilir ki?"

Rosenburg da mutabıktır."Rocco’ya dönersek, o büyük, çok büyük bir fanıdır(SW’nin) ve Madge başlangıçta öylece ortalıkta dolaşabilmek için işin içine girdi." Fakat Lucas’ın çok gizli projesinin vizyonunun taslağını oluşturduğu iki saatlik uzunca bir toplantıdan sonra, kendini tamamıyla görev alacağı muhtemel rol alma ya da hikâye kısmının her ikisine birden adadı."Madonna bu işin kendisine tam olarak uyduğunu görünce çok şaşırdı."

Daha zorlayıcı olan kısım da uzunca bir süre ertelenmiş olan 2008 tarihli başlangıç tarihi. Bu, yapım aşamasındaki asıl film çekiminin yer alacağı rivayet edilen, Avustralya’ya nakledilene ve şüphesiz çok uzun süre ikamet etmeyi gerektirecek hangar alanının ayarlanmasına kadar, taç sahibi disko kraliçesinin yeni yaz dönemi turnesini yönetmesi ve hatta bir ya da iki albüm üzerinde çalışmasını sağlayacak zamanı fazlasıyla verecektir.

"Madonna bunun bir risk olduğunu besbelli biliyor." diye açıklıyor Rosenburg. "Ve eğer mümkünse ön taslak sahnelerin planlanması esnasında kesinlikle etrafta olmak istiyor."

Peki, Madonna dizilere katılımı dolayısıyla kendisine ne kadar ödenecek? Şimdiden Guy ve ailesi için konut araştırmaları için iki asistanını camcorderlerle gönderdi bile. Bunun yanında, Lucas’a danışarak çocukları için kendisinden okul tavsiyesi istedi. Bu yüzden, gerçekten öyle görünüyor ki bu sefer "yıldızlar" çoktan sıraya girmiş bile.

cımsky
29-01-2007, 22:31
http://img251.imageshack.us/img251/9699/2781138zi2.jpg (http://imageshack.us)
Ne köpekler, ne kediler, ne yunuslar ne de atlar. Son yıllarda beyazperdede en çok iş yapan, salonlara en fazla izleyici çeken hayvanlar penguenler oldu. Geçtiğimiz yıllarda vizyona giren penguen filmlerinin ardından şimdi de bu güzel hayvanların dans ettiği, şarkı söylediği animasyon Neşeli Ayaklar vizyonda. Gerçeğe yakın görüntüler ve müthiş müziklerle bezenmiş, güzel mesajlar içeren ve hem küçük hem de büyüklere hitap edecek özellikler taşıyan bu film, aday olduğu En İyi Animasyon Oscar’ını alırsa şaşmamak lazım.


HAPPY FEET

NEŞELİ AYAKLAR
Yön: George Miller
Tür: Animasyon-Aile-Fantastik-Macera
Süre: 109 dk.

İki yıl önce vizyona giren İmparatorun Yolculuğu son zamanlarda izlediğim en güzel, en başarılı belgesellerdendi.

İmparator penguenlerin hikayelerini, etkileyici hayat mücadelelerini iyi çekimler, müzikler ve başarılı bir kurguyla perdeye taşıyan film İmparator penguenleri aslında ne kadar az tanıdığımızı bize göstermişti.

Çiftleşmek için kilometrelerce yol gitmelerine, erkek penguenlerin yumurtaları sıcak tutabilmek ve koruyabilmek için buz gibi havada, karda, fırtınada günlerce aç açına kıpırdamadan durmalarına, yiyecek bulmak için onca yolu geri giden dişilerin yavrularını büyütmek için gösterdiği olağanüstü çabaya hayran kalmıştık.

Aynı hayranlığı Akademi de gösterdi ve İmparator’un Yolculuğu En İyi Belgesel Oscar’ını aldı zaten (izlememiş olanlara Antarktika’nın soğuğuna inat insanın içini ısıtan bu belgeselin DVD’sini alıp, ailecek izlemelerini tavsiye edeyim bu arada).

Temelleri, İmparator’un Yolculuğu’ndan da önce atılmış olan animasyon Neşeli Ayaklar, penguen çılgınlığının şu anda gelinen son noktası.

KABUKTAN ÖNCE AYAKLARI ÇIKIYOR

Film İmparatorun Yolculuğu adlı belgeseli izlemiş olanların çok iyi bildiği çiftleşme, yumurtayı koruma ve yavruyu büyütme mücadelesiyle açılıyor.

İlk dakikalarda belgeselin kısa bir özetini izliyor gibi oluyoruz.

Antarktika’nın göz kamaştıran güneşinin altında birbirlerine kur yapan penguenler kalbe giden şarkılar eşliğinde eşleşiyorlar.

Aile olmanın getirdiği zorluklara göğüs germek gerek. Dişi penguenler balık avlamak için uzaklara giderken babalar yumurtalarla kalıyor.

İşte filmin kahramanı Mumble’ın macerası da burada başlıyor. Baba penguenin ayakları arasından kayıp karlara gömülen yumurtanın içindeki Mumble’ın ilk önce ayakları geliyor dünyaya.

Bu bir işaret belki. Mumble’ın farklılığının işareti.

Ayaklarına bir türlü hakim olamayan bu sevimli yavrunun bir başka aykırılığı daha var: sesi çok ama çok kötü. Kulağı da olmadığı için hiçbir şarkıyı doğru dürüst söyleyemiyor.

Hani ağzını açıp, şarkı söylemeye kalktığında kulak tırmalayanlar, yanlarındakilerin yavaşça uzaklaşmasına neden olanlar vardır ya, Mumble da aynen öyle işte.

Küçük penguenin bu farklılığı başına olmadık işler açıyor ve sonunda İmparatorluk Ülkesi’nin sert lideri Yaşlı Noah onu topluluktan atmaya karar veriyor.

Evinden ilk defa uzak kalan Mumble, farklı bir penguenler grubu olan Adelie Amigolar’la ve Ramon’la tanışıp, ülkeye gelen kıtlığın nedenlerini araştırmak için yola koyuluyor.

BİR MÜZİKAL GİBİ

Neşeli Ayaklar’ı izlerken keyif almak için pek çok nedenimiz var.

Penguenlerin ‘aile olma’ kriterlerine uygun davranışları Neşeli Ayaklar’ı “ailecek izlenecek filmler” kategorisine fazla çabaya gerek olmadan sokuyor zaten.

Antarktika’nın soğuğuna toplu halde karşı koyan bu kibirli, vakur duruşlu ama son derece sevimli ve güzel hayvanların hikayelerine olan ilginin temelinde onların aile kavramının insanınkiyle özdeş olması var.

Aşk, sevgi ve aile olabilme dürtüsüyle her türlü zorluğa göğüs gererek nesillerini devam ettiren bu hayvanlar hiç kuşkusuz “iyi örnek” teşkil ediyorlar.

Filmin beni benden alan bir başka önemli özelliği de aslında müthiş bir müzikal olması.

Neşeli Ayaklar”ın anlatımında rock, opera, rap, pop, kilise müziği, latin gibi pek çok müzik türünden de yararlanılmış. Queen’in Somebody to Love’ından Prince’in Kiss’ine ve bu film için yazılmış orijinal parçalara kadar, görüntüler olmasa bile keyifle dinlenebilecek müthiş müzikler var filmde.

Görselliğe gelince. Miler olabildiğince gerçekçi ve renkli bir dünya yaratmış. Bazı sahnelerde gerçek görüntülerin kullanıldığı bir belgesel izliyor gibiyiz.

Suyun altında ıslak görünen penguenlerin tüylerinin karaya çıktıktan sonra yavaş yavaş kuruması, pırıl pırıl güneş ışınları altında kur yapan penguenlerin uyumlu hareketleri, dans ederken karı savurmaları bu müthiş görselliği sadece birkaç örnek.

ÇOCUKLARA ANLATMAK LAZIM

Neşeli Ayaklar, hikayesini sıkmadan anlatan bir film. Önce penguenlerin soğukla boğuşarak, ısıyı paylaşarak, aile olmak için çaba harcayarak hayatta kalma mücadelesi vermeleri gösterilerek onlarla özdeşleşmemiz sağlanıyor.

Ana karakterini anne babasının bir araya gelişinden itibaren takip eden filmin ilerleyen dakikalarında da hikayeye karakter farklılıkları giriyor.

Oğlunu çok seven bir anne ve onun farklı olmasının nedeni olarak kendi sorumsuzluğunu gören ve acı çeken bir baba var.

Mumble’ın anne babasının bir araya gelişi, onun yumurtadan çıkışı, çocukluğu, yetişkin bir genç olana kadar geçen dönem ve dünyada kendine bir yer bulmaya çalışırken yaşadığı deneyimlerin anlatıldığı sahnelerdeki hikaye anlatımı gerçekten etkileyici. Bu sahneler su gibi akıp gidiyor zaten.

Mumble ve arkadaşlarının buzda kilometrelerce kaydığı sahne roller coaster hızında ve tadında. Burada heyecan doruğa çıkıyor.

Ancak bu özel sahneyi bir kenara koyarsak, film Mumble’ın yuvadan ayrılmasıyla farklı sulara yelken açıyor ve bu noktadan sonra etkisini, heyecanını yitiriyor ne yazık ki.

Bu durgunluk Mumble’ın tutsak düştüğü ana kadar devam ediyor. O andan itibaren filme hakim olan hüzün ise izleyiciye çok iyi geçiyor. Sonlarına doğru gelen doğal yaşama ve hayvanların doğal ortamlarının korunmasına ilişkin ders, Neşeli Ayaklar’a sadece iyi müzikler dinleyip, eğlenmek için değil, bir şeyler öğrenmek, dünyanın sorunları üzerine düşünmek için de gidilebileceğini, daha doğrusu gidilmesi gerektiğinin bir göstergesi.

Bu noktada şu uyarıyı yapmakta fayda var. Filmin doğal yaşamı koruma, çevrecilik ve farklılıkları kabul ederek mutlu olma konularındaki eleştirel, eğitici cümlelerinin altının çizildiği son bölümü biraz aceleye gelmiş. Çocuklar tam gaz eğlencenin ardından gelen mesajları kavramakta güçlük çekebilirler. Bu noktada yanlarındaki büyüklere, filmin eksiğini kapatıp, olanları ve alınması gereken öğütleri onlara anlatmak düşüyor.

Neşeli Ayaklar sadece eğlendiren bir film olarak kalmamalı bence. Bu güzel animasyonun tek amacı bu değil çünkü.

PRINCE'DEN JEST

Filmde yer alan ‘Yürek şarkıları’ arasında The Beach Boys’un Do It Again’i, Frank Sinatra’nın My Way’i (Robin Williams bu şarkıyı İspanyolca söylüyor) ve Prince’in Kiss şarkısının, Hugh Jackman ve Nicole Kidman’ın düet yaptığı versiyonu bulunuyor. Kiss şarkısı filmin müzikal repertuarında bir devrime yol açmış: Miller orijinal şarkının sözlerini, daha penguence yapmak için değiştirmek amacıyla Prince’ten izin istemiş. Filmin ilk kurgularından birini izledikten sonra, Prince sözlerin değişmesine izin vermekle kalmamış, çok beğendiği yapım için filmin sonunda çalınmak üzere bir de orijinal şarkı yazmış. Prince’in The Song of the Heart (Yüreğin Şarkısı) adlı bu bestesi soundtrack’te de yer alıyor.

PENGUENLERDE AİLE KAVRAMI

Penguenlerin bu kadar sevilmelerinin ve tutulmaların en önemli nedenlerinden biri insanlarınkine yakın bir yaşam biçimi sürdürüyor olmaları. Penguenler topluluk halinde yaşıyor, erkek ve dişiler çocuklarını dünyaya getirmek ve büyütmek için ortak ve olağanüstü bir çaba sarf ediyorlar. Çiftleşme seremonileri de büyük bir aşkın göstergesi gibi. İşte bu nedenlerden dolayı penguenler sevgi ve sadakat ve aile kavramlarının bir simgesi olarak görülüyor. Ve onların bu özellikleri aile kavramının giderek azaldığı günümüzde insanlar tarafından örnek alınması gereken bir davranış olarak öne çıkıyor ve Neşeli Ayaklar gibi animasyonlara konu oluyor.

FARKLILIKLARINIZIN KIYMETİNİ BİLİN

Neşeli Ayaklar, küçük büyük her yaştan izleyiciye güzel mesajlar veren, iyi örnek olan bir film. İnsanın farklılıklarını, onları kabullenmek suretiyle lehine çevrilebileceği bunlardan biri örneğin. Film, öyle ya da böyle aykırılıkları olan herkese bunu bir sorun olarak görmeyi bırakıp, kendileriyle barışık yaşamalarını sağlık veriyor. Dansını sorun olarak görmeyi reddedip, onu benzersiz kılan bu özelliğinden vazgeçmek istemeyen Mumble’ın özünde söylediği şu aslında: ‘Benim bir tuhaflığım var, ama o bana göre tuhaf değil, size göre tuhaf. Ben onunla barışığım, yani kabullenmesi gereken sizsiniz’.

cımsky
29-01-2007, 22:34
İsviçreli çocuk romanları yazarı Johanna Spry'nin 1881’de kaleme aldığı “Heidi” kuşaklardır çocukların ilgisini çekmeye devam ediyor. İsviçre Alplerinde dedesi, keçisi ve köpeği ile yaşayan, yürüyemeyen Clara'ya dostluk elini uzatan, çoban Peter ile arkadaşlık eden bu elma yanaklı şirin ve iyi kalpli kız, şimdi tiyatro sahnesinde.


İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin sahneye koyduğu eser hem çocuklara hem de içindeki çocuğu hep koruyanlara yönelik. Sümer Arıman'ın uyanlayıp sahneye koyduğu Heidi müzikali, diğer çocuk müzikali ile dönüşümlü olarak cumartesi günleri saat 11:00'de Atatürk Kültür Merkezi'nde perde açacak.

Başlıca rolleri: Ela Gürten ve Neşe Yalçın'ın dönüşümlü olarak Heidi'yi canlandırdığı eserde Arın Anapa, Bergüzar Çelebi, Besnik Ademoğlu, Gülgün Özyiğit, Şelale Turan, Cengiz Arslan, Beril Koral öve Reha Korman da rol alıyor.

http://img251.imageshack.us/img 251/9660/2800522wc9.jpg (http://imageshack.us)

cımsky
29-01-2007, 22:44
İspanya Sinema Akademisi tarafından bu yıl 21'incisi düzenlenen Goya Ödülleri'nde Volver (Dönüş), en iyi film ödülü aldı. Bu film yönetmeni Pedro Almodovar ile oyuncuları , Penelope Cruz, Carmen Maura ya da ödül getirdi. Orijinal müzik dalında Alberto İglesias ödüle hak kazandı.
Meksikalı yönetmen Del Toro'nun "El Labertino del Fauno" adlı filmi, 7 dalda ödül alırken, En İyi Erkek Oyuncu ödülünü "Vete de mi" filmindeki rolüyle Juan Diego, En İyi Avrupa Filmi ödülünü İngiliz yönetmen Stephen Frears'ın "The Queen" adlı filmi, "İspanyol Dilindeki En İyi Yabancı Film" ödülünü de Arjantinli yönetmen Alejandro Doria'nın "Las Manos" adlı filmi aldı.

Bu arada başkent Madrid'deki Belediye Kongre Sarayında organize edilen ödül gecesine İspanyol yönetmen Almodovar'ın katılmaması tepki aldı. Törenin sunucusu Jesus Corbacho, "Volver"in kazandığı her ödül açıklanırken, yönetmene "Vuelve Pedro" (Dön Pedro) diye seslendi.

Almodovar'ın kardeşi, filmin yapımcısı Agustin Almodovar ise Pedro'nun geceye katılmamasıyla ilgili olarak, "Bu futbol maçı gibi. Pedro gala gecesini evinde arkadaşlarıyla patates yiyip bira içerek televizyondan izliyor" dedi.

ABD'nin en önemli ödülü olan Oscar'da bu yıl En İyi Kadın Oyuncu adayları arasında bulunan Penelope Cruz ise "kendisine verdiği güven, cömertlik ve öğrettikleri için" Almodovar'a teşekkür etti.

Gecede ayrıca Goya Onur Ödülü, 5 kuşaktır sinemanın içinde bulunan İspanyol film yapımcısı Tedy Villalba'ya verildi.

İŞTE PENELOPE'NİN ÖDÜL SEVİNCİ


http://img187.imageshack.us/img187/714/78042994gc0.png (http://imageshack.us)
http://img58.imageshack.us/img58/116/86666809iv7.png (http://imageshack.us)
http://img251.imageshack.us/img251/2137/13918371op4.png (http://imageshack.us)

dijitalci
30-01-2007, 01:29
:tr: Hocam paylaşım için teşekkürler.İyi Geceler!!!

cımsky
31-01-2007, 16:55
http://img265.imageshack.us/img265/9776/levyhlavnirz6.jpg (http://imageshack.us)
'Arı Maya'nın bestecisi intihar etti
Arı Maya” ve 'Vikingler'in müziklerini yapan Çek besteci Karel Svoboda intihar etti.

Ünlü çizgi dizi 'Arı Maya' bestecisini kaybetti. Film ve dizi müzikleri ile ünlü 68 yaşındaki Karel Svoboda Prag yakınlarındaki evinin bahçesinde ölü bulundu.

Yetkililerin açıklamasına göre ünlü bestecinin intihar etmesinin nedeni kötü giden sağlık problemleri ve ilerleyen yaşı olabilirmiş.

cımsky
31-01-2007, 20:26
http://img256.imageshack.us/img256/8969/2810165wc7.jpg (http://imageshack.us)
Sinema dünyasının en saygın ödüllerinin başında gelen Oscar ödülünün verilme vakti yaklaşırken, bu büyük ödülü kazanmanın bazen bir oyuncu için kötü rollere ve hatta silinip gitmeye yol açtığı da hatırlatılıyor.ABD'de bir internet sitesinde Oscar yazıları yazan Tom O'Neil, "bu Oscar laneti olarak bilinir ve çok gerçektir. Bir oyuncunun en büyük rüyası, bazen en büyük kabusu haline gelebiliyor" dedi.


Oscar ödülü kazanan F. Murray Abraham, Brenda Fricker, Linda Hunt, Marlee Matlin ve Louise Fletcher gibi oyuncuları neredeyse artık kimse tanımıyor.

Gwyneth Paltrow ve Richard Dreyfuss gibi başka çok iyi bilinen Oscarlı oyuncularsa ödülü kazanmanın kişisel hayatlarında ve oyunculuk kariyerlerinde sorunlara yol açtığından şikayetçi.

"Joan Fontaine'den Gwyneth Paltrow ve Richard Dreyfuss'a kadar bazı ödül sahiplerinin, Oscar'ın bir lanet olduğunu söylediğini" belirten O'Neil, Oscar'ın, Paltrow'u daha 26 yaşında bir filmde oynaması için parası ödenemeyecek kadar pahalı hale getirdiğini, Dreyfuss'un ise 1977'de kazandığı ödülden sonra uyuşturucu alışkanlığı ve bir dizi başarısızlıkla sürekli düşüş yaşadığını belirtiyor.

Dreyfuss en iyi erkek oyuncu ödülünü 1977'de "The Goodbye Girl" filmi, Paltrow ise en iyi kadın oyuncu ödülünü 1999'da "Aşık Şekspir"deki rolüyle kazanmıştı.

"Guguk Kuşu" filmindeki hemşire rolüyle 1975'de en iyi kadın oyuncu ödülünü kazanan Louise Fletcher ise ödülden sonra hep B sınıfı filmlerde rol alabildi.

Fletcher Oscar için, "bir gece için kendinizi şahane hissetmenizi sağlıyor. Ama bunun kariyerinize bir katkısı olacağını beklemeyin" demişti.

EN İYİLERLE EN KÖTÜLER AYNI

Dahası, en iyi oyuna verilen ödül olan Oscar'ı kazanan bazı sanatçılar, daha sonra en kötü oyuna verilen Razzie Ödülünü kazanmayı da ihmal etmediler.

Örneğin Halle Berry, Faye Dunaway ve Liza Minnelli, bu sanatçılardan bazıları.

O'Neil, Oscar lanetine uğrayanların listesinin uzun mu uzun olduğunu söylüyor ve örnek olarak Rita Moreno (Batı Yakasının Hikayesi), Dianne Wiest ve Cuba Gooding Jr. gibi oyuncuların Oscar'dan sonra bir daha başarı şansı yakalayamadıklarını belirtiyor.

Film eleştirmeni ve tarihçi Leonard Maltin ise Oscar lanetinin Hollywood çevrelerinde "F. Murray Abraham sendromu" olarak bilindiğini söyledi.

1984'de Amadeus'daki rolüyle en iyi erkek oyuncu ödülünü alan ünlü tiyatro oyuncusu Abraham, o tarihten sonra, tiyatroda kariyerini başarıyla devam ettirdi ama, sinema alanında "büyük bir yıldız" olmayı başaramadı.

Film eleştirmeni Richard Schickel ise Oscar ödülü kazanmış olmayı bir oyuncu ya da filmin ölümsüz olup olmayacağı konusunda tahmin yapabilmek için sağlam bir veri olarak görmediğini belirterek, tek bir filmdeki oyunculuğun ölçüt olmadığını, "tek geçerli kariyer ölçütünün tarih olduğunu" kaydediyor.

Schickel, bunu şu sözleriyle destekliyor:"On yıl ya da daha fazla bir zaman sonra tekrar dönüp seyrettiğimiz filmler, insanlar için önemli olmaya devam eder. Çoğu zaman Oscar ödüllerinden bir hafta sonra, hangi filmin ya da oyuncunun ödül kazandığını hatırlamaszınız."

Bu yıl 79. Oscar ödülleri, 25 şubatta Hollywood'da düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak.

cımsky
31-01-2007, 20:28
Bu yıl 79'uncu kez düzenlenecek olan Oscar ödüllerinin adayları açıklandı.Oscar adayları açıklandı. Dreamgirls 8 dalda aday, en yakın rakibi ise 7 adaylıkla Babil. Erkek oyuncu dalında Leonardo DiCaprio, Ryan Gosling, Peter OToole, Will Smith, Forest Whitaker, kadın oyuncu dalında da Penelope Cruz, Judi Dench, Helen Mirren, Meryl Streep, Kate Winslet aday gösterildi.


İşte belli başlı dallarda Oscar adayları

En iyi film
Babel
The Departed
Letters From Iwo Jima
Little Miss Sunshine
The Queen

En iyi erkek oyuncu
Leonardo DiCaprio (Blood Diamond/Kanlı Elmas)
Ryan Gosling (Half Nelson)
Peter OToole (Venus)
Will Smith (The Pursuit of Happyness)
Forest Whitaker (The Last King of Scotland)

En iyi kadın oyuncu
Penelope Cruz (Volver)
Judi Dench (Notes on a Scandal)
Helen Mirren (The Queen)
Meryl Streep (The Devil Wears Prada)
Kate Winslet (Little Children)

En iyi yardımcı erkek oyuncu
Alejandro Gonzales Inarritu Babil ile en iyi yönetmen dalında aday.

Alan Arkin (Little Miss Sunshine)
Jackie Earle Haley (Little Children)
Djimon Hounsou (Blood Diamond)
Eddie Murphy (Dreamgirls)
Mark Wahlberg (The Departed)

En iyi yardımcı kadın oyuncu
Adriana Barraza (Babel)
Cate Blanchett (Notes on a Scandal)
Abigail Breslin (Little Miss Sunshine)
Jennifer Hudson (Dreamgirls)
Rinko Kikuchi (Babel)

En iyi yönetmen
Alejandro Gonzalez Inarritu (Babel)
Martin Scorsese (The Departed)
Clint Eastwood (Letters From Iwo Jima)
Stephen Frears (The Queen)
Paul Greengrass (United 93.)

Yabancı dilde en iyi film
After the Wedding (Danimarka)
Days of Glory (Cezayir)
The Lives of Others (Almanya)
Pans Labyrinth (Meksika)
Water (Kanada)

En iyi uyarlama senaryo
Borat Cultural Learnings of America for Make Benefit Glorious Nation of Kazakhstan
Children of Men
The Departed
Little Children
Notes on a Scandal

En iyi özgün senaryo
The Queen ile Helen Mirren'ın adaylığı kimseyi şaşırtmadı.

Babel
Letters From Iwo Jima
Little Miss Sunshine
Pans Labyrinth
The Queen

En iyi uzun metrajlı animasyon film
Arabalar
Happy Feet
Monster House

En iyi sanat yönetimi
Dreamgirls
The Good Shepherd
Pans Labyrinth
Pirates of the Caribbean: Dead Mans Chest
The Prestige

En iyi görüntü yönetimi
The Black Dahlia
Children of Men
The Illusionist
Pans Labyrinth
The Prestige

En iyi orijinal müzik
Babel
The Good German
Notes on a Scandal
Pans Labyrinth
The Queen

En iyi orijinal şarkı
An Inconvenient Truth
Dreamgirls
Arabalar

En iyi kostüm
Curse of the Golden Flower
The Devil Wears Prada
Dreamgirls
Marie Antoinette
The Queen

En iyi uzun metrajlı belgesel
Penelope Cruz, Volver ile kadın oyuncu dalında aday.

Deliver Us From Evil
An Inconvenient Truth
Iraq in Fragments
Jesus Camp
My Country, My Country

En iyi kısa metraj belgeselhttp://img256.imageshack.us/img256/8969/2810165wc7.jpg (http://imageshack.us)
The Blood of Yingzhou District
Recycled Life
Rehearsing a Dream
Two Hands

En iyi kurgu
Babel
Blood Diamond
Children of Men
The Departed
United 93

En iyi makyaj
Apocalypto
Click
Pans Labyrinth

En iyi kısa animasyon film
The Danish Poet
Lifted
The Little Matchgirl
Maestro
No Time for Nuts

En iyi görsel efekt
Pirates of the Caribbean: Dead Mans Chest
Poseidon
Superman Returns

DAHA ÖNCE AÇIKLANAN ÖDÜLLER
Onur Ödülü: Ennio Morricone
Jean Hersholt İnsan Hakları Ödülü:Sherry Lansing

cımsky
03-02-2007, 23:02
Şimdiden söyleyelim bu yazı içinde 3 rakamı biraz fazla geçecek. Ama sinemaya sık gidenlerdenseniz bu yıl 3'lere şimdiden alışmaya başlamanızda fayda var. Üçlemelerin sinema tarihindeki yeri ayrı: Baba (The Godfather), Geleceğe Dönüş (Back to the Future), Yüzüklerin Efendisi (Lord of the Rings), Matrix, Amerikan Pastası (American Pie), Bıçak (Blade), Korkunç Bir Film (Scary Movie) gibi serileri; Dario Argento'nun Three Mothers Trilogy’sini; Ömer Lütfi Akad’ın Gelin, Düğün, Diyet; Kieslowski'nin Mavi, Beyaz, Kırmızı ve Lars Von Trier'nin Dogville, Manderlay, Wasington üçlemesini düşünün.


Üç rakamının Hıristiyanlıktaki yerinin (Baba, Oğul, Kutsal Ruh üçlemesi) de etkisi vardır mutlaka, bazı yönetmenler hikayelerini üçe bölüp anlatmayı çok severler. Bazen de her şey tesadüfler sonucu gelişir. İlk film o kadar tutar, ikinci çekilir ve üçüncü için öyle büyük bir beklenti oluşur ki, yapımcılar kucaklarında bir üçleme buluverirler.

Lafa üçlemelerle girdik, çünkü 2007 üçüncü filmlerin ve üçlemelerin yılı. Çünkü Hollywood ’un en görkemli ve pahalı film serilerinin üçüncüleriyle bu yıl buluşacağız. Şrek 3, Karayip Korsanları 3 ve Örümcek Adam 3, Mayıs ayında ard arda vizyona girecek. Üçleyen bir başka seri ise Geçmişi Olman Adam. Bir türlü kendini bulamayan ajanın üçüncü kez karşımıza çıkacağı film, Bourne Ultimatum adıyla vizyonda olacak. George Clooney ’nin başı çektiği Ocean çetesi de maceralarını Ocean's 13 ile üçlemiş olacak.

KARAYİP KORSANLARI 3: DÜNYANIN SONU
Keith Richards, Johnny Depp'in babası rolünde

Geçen yılın gişe rekortmeni Karayip Korsanları ve ayyaş ama sevimli korsanımız Jack Sparrow, 25 Mayıs'ta maceralarına ikinci filmin kaldığı yerden devam edecekler. Başrollerde yine Johnny Depp, Orlando Bloom ve Keira Knightley var. Yapımcı Jerry Brucheimer ve yönetmen Gore Verbinski, Karayip Korsanları: Ölü Adamın Sandığı (Pirates of the Carribean: Dead Man’s Chest) ile aynı anda çekilen Karayip Korsanları: Dünyanın Sonu'yla (Pirates of the Caribbean: At World’s End) ilgili bilgi sızdırmamak için ellerinden geleni yapsalar da "en yakın arkadaşın arkadaşı" yöntemiyle bir bilgi akışı söz konusu.

Mesela, üçüncü filmde Jack Sparrow’dan daha komik olacağını iddia ettiği söylenen bir karakter var; geçmişin izlerini yüzündeki derin yara izlerinde taşıyan Kaptan Sao Feng. Onu, Kaplan ve Ejderha filminden hatırlayacağınız Hong Kong'lu aktör Chow Yun-Fat canlandırıyor. Serinin üçüncü filminin sürprizi Johnny Depp’in yakın dostu, ünlü gitarist Keith Richards'ın, sonunda Jack Sparrow ’un babası olarak kamera karşısına geçmesi. Çoğu komedi filminden daha fazla komik sahne barındırdığı söylenen Karayip Korsanları: Dünyanın Sonu’nda Bruckheimer adına yakışır aksiyon sahnelerine sıkça rastlayacakmışız.

ÖRÜMCEK ADAM 3

Daşmanların sayısında patlama var

Sam Raimi'nin yönettiği Örümcek Adam, üçüncü macerasıyla 4 Mayıs 2007'de hayranlarıyla buluşacak. Örümcek Adam'ı yine Tobey Maguire'ın canlandıracağı bu filmde Maguire'ın rol arkadaşları Kirsten Dunst ile James Franco.

Örümcek Adam bu son filminde kırmızı mavi kostümünü değiştirip saf çocuk rolünden sıyrılmış. Süper kahramanların en insancılı bu kez biraz da karanlık yüzünü gösterecek bizlere. Örümcek Adam’ın düşmanlarının sayısında da ciddi bir artış var. Thomas Haden Church, Sandman; Topher Grace ise Venom olarak kötülüklerden kötülük beğenecek ve Örümcek Adam’a saldıracaklar. Örümcek Adam gişede ise iki hafta sonra Şrek, üç hafta sonra da Karayip Korsanları’nın saldırısına uğrayacak.

ŞREK 3
Yeşil devin gişe savaşı

Bataklığından çıkarak prensesiyle mutluluğu bulan çirkin ama sevimli yeşil dev Srek (Shrek) 2007'nin konukları arasında. Şrek 3, 18 Mayıs 2007 tarihinde gösterime girecek. Şrek, kayınpederinin hastalanmasıyla kendini toprakların yeni varisi olarak bulacak. Ama o bataklığındaki huzuru kral koltuğunda bulamayacağının farkında. Yeni arkadaşı Artie’yi kral olmak için ikna etmeye çalışacak. Şrek iki yıl önce Örümcek Adam’ı gişede devirmişti. Bu kez Andrew Adamson’ın değil, Chris Miller ve Ramon Hui’nin yönettiği yeşil dev, Mayıs ayında Kaptan Jack Sparrow ve Örümcek Adam’a karşı zorlanabilir.

GEÇMİŞİ OLMAYAN ADAM 3

Jason Bourne kendini aramayı sürdürüyor

Geçmişi Olmayan Adam (The Bourne Identity) ve Medusa Darbesi'nde (The Bourne Supremacy) arkasına bakmadan kaçan, o arada da kimliğini bulmaya çalışan Jason Bourne’a bu hayatta huzur yok. İkinci filmin yüksek gişe başarısı ve uyarlanacak bir Robert Ludlum romanı daha olması kahramanımızı yine yollara düşürdü. Uzaklara giden sadece Jason Bourne değil, onu canlandıran Matt Damon ve film ekibi tabii. Üçüncü film üç ayrı kıtada, Fas, İngiltere, İspanya, Fransa ve Amerika’da çekilmiş. 3 Ağustos ’ta vizyona girecek filmde Jason Bourne kendisini yaratanlar tarafından ele geçiriliyor. Hafızasını ve sevdiği tek insanı kaybetmiş olan Jason Bourne, iyi eğitimli yeni kuşak katillerin ateşi altında kalınca başa dönüp, kim olduğunu bulmaya çalışıyor.

OCEAN'S 13

Yakışıklılar çetesine Al Pacino desteği

Ben diyeyim Brad Pitt, siz deyin Gerorge Clooney, Matt Damon, bu seri her izleyiciyi bir nedenle yakalıyor. Bağlantıyı sadece oyuncular üzerinden kurarsak özellikle ilk filmde gördüğümüz ince zekaya, aksiyona ve mizaha haksızlık etmiş oluruz. Hatırlarsınız Ocean ’s 12, Ocean’s 11 kadar beğenilmemişti. Ama oyuncular böyle bu seriyi çekerken çok eğleniyor olacaklar ki, üçüncü film için zaman yarattılar. Ocean's 13 filminde Catherine Zeta-Jones ve Julia Roberts yok. Ama kadroya 13. eleman olarak Al Pacino katıldı. Bize de seriyi takip etmek için bir neden daha çıktı.

cımsky
04-02-2007, 00:00
http://img392.imageshack.us/img392/525/2824161eh2.jpg (http://imageshack.us)Hem televizyon ekranlarının hem de beyazperdenin en beğenilen ve en başarılı oyuncularından olan Nejat İşler, Barda filminde olabilediğince kötü ve acımasız bir karakteri canlandırıyor.

İlk filmi Mustafa Hakkında Herşey’de işkence gören bir taksi şoförünü oynarken şimdi de barda esir aldıkları gençlere türlü işkenceler yapan çetenin lideri rolünde izliyoruz kendisini. “Eskiden gerçek hayatta şiddet uygulamıştım, ama hiç hoşuma gitmedi ve bana kaybettirdi” diyen Nejat İşler’e şiddet uygulamak ve kötü adam olmak bu kez kazandırmışa benziyor; Barda’da görülmesi gereken, müthiş bir performans sergilemiş. Nejat İşler’le Barda filmini, şiddeti, adalet kavramını ve gelecekle ilgili planlarını konuştuk.

Bu projeyi kabul etmenizin arkasında hangi nedenler yatıyor? Senaryo mu, Serdar Akar mı, yoksa oynayacağınız karakteri sevmiş olmanız mı?
-Serdar'la çalışma fırsatını kaçırmak istemedim. Son yıllarda atılım yapan Türk sinemasının öncü yönetmenlerinden olduğunu düşünüyorum.

Barda filmini tek bir cümleyle anlatsanız, ne dersiniz?
-Neden artık bir arada yaşamayı beceremiyoruz, diye soruyor film bence.

Barda ne kadar sert bir film oldu? Sizi gerek çekimler sırasında gerekse filmi izlerken en çok etkileyen sahne hangisiydi?
-Durumun gerektirdiği kadar şiddet olduğunu söyleyebilirim. Beni en çok etkileyen şey film çekilirken, sadece oyuncuların değil, tüm ekibin sahnelere yoğunlaşmasıydı. Görüntü yönetmeni Mehmet Aksın'ın tüylerinin gerçekten dikildiği anları hatırlıyorum.

Film izleyenleri hangi yönüyle rahatsız edecek?
-Çaresizlik rahatsız edecektir herhalde. Galada siniri bozulup gülenleri gördüm.

Şiddeti ve adalet kavramını sorgularken nasıl bir yol izliyor film?
-Şiddetten ziyade adalet kavramının kişilere ve pozisyonlara göre değişmesini sorguluyor. Şiddeti uygulayanların, şiddete maruz kalanların ve yargı unsurlarının farklı adalet anlayışlarına sahip olması düşündürücü.

YAŞAM VE KAVGA BİRLİKTE ANILIYOR

Barda, izleyenlerin hayatında bir değişiklik yapacak bir film mi?
-Hepimiz dünyanın daha güzel bir yer olması için yapıyoruz işlerimizi. Her zaman umudumuz insanları olumlu anlamda etkilemektir. Ama bunu başarmanın, kötü örnek olmaktan daha zor olduğunu söylemeliyim. Kötülük, iyilikten daha yetenekli örgütlenmede. ‘Yaşam’ kelimesinin yanına en çok konulan kelimenin ‘kavga’ olduğu günümüzde insanlar savunma ve saldırı taktiklerinden etkileniyorlar. Hepimiz iyi birer savaşçı olmaya çalışıyoruz. Bu filmin de insanları sokağa çıkmaya, eğlenmeye, korkusuz ve tasasız yaşamaya cesaretlendirmediği çok açık. Gerçekten üzgünüm.

Nasıl hazırlandınız role?
-Öncelikle, sıradan herhangi bir insanın da birini öldürebileceğini kafama koydum. Sonra bu sıradan adamın yaptığı işi, oturduğu evi, ailesini, arkadaşlarını, dinlediği müziği, çalışmadığı zaman neler yapabileceğini düşündüm. Truman Capote'nin gerçek bir olaya dayalı kitabı Soğukkanlılıkla’yı verdi bir arkadaşım. Onu okumak yararlı oldu. Ama aslolan fikir, sevimli ya da öykünebilinecek, suistimale açık ya da karikatürize bir kötü adam yaratmamaktı. Serdar'la bunda mutabık olduktan sonra giriştik işe.

EĞİTİMSİZ, İŞSİZ, YANİ POTANSİYEL SUÇLU

Selim gibi adamları ne kadar tanıyorsunuz?
-Şu son suikast olayında yakalananlardan biri "Eğitimsizim, işsizim, yani potansiyel suçluyum" diyordu gazetecilere. Bu tanım, nereye kafanızı çevirseniz görebileceğiniz, aynı bakkaldan ekmek aldığınız, aynı televizyon programlarını seyrettiğiniz, aynı takımın maçlarına gittiğiniz, aynı metroya, otobüse, dolmuşa bindiğiniz bir sürü insanı kapsıyor. Sorun zaten toplumun içinden tek tük suçlunun çıkması değil, suçun sıradanlaşması. Metropol insanı içten içe her gün suç olduğunu bildiği şeyleri geçiriyor içinden. Evet Selim gibileri iyi tanıyorum, en azından yakalanana kadar. Hapishane görmüş tanıdıklarım da oldu ayrıca.

Daha önce birine karşı şiddet uygulamış mıydınız?
-Uygulamadım diyemem. Ama hoşuma gitmediği ve bana kaybettirdiği kesin. Kendimi savunurken bile şiddetin çok can sıkıcı olduğunu düşünüyorum.

ŞİDDETİN NEDENİ AÇLIK VE TATMİNSİZLİK

İnsanlar neden şiddete başvuruyor sizce?
-Galiba en kolay mazeret bulunabilecek eylem şiddet. Bir sürü şey yüzünden şiddete başvurduğunu söyleyen insan var. Ben "açlık" ve "tatminsizlik" derim. En altta bunlar vardır.

Filmin kötü adamı olmak nasıl bir duygu? İyi karakterleri mi yoksa kötü adamları oynamayı mı daha çok seviyorsunuz?
-Kötü adam rolleri daha oyuncaklı, daha imkanlıdır. Sever oyuncular kötüleri. Açıkcası benim bir tercihim yok. Derinlikli, samimi ve gerçek karakterler olsun da ne olursa olsun.

Çağan Irmak'la tekrar aynı seti paylaşmak nasıldı?
-Çağan'ın oyunculuk yapmayı sevdiğini düşünüyorum. Aslında kamera önü için enteresan bir enerjisi var.

Kariyerinizde pişmanlıklarınız var mı? Dizi olsun, sinema olsun hep istediğiniz işlerde mi yer aldınız?
-Elbette var pişmanlıklarım. Genelde iş başlamadan vaadedilen şartlar, işin içinde değişir. Çok fazla değişmişse rahatsız olur gitmek istersin. Sabah uyandığımda işe gitmek yerine ölmeyi istediğim oldu benim de.
http://img392.imageshack.us/img392/3149/untitlednu7.png (http://imageshack.us)

cımsky
04-02-2007, 00:41
Türkiye'de 7, Hollanda'da 12 yaş sınırı konan "Son Osmanlı-Yandım Ali" filmine, 18 yaş sınırı getirildi. "Son Osmanlı" filminin, "Kurtlar Vadisi-Irak"tan sonra Almanya'da yaş sınırına (KJ damgası) takılan ikinci Türk filmi olmasının nedeni olarak, filmde bir Alman subayının dövüldüğü sahne gösteriliyor.

Alman subayına Osmanlı tokadı

http://videogaleri.hurriyet.com.tr/Video.aspx?s=10&vid=586


"Son Osmanlı-Yandım Ali" filminin fragmanı

http://videogaleri.hurriyet.com.tr/Video.aspx?s=11&vid=421


"Son Osmanlı-Yandım Ali" filminin fragmanı

http://img95.imageshack.us/img95/3802/2821798rn2.jpg (http://imageshack.us)
http://img116.imageshack.us/img116/3748/2821832pl8.jpg (http://imageshack.us)
http://img116.imageshack.us/img116/237/2821843jr3.jpg (http://imageshack.us)
http://img95.imageshack.us/img95/7201/2821857mg3.jpg (http://imageshack.us)

Tarih, tek taraflı veriliyor ve aşırı şiddet içeriyor." gerekçesiyle yaş sınırını koyan Freiwillige Selbstkontrolle der Filmwirtschaft-Film Sanayii Serbest Denetleme Kurulu (FSK), konuyla ilgili olarak pazartesi günü yeniden bir değerlendirme yapılacağı kaydedildi.



Yapımcı şirket Özen Film'in yetkilisi Nizam Eren, yaş sınırının Almanya'da 18'e çıkarılmasını şaşkınlıkla karşıladıklarını belirterek, "Vahşet sahneleri içeren Mel Gibson'un 'Cesur Yürek' filminin bile 16 yaş kategorisinde değerlendirildiği Almanya'da 'Yandım Ali'nin hangi gerekçelerle 18 yaş sınıfına sokulduğunu anlamak güç" dedi. Almanya'daki dağıtımcı firma Central'in sözcüsü ise, kararın resmen sansür olduğunu belirterek, itiraz haklarının önümüzdeki günlerde tekrardan görüşüleceğini söyledi. FSK'nın, gerekçeli kararını önümüzdeki hafta vermesi bekleniyor.

cımsky
04-02-2007, 11:53
http://img442.imageshack.us/img442/4091/31384834xm5.jpg (http://imageshack.us)
'Deliyürek: Bumerang Cehennemi'nin açtığı yoldan bu sezon arka arkaya 'kahramanlık' temalı, milliyetçi filmler izlemeye başladık.

İstanbul Anadolu yakasının önemli sinemalarından, altı salonlu Rexx'in bir salonunda komedi filmi 'Maskeli Beşler-Irak' diğerinde 'Amerikalılar Karadeniz'de 2' oynuyor. 'Emret Komutanım: Şah Mat' ile tarihi film 'Son Osmanlı-Yandım Ali' de diğer salonlarda gösteriliyor. Aslında Türkiye'deki pek çok sinemada durum pek farklı değil. Popüler Türk filmleri hemen hemen her sinemada fazlasıyla kendine yer buluyor.

Bu filmlerin ortak yanı, 15-25 yaş grubu 'tipik sinema izleyicisi'ni hedeflemeleri ve 'kahramanlık' üzerine kurulu, militarizmi öven, milliyetçi filmler olması. Askerler cirit atıyor, silahlar patlıyor, Türklüğe ve askerliğe övgüler yağdırılıyor. Ve tabii Türkiye'nin düşmanlarıyla mücadele ediliyor.

Eleştirmenler şaşkın! Her hafta aynı vurgular yapılıyor. Ortak kanı filmlerin kötü olduğu ve yükselen milliyetçiliğe karşı Türk sinemasının yangına körükle gittiği. Peki 'ne oldu da birden bire bu tür milliyetçi filmleri arka arkaya izler olduk' derseniz cevabı yakın geçmişte bulursunuz.

Yıl 2001... Yönetmen Osman Sınav, aynı adlı televizyon dizisinden
'Deliyürek: Bumerang Cehennemi' adlı bir film çekiyor. Milliyetçi olduğunu dile getiren Sınav, filmde dizinin kahramanı Yusuf Miroğlu'nun gözünden Güneydoğu'da yaşanan 'terör' olayların perde arkasını anlatma iddiasında. Seyirciden bol bol alkış alan "Bu ülkenin ekmeğini yiyip bu ülkeye ihanet edenler, bu ülkenin ekmeğini yedikleri yerden kurşun da yerler" repliği yapımın siyasal tavrını da ortaya koyuyordu ve yaklaşık 1 milyon seyirci çekti.
'Deliyürek: Bumerang Cehennemi'nin açtığı yoldan bu sezon arka arkaya 'kahramanlık' temalı, milliyetçi filmler izlemeye başladık.

İşte bu iki filmin çok izlenmesi, milliyetçiliğin dünyada ve Türkiye'de yükselişte olması kimi yapımcıları da harekete geçirdi. Seyircinin en fazla sinemaya gitme eğiliminde olduğu bir dönemde (aralık-şubat) gösterilecek kahramanlık temalı popüler yapımlar üretildi. Filmlerin içine de illa Türk bayrağına, vatan toprağına ya da askerliğin kutsallığına vurgu yapan diyaloglar ve görsel ayrıntılar sıkıştırılıyor.

Mesela, işgal altındaki İstanbul'da İngilizler'in ve azınlıkların Türk karşıtı tavrından etkilenen kabadayı Yandım Ali'nin Milli mücadeleye katılma öyküsünü anlatan 'Son Osmanlı-Yandım Ali'de, Türk bayrağını indirmek isteyen İngilizler "Onu indirmeye kimsenin gücü yetmez" diyen Ali'den iyi bir dayak yiyor. Komedi filmi 'Amerikalılar Karadeniz'de 2'de bir askerin "Askerlik zor çiçeğim. Zor olmasına zor da vatan sevgisi var ya içimizde vız gelir bu zorluklar bize" diye başladığı replik "Her Türk asker doğar" diye devam ediyor. Kötü yürekli KGB ajanının bir Türk subayını öldürme komplosu üzerine kurulan, bir tür 'deli askerler' komedisi 'Emret Komutanım: Şah Mat' bile kışlada geçen bir kahramanlık hikâyesine dönüşüyor. Film, "Bizim askerimiz yüreklerinde atalarının kanlarıyla hazır gelirler," gibi hamasi replikler, "Komutanım, şehit düşersem bu memleketim Sivas'ın toprağıdır. Belki cenazem memleketime getirilemez. Bunu üzerime serp," gibi duygusal ifadelerle ilerliyor.

Geçen yılın sevimli beceriksiz hırsız çetesi 'Maskeli Beşler' de durumdan vazife çıkarmayı ihmal etmiyor ve soluğu Kuzey Irak'ta alıyor. 'Maskeli Beşler Irak' filminde çete üyeleri Kuzey Irak petrolleri üzerinde Türkiye'nin hakkının yendiğine inanıp Amerikalıların kontrolündeki bir petrol tesisine operasyon düzenliyor. Operasyonun sebebi de şöyle bir diyalogla açıklanıyor: "Zannedersem bize göre bu Irak'taki petrol kuyularında sanki hâlâ bizim hakkımız varmış gibi düşünüyoruz, "En azından elin Amerikalısından daha fazla hakkımız var. Kimse bu hakkı savunmadığı için biz de kalkıp buraya geldik."

Bu filmlerden kimisi milliyetçi çizgide olduğunu belirten sitelerde de takdir görüyor. Mesela www.milliyetciforum.com adresli internet sitesinde 'Gençliğimize izletmemiz gereken film ve diziler' arasında 'Son Osmanlı-Yandım Ali' sayılıyor, 'Kurtlar Vadisi'nin dönüşü sevinçle karşılanıyor.

cımsky
04-02-2007, 23:16
The Fast and the Furious: Tokyo Drift
bu film izleyenler zevkli kareleriyle muhteşem temposuyla yerinde duramadı ama dedimki bu filmi birkere daha hatırlayalım diye düşündüm size değişik kareler (wallpaper)

http://img485.imageshack.us/img485/9108/01nb8.jpg
http://img520.imageshack.us/img520/5723/02cy2.jpg
http://img485.imageshack.us/img485/1872/03qe8.jpg
http://img520.imageshack.us/img520/958/04hg9.jpg
http://img394.imageshack.us/img394/3752/05bz0.jpg
http://img520.imageshack.us/img520/8299/06wn7.jpg
http://img394.imageshack.us/img394/3263/07ez4.jpg
http://img394.imageshack.us/img394/9310/08gv4.jpg
http://img394.imageshack.us/img394/7115/09xh4.jpg
http://img394.imageshack.us/img394/1372/10lp0.jpg

cımsky
05-02-2007, 00:09
Köpekbalığı Hikayesi
Shark Tale

http://img485.imageshack.us/img485/4550/01qw7.jpg
http://img394.imageshack.us/img394/5490/02am6.jpg
http://img394.imageshack.us/img394/4766/03dz4.jpg
http://img485.imageshack.us/img485/8356/04gs9.jpg
http://img394.imageshack.us/img394/3185/05rw8.jpg
http://img394.imageshack.us/img394/3878/06ld5.jpg
http://img485.imageshack.us/img485/7316/07tr7.jpg
http://img394.imageshack.us/img394/2615/08df4.jpg
http://img520.imageshack.us/img520/3615/09md5.jpg

cımsky
05-02-2007, 01:21
http://img394.imageshack.us/img394/3103/flagswallpaper11024pw5.jpg
http://img394.imageshack.us/img394/3497/flagswallpaper21024vf5.jpg
http://img394.imageshack.us/img394/4231/flagswallpaper31024ly4.jpg
http://img520.imageshack.us/img520/6100/flagswallpaper41024rd6.jpg
http://img520.imageshack.us/img520/2717/flagswallpaper51024mq3.jpg
http://img520.imageshack.us/img520/9752/flagswallpaper61024fr3.jpg

mpl
05-02-2007, 12:38
Flags of Our Fathers, izlenmeye değer bir filme benziyor,afişlerinden fena gözükmüyor...

cımsky
05-02-2007, 16:23
http://img72.imageshack.us/img72/8793/2835652bi5.jpg
Bugüne kadar en çok şikayet alan televizyon dizisi olma özelliğini taşıyan Kurtlar Vadisi, yeni bir rekora daha koşuyor.
Televizyon seyircisi, yayınlanacağı yönünde reklamı yapılan "Kurtlar Vadisi-Terör" isimli dizi için, şimdiden RTÜK’e şikayette bulunarak "yayınlamayın" talebinde bulundu. Dizinin reklamını gören birçok vatandaş, RTÜK’ün 444 1 178 numaralı şikayet hattını arayarak dizinin ekrana gelmesine engel olmaya çalışıyor. Üst Kurul iletişim personeli, son birkaç gün içinde 100’ü aşkın seyircinin aynı yöndeki şikayetlerini not etti. Seyirciler, dizinin yayınlanmasına şiddetle karşı çıkarken, RTÜK’ün de bu yayına engel olması noktasında ortak isteklerini belirtti. Ancak, RTÜK’ün bir programa önceden müdahale etmesine yasal olarak imkan bulunmuyor.


FİLMİN FRAGMANI İÇİN TIKLAYIN


http://videogaleri.hurriyet.com.tr/Video.aspx?s=10&vid=603

cımsky
05-02-2007, 23:24
http://img253.imageshack.us/img253/2323/kvi6wt9.jpg
Kurtlar Vadisi geri dönüyor
Efsane dönüyor! 'Kurtlar Vadisi Terör' adıyla yayımlanacak dizide "Polat" bu kez milli bir görev üstlenip 'dış mihraklar' ve onların Türkiye'deki işbirlikçileriyle çarpışacak

Reyting rekorları kıran Kurtlar Vadisi dizisi ekibi, Şubat ayından itibaren iki hamle birden yapmaya hazırlanıyor.

Kurtlar Vadisi busefer Güneydoğu Anadolu'da terörle mücadele ediyor! Ekranların çok tartışılan dizisi Show TV ile yeniden ekranlara dönüyor. Şubat Ayından itibaren izleyicisi ile Güneydoğu ve Terör içeriğinde buluşacak olan dizi çok tartışılmaya devam edecek gibi gözüküyor.

Türkiye, son 22 yılda 46 bin terör eylemine sahne oldu.
1984’ten beri terör nedeniyle 36.628 vatandaşımız öldü. Kayıplardan 508’i çocuktu.
Yaklaşık 5 milyon vatandaşımız terör nedeniyle yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı.
1984’ten bugüne 5 cumhurbaşkanı, 8 başbakan, 7 Genelkurmay Başkanı görev yaptı.

Resmi rakamlara göre terör eylemlerinin Türkiye’ye doğrudan maliyeti 100 milyar ABD Doları’ndan fazla. Dolaylı maliyetlerle birlikte zararımız 300 milyar doları buluyor.


300 milyar şu demek:

* 7 tane Güneydoğu Anadolu Projesi
* Türkiye’nin dış borcunun 2,5 katı
* 30000 km otoban (Mevcut otoban uzunluğunun 2 katı)
* 5 milyon derslik okul (mevcut derslik sayısının 12 katı)
* 350 tane Boğaz Köprüsü
* Türkiye’nin 83 yıllık sağlık gideri
* 75 tane Atatürk Barajı

alışveriş, cep telefonu ilk bölüm tarih, e-ticaret ödeme kredi kartı hediye oyuncak
Kurtlar Vadisi, eski ekibi ile birlikte 15 bölüm yayınlanacak. Yapım şirketi Pana Film'in ortakları ve dizinin senaristleri Raci Şaşmaz ile Bahadır Özener, Show TV Genel Müdürü Saner Ayar'la görüştü. İki taraf dizinin yeni bölümlerinin 'Kurtlar Vadisi Terör' adıyla çekilmesi konusunda prensip anlaşmasına vardı. Dizinin kahramanı Polat Alemdar, yeni dönem Kurtlar Vadisi'nde Güneydoğu'daki 'dış mihrak'lar ve onların 'Türkiye'deki işbirlikçileri' ile çarpışacak. Pana Film'in dizi için alacağı ücret konusunda herhangi bir açıklama yapılmadı. Show TV Genel Müdürü Saner, dizinin performansına göre fiyat konusunda anlaşma imzalayacaklarını söyledi.

Ama daha da ötesi var! Ekibin iki yeni dizisi daha ekranla buluşacak :
Ayrılık: Ermeni bir kız ile Türk genci arasındaki aşkı konu alan dizi, Asala Cinayetleri dahil içeriği ile Erivan'dan Los Angeles'a uzanan bir öyküde...
Hayat Kavgam: Kurtlar Vadisi ekibinin "daha az sertlikte" diye tanımladığı dizi erkek ve kadın bölümleri ayrı ayrı verilmek üzere aynı konuda farklı bakışı ortaya çıkaracak bir öyküde...
[COLOR="Blue"]
[FONT="Arial Black"]

http://img178.imageshack.us/img178/7944/kurtlarvadisiterrvh9.gif

cımsky
25-02-2007, 11:04
http://img340.imageshack.us/img340/9754/konu2bja3.jpg

http://img293.imageshack.us/img293/1088/titanicusnavymemorandumsb3.gif

http://img86.imageshack.us/img86/1782/titanicrudderbeforelaunei3.jpg

http://img184.imageshack.us/img184/3083/titaniclifeboatus7.gif

http://img86.imageshack.us/img86/6/titanicmapsb9.png

Tipi: Transatlantik
Sahibi: White Star Line
İnşası: Harland and Wolff Tersanesi, Belfast, İrlanda
Kaptan: Edward John Smith
Liman kaydı: Liverpool, İngiltere
Üretimi: 31 Mart 1909
Denize inişi: 31 Mayıs 1911
Sefere çıkışı: 10 Nisan 1912
Akıbeti: Saat 23:40'da buzdağına çarptı (14 Nisan 1912). Saat 2:20'de battı (15 Nisan 1912). Enkazı 1985'te bulundu.
Genel Özellikler
Tonajı: 46.328 groston
Uzunluk: 882 fit 9 inç (269 m)
Genişlik: 92 fit 6 inç (28 m)
Yükseklik (azami): 63 metre (omurgadan direğin tepesine kadar.)
Güç: 24 çift-sonlu ve 5 tek-sonlu İskoç buhar kazanlarından 215 psi basınç. İki yandaki pervaneler için iki adet dört silindirli üç genişlemeli karşılıklı hareket eden motorların herbiri 16000 bg (12 MW) güç üretiyor. Merkez pervane için bir düşük basınçlı (7 psi civarında ) buhar türbini 18000 bg (13.5 MW) güç üretiyor. Toplam 50,000 bg (37 MW)
Tahrik kuvveti: İki, tunç, üç kanatlı, yan pervaneler ve bir, tunç, dört kanatlı, merkez pervane.
Hız: 23 knot (42,5 km/sa.) (26,4 mil/sa.)
İnsan Kapasitesi: 1912 - Toplam 2.223
Birinci Sınıf:329
İkinci Sınıfı:285
Üçüncü Sınıfı:710
Mürettebat:899

Geminin özellikleri
Bandırası : ENGLAND / Liverpool
Şirket : White Star Line Company
Gemi Adı : Royal Mail Ship (R.M.S)TITANIC
Uzunluk : 271 metre
Eni : 28 metre
Derinlik : 29 metre
Yükseklik : 63 metre (omurgadan direğin tepesine kadar.)
Grs.Ton : 48.328 t.
Dep.Ton : 66.219 t.
Yolcu K. : 3.547 kişi
Mürettebat : 910 kişi

1985 yılındaki keşfinden bu yana batık çıkarma şirketlerinin, film yapımcılarının ve "turistler"in ziyaret ettiği Titanik, yavaş yavaş yok oluyor. Ünlü gemiyi keşfeden Robert D. Ballard, 19 yıl sonra, "kutsal mezar" olarak nitelendirdiği batıktaki değişimi incelemek için geri döndü.

Dergide okuyacağınız ilginç öyküye dair ipuçlarını bu alıntıda bulabilirsiniz.

Enkaz alanı beni çok derinden etkiledi. Newfoundland'in 550 kilometre açığında, denizin derinliklerinde bambaşka bir dünyadan gerçekötesi görüntüler sunan bu bölgede 15 Nisan 1912'nin ilk saatlerindeki dondurucu soğukta yaşamını yitiren insanlar bana bir kez daha seslendi.

Dipte bir kasa şampanya yatıyor; şişelerin mantarları hâlâ yerinde. Titanik'in zengin ve güçlü insanlar için üstlendiği yüzer saray rolünü anımsatan bir görüntü bu. Organik madde yiyen yumuşakçalar şişelerin bulunduğu kasayı çoktan yok etmiş. Gözüm ansızın, yan yatmış bir kadın ayakkabısına kayıyor. Yakınında üç tarak, bir de belki de bir çocuğa ait olan daha küçük bir çift ayakkabı var. Onların yanında da bir el aynası.

Bu nesneler dipte nasıl biraraya gelmiş olabilir? Büyük ayakkabı, kızının güzel saçlarını tarayan bir anneye mi aitti? Küçük kızın belki de bir zamanlar bu aynadan yansımış yüzü neye benziyordu? Biraz ötede başka ayakkabılar da vardı; küçük bir kıza ait bir çift ile bir denizcinin olduğunu tahmin ettiğim siyah yağmurluğun yanında da bir diğer çift. Bir çift ayakkabı 3800 metre batıp, bu kadar yan yana dibe oturamaz. Belli ki yolculuğu birlikte yapmışlar.

Titanik'i bir Fransız–Amerikan ekibin üyesi olarak keşfedeli 19 yıl olmuştu. Ne derece değiştiğini görmek üzere geri gelmiştim. RMS Titanic, Inc. adlı özel bir batık çıkarma şirketinin buraya pek çok kez daldığını; kutsal bir mezar olarak gördüğüm bu yerden, yasalara uygun olarak binlerce obje çıkardığını biliyordum. Rus denizaltıları Hollywood film yapımcısı James Cameron ile diğer bazı insanları batığa getirmiş; herhangi bir yasayı çiğnememiş, ancak enkaza çarptıkları rapor edilmişti. RMS Titanic, Inc. geminin bir parçasını çıkarmaya çalışırken, yolcu gemileri bu alanda daireler çizmişti. Bir bira şirketi mal kurtaran şirketin dipten bira şişeleri çıkarmasını izleme fırsatı için bir yarışma düzenlemişti. Hatta New Yorklu bir çift nikâhlarını burada kıymak üzere bir sualtı aracıyla Titanik'in pruvasına sert bir iniş yapmıştı. Tümü yanlışlarla dolu bir komediler zinciriydi –korktuğum başıma gelmişti. Titanik'in kalıntılarına saygı gösterilmesi gerektiğini ısrarla vurgulamıştım. Aksine, gemiyi panayırlarda sergilenen hilkat garibelerine çevirmişlerdi.


Kumanda Merkezi

http://img220.imageshack.us/img220/4636/122iv4.jpg

Titanik mürettebatı, bu kaptan köşkünde, 15 Nisan 1912 sabahının erken saatlerinde geminin gövdesini yaran ve sular altına gömülmesine yol açan buzdağından kurtulmak için yön değiştirmeye çabaladı. Köşkten geriye sadece gemi dümenini tutan seyir mekanizması telemotor kalmış. Yanında ise batığın bulunduğu 1985'ten beri ziyaretçilerin bıraktığı hatıra plaketleri ve plastik çiçekler duruyor.
http://img220.imageshack.us/img220/4164/123px9.jpg

Tarihin Ağırlığı

Titanik'in baş kasara bölümünde hâlâ bocurgatlarına (önde) bağlı haldeki çapa zincirleri hüzün verici karanlıkta seçilebiliyor. Gemi ilk Atlantik aşırı yolculuğunda dönemin teknoloji harikalarıyla ve lüks eşyalarla donatılmıştı.

cımsky
25-02-2007, 11:11
http://img220.imageshack.us/img220/5315/124yl5.jpg

Yağmalanmış Mezar

Günümüzde batık alanını son 20 yılda ziyaretçilerin geride bıraktığı kum torbaları, sentetik halatlar ve çapa zincirleri gibi çöp yığınları sarmış. Gemi batığına yapılan toplam sefer sayısı bilinmiyor. Ama burayı görmeye gelenler arasında araştırmacılar, film yapımcıları, yasal kurtarma görevlileri, tarihçiler ve büyük olasılıkla yağmacılar var -kervana yeni katılan yeni evliler de cabası. 2001'de New Yorklu bir çift Titanik'in pruvasına inen bir sualtı aracı içinde evlendi. İngiltere ve ABD'nin yeni imzaladığı bir antlaşma, gelecekte her iki ülkenin yurttaşlarının ziyaretlerinin denetim altına alınmasını sağlayacak. Bilim çevreleri ve deniz tarihçileri başka ülkelerin de çok geçmeden bu antlaşmaya imza atacaklarını umuyor.

http://img340.imageshack.us/img340/6392/125ny1.jpg

Başın Öne Eğilişi
Baş kasaranın yan küpeştesinden çekilmiş bu görüntü, Titanik'in en bozulmamış bölümü olan pruvanın ötesinde gittikçe karanlığa gömülüyor. Geminin batmasıyla birlikte, kıç tarafından koparak ayrılan pruva battı ve su yüzeyinin 3700 metre altında çamura saplandı. Havayla dolu halde batan kıç taraf ise basınç farkı yüzünden patladı ve paramparça oldu. Yolculuğa yaklaşık 2200 yolcu ve mürettebat katılmıştı; ama sadece 700'ü kurtulabildi.

http://img147.imageshack.us/img147/2802/126rj1.jpg

Paramparça olan İhtişam
Okyanus tabanına neredeyse gömülmüş bu yuvarlak pencere çerçevesinden geriye kalan tek bir cam parçası yok. Ama araştırmacılar bunun Titanik'in ünlü iki merdiveninden birine ait tepe lombozu olduğu görüşünde. Öndeki lomboz açıklığı, gemi batığını bulmaya yardımcı olan Bob Ballard'a 1986'da bir hayalet diyarını andıran iç kısma varmak için bir giriş kapısı sağladı. Alvin adlı denizaltıdaki Ballard ve ekibi, halata bağlı Jason, Jr. adını verdikleri küçük robotu merdivenden aşağıya "salarak" başka bir çağın ihtişamını ortaya çıkardı.

cımsky
25-02-2007, 11:18
Yeniden Titanik 'te


Pruvayı gösteren yüksek çözünürlüklü renkli mozaik görüntünün de ortaya koyduğu gibi, lüks yolcu gemisinin kalıntıları aradan geçen 20 yıl içinde doğal çürümeye ve insan etkisine bağlı olarak zarar gördü. Hercules adlı uzaktan kumandalı sualtı aracıyla elde edilen ve 756 kare ile oluşturulan mozaik görüntüde, 1987'de oluşturulan siyah- beyaz mozaikten bu yana birçok değişimin yaşandığı görülüyor. En çarpıcı değişikliklerden biri gözetleme yerinin yok olmasıyla, pruva direğindeki gözcü bölümünün açığa çıkmış olması. Mozaiği oluşturan şeritler arasındaki renk değişiklikleri kameranın güverteye uzaklığındaki farklılıkları yansıtıyor.

Batık kurtarma görevlileri, bu tür bir çürümenin, mevcut eşyaları yok olmadan önce toplamayı acil kıldığını belirtiyor. Bob Ballard ise bu çabaların kutsal bir mezara zarar verdiğini düşünüyor.

izlemek için linki tılayın

http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/0412/swf/zoomer.html

animasyon

Titanik’in buzdağıyla çarpışması ve sular altına gömülmesine tanık olmak için...

http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/0412/swf/popupanimasyon.html

video
Titanik’in kalıntılarını sualtı video çekimiyle izlemek için...

http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/0412/swf/popupvideo.html

Bunu Biliyor muydunuz?
Tarihin en büyük deniz facialarından birini yaşayan Titanik , geride 1500'ü aşkın ölü bırakarak Kuzey Atlantik sularına gömülüşünden 92 yıl sonra bile hâlâ unutulmadı. Bu kadar ağır can kaybı dünyanın her yanında derin üzüntü ve öfke yaratmış, gemide yeterince cankurtaran sandalının bulunmaması birçok kimseyi sarsmıştı. Titanik 'in sandal kapasitesinin sınırlı olmasının dayanağı, 18 yıl önce henüz bu büyüklükte gemiler yokken İngiliz Ticaret Kurulu'nca belirlenmiş kurallardı. Oysa 1912'ye gelindiğinde, bu yönetmelik günün koşullarına uygun değildi. Gemi taşımacılığı sektörünün “herkese yetecek sandal” önlemi doğrultusunda bir güncelleme zamanının artık geldiğinin farkında olmasına karşın, gemi sahipleri sandal ekleme konusunda çekimserdi. Çünkü böyle bir uygulama kullanım alanını daraltacak, masraf çıkaracak ve yolcularda gemilerin güvenli olmadığı izlenimini uyandırabilecekti.

Titanik 'te bulunan sandalların sayısı gemideki insanların ancak yarısından biraz fazlasına yetecek düzeydeydi ve aslında yönetmelikçe öngörülen sayının da yüzde 17 üzerindeydi. Gemide bulundurulan 16 cankurtaran sandalının yanı sıra dört şişirme bot da vardı; bu 1178 kişiye yer sağlıyordu. Ne var ki, sadece 705 kişi kurtarıldı; geminin batmayacağı ve başka gemilerin çok geçmeden yardıma geleceği düşüncesiyle birçok yolcu gemiden ayrılmaya yanaşmadı.

—Cate Lineberry—


günümüzden kareler

http://img156.imageshack.us/img156/9813/11024x768kz4.jpg
http://img223.imageshack.us/img223/5979/21024x768il0.jpg
http://img178.imageshack.us/img178/7679/31024x768pn4.jpg
http://img261.imageshack.us/img261/497/41024x768iv4.jpg
http://img141.imageshack.us/img141/6251/titanicpicture9gz6.jpg
http://img141.imageshack.us/img141/1943/titanicpicture1hp2.jpghttp://img96.imageshack.us/img96/8332/titanicpicture5yu3.jpg
http://img96.imageshack.us/img96/4586/titanicpicture11fr7.jpg
http://img139.imageshack.us/img139/9066/titanicpicture20et5.jpg
http://img157.imageshack.us/img157/4175/titanicpicture15ll6.jpg
http://img139.imageshack.us/img139/5058/titanicpicture16vm9.jpg
http://img291.imageshack.us/img291/9516/titanicpicture14hb3.jpg
http://img155.imageshack.us/img155/1412/anchors02zb8.jpg
http://img155.imageshack.us/img155/1092/boatdeck06ku0.jpg
http://img155.imageshack.us/img155/5512/bridge01zg8.jpg
http://img443.imageshack.us/img443/7763/boiler2vw9.jpg
http://img443.imageshack.us/img443/7696/bulkheadplanslarge01uk0.jpg
http://img155.imageshack.us/img155/6364/captainedwardsmithvekuriz7.jpg
http://img406.imageshack.us/img406/2599/cafeparis05dw4.jpg
http://img443.imageshack.us/img443/115/chairqh7.jpg
http://img406.imageshack.us/img406/1048/clock06gs3.jpg
http://img155.imageshack.us/img155/4058/crowsnestfleet01vj2.jpg
http://img406.imageshack.us/img406/8968/diningroom211jy7.jpg
http://img155.imageshack.us/img155/986/debrisqr7.jpg
http://img443.imageshack.us/img443/691/eggplatesqu0.jpg
http://img443.imageshack.us/img443/9931/firstclasspromenade02qv4.jpg
http://img443.imageshack.us/img443/8850/firstclassstairs06sx4.jpg


İlgili Linkler

Titanik Tarih Derneği


Kaynakça

Ballard, Robert D. The Discovery of the Titanic. Madison Publishing, 1987

Eaton, John P. ve Charles A. Haas. Titanic: Triumph and Tragedy. W. W. Norton & Company, 1986

Lynch, Don. Titanic: An Illustrated History. Hyperion, 1992

NGS Kaynakları

Mandel, Peter. “What Really Sank the Titanic?”, National Geographic World (Nisan 2002), 26-28

Ballard, Robert D. Adventures in Ocean Exploration: From the Discovery of the Titanic to the Search for Noah's Flood . National Geographic Books. 2001

Pickford, Nigel. Lost Treasure Ships of the Twentieth Century. National Geographic Books, 1999

MacInnis, Joseph B. “Titanic: Tragedy in Three Dimensions”, National Geographic (Agustos 1998), 120-27

Kirkpatrick, Jennifer A. “I survived the Titanic”, National Geographic World (Temmuz 1996), 24-29

Ballard, Robert D. “A Long Last Look at The Titanic”, National Geographic (Aralik 1986), 698-727

Ballard, Robert D. ve Michel, Jean-Louis. “How We Found Titanic”, National Geographic (Aralik 1985), 696-719

cımsky
26-02-2007, 13:36
http://img120.imageshack.us/img120/6624/260220070723221456197detf1.jpg

79. Oscar Ödüllerine kazandığı üç önemli altın heykelcikle "Köstebek" damgasını vurdu! "Babil" ise sadece tek bir ödül ile töreni noktaladı.

Her Oscar gecesinde ödüller kadar merakla beklenen bölüm şüphesiz yıldızların kırmızı halı geçididir. Dün gece bütün dünyanın gözü kırmızı halıdan geçip Kodak Theatre'a giren ünlülerin üzerindeydi. Yıldızlar sadece Oscar ödülleri için değil şıklıklarıyla geceye damgayı vurabilmek adına birbirleriyle yarışıyordu. Özellikle Penelope Cruz, Rachel Weisz, Cate Blanchett ve Helen Mirren gecenin en göz kamaştıran isimleriydi.

Çığlıklar ve flaşlar arasındaki görkemli yıldız geçidinin ardından sıra asıl beklenen ana, ödüllerin dağıtılmasına geldi. Ünlü Amerikalı şovmen Ellen DeGeneres’in sunduğu 79. Akademi Ödülleri evrensel ve barışçıl mesajları, dinamik ve eğlenceli yapısı ile Oscar tarihine geçti diyebiliriz. İki çocuk oyuncu Jaden Christopher Syre Smith ve Abigail Breslin’in renk kattığı törende ABD eski Başkan Yardımcısı Al Gore gecenin en dikkat çeken isimlerden biriydi.

Gecenin ilk sürprizi Eddie Murphy’nin favori gösterildiği ‘En İyi Yardımcı Erkek’ dalı oldu. Ödül “Little Miss Sunshine”daki rolü ile Alan Arkin’a gitti. 'En İyi Animasyon' dalında ise penguenleri ile "Neşeli Ayaklar" Pixar'ın "Arabalar"ını geride bırakıp, sürpriz yaparak altın heykelciği kaptı. 6 dalda adaylığı olan Guillermo del Toro'nun "Pan'ın Labirenti" geceye iyi bir giriş yapıp 'En İyi Makyaj', 'En İyi Görüntü Yönetimi' ve 'En İyi Sanat Yönetimi' dallarındaki ödülleri topladıktan sonra favori olduğu 'En İyi Yabancı Dilde Film'i ise Almanya yapımı "Başkalarının Hayatı"na kaptırdı. 7 dalda adaylığı ile dikkat çeken müzikal tarzdaki "Rüya Kızlar" Jennifer Hudson ile 'En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu' ve 'En İyi Ses Miksajı' ödüllerini aldı. 3 şarkısı ile iddialı olduğu 'En İyi Film Şarkısı' dalını ise bir belgesel olan "Uygunsuz Gerçek" kaptırdı. 'En İyi Film Müziği' "Babil"in o gece aldığı tek ödül oldu.

79. Oscar'ın en merak edilen ödüllerine sıra geldiğinde 'En İyi Kadın Oyuncu' dalı herkesin beklediği gibi "Kraliçe" filmindeki muhteşem performansı ile Helen Mirren'e gitti. Diğer büyük ödüllerde de bir süpriz olmadı ve Forest Whitaker 'En İyi Erkek' ödülünü, Martin Scorsese de 'En İyi Yönetmen' ödülünü aldı. 'En İyi Film' ödülü de "Babil" favori olarak gösterilsede çok da sürpriz olmayan "Köstebek"e gitti.

Evrensel bir havaya sahip olan 79. Oscar Ödülleri'nin galibi 3 önemli dalda aldığı ödüllerle "Köstebek" oldu. Yılın beğenilen filmi "Babil" ise sadece tek bir ödül ile töreni noktaladı.

İŞTE OSCAR'LAR

En İyi Yönetmen:
Martin Scorsese - Köstebek (The Departed)

En İyi Aktör:
Forest Whitaker (İskoçya’nın Son Karalı) The Last King Of Scotland

En İyi Kadın Oyuncu:
Helen Mirren – Kraliçe (The Queen)

En İyi Kurgu:
Köstebek (The Departed) - Thelma Schoonmaker

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu:
Alan Arkin - Little Miss Sunshine

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu:
Jennifer Hudson – Rüya Kızlar (Dreamgirls)

En İyi Orijinal Senaryo:
Little Miss Sunshine - Michael Arndt

En İyi Uyarlama Senaryo:
Köstebek (The Departed) - William Monahan

En İyi Animasyon Film:
Neşeli Ayaklar (Happy Feet) - George Miller

Yabancı Dilde En İyi Film:
Başkalarının Hayatı (The Lives of Others) (Almanya)

En İyi Film Müziği:
Babil (Babel) - Gustavo Santaolalla

En İyi Film Şarkısı:
Uygunsuz Gerçek (An Inconvenient Truth) - "I Need to Wake Up" Melissa Etheridge

En iyi Görüntü Yönetimi:
Pan’ın Labirenti (Pans Labyrinth) - Guillermo Navarro

En İyi Kostüm Tasarım:
Marie Antoinette - Milena Canonero

En İyi Sanat Yönetimi:
Pan’ın Labirenti (Pans Labyrinth) - Eugenio Caballero, Pilar Revuelta

En İyi Görsel Efekt:
Karayip Korsanları: Ölü Adamın Sandığı (Pirates of the Caribbean: Dead Man's Chest)

En İyi Makyaj:
Pan’ın Labirenti (Pans Labyrinth) - David Martí, Montse Ribé

En İyi Belgesel:
Uygunsuz Gerçek (An Inconvenient Truth) - Davis Guggenheim

En İyi Kısa Animasyon Film
The Danish Poet - Torill Kove

En İyi Kısa Metraj Belgesel:
The Blood Of Yingzhou District

En İyi Ses Kurgusu:
Iwo Jima’dan Mektuplar (Letters From Iwo Jima) -Alan Robert Murray, Bub Asman

En İyi Ses Miksajı:
Rüya Kızlar (Dreamgirls) - Michael Minkler, Bob Beemer -Willie Burton

takdogan
26-02-2007, 14:30
oscar'lar umarım hakedenlere gitmiştir.

cımsky
01-03-2007, 09:35
http://img222.imageshack.us/img222/2734/131ui1.jpg

Diziler, filmler, oyunlar... O canlandırdığı her rolle biraz daha devleşti. Haluk Bilginer artık sadece kendisiyle yarışıyor.

Özel televizyonların olmadığı, bütün Türkiye'nin aynı saatte oturup TRT dizilerini izlediği yıllar... Diziler de dizidir, ama özellikle Okan Uysaler'inkiler birer efsanedir. "Parmak Damgası"... "Geçmiş Bahar Mimozaları"... Hele hele "Gecenin Öteki Yüzü". Füruzan'ın nefis öyküsünden uyarlanmıştır, başrolde Zuhal Olcay vardır, unutulmaz bir Müşfik Kenter... Bir de ilk kez gördüğümüz bir genç adam. Adı Haluk Bilginer'dir, 10 küsür senedir İngiltere'de yaşamaktadır, SunDay dergisi onu kapak yapmıştır, hem de yıllarca yakasını bırakmayacak "Seksi Türk" başlığıyla... Bilmediğimiz ise "Gecenin Öteki Yüzü"nün unutulmaz bir dizi olmakla kalmayıp Türkiye'ye eşine az rastlanır bir oyuncu kazandıracağıdır.
Haluk Bilginer, sigortacı Tahsin Bey ile ev hanımı Bedriye Hanım'ın üç çocuğundan ortancası olarak 5 Haziran 1954'te İzmir'de dünyaya gelir. 4 yaş büyük ağabeyi Muhittin ve 3 yaş küçük kız kardeşi Nesrin ile sıcak bir aile ortamında büyür. Masal yerine ansiklopedi okuyan bir çocuk olarak en sevdiği oyuncağı mikroskobudur. İzmir Türk Koleji'nde okurken de kâh doktor kâh kimya mühendisi olmak ister. Lise son sınıfta tiyatro koluna girene kadar...

Mercury'den övgü
Demokrat İzmir gazetesinin açtığı liselerarası tiyatro yarışmasında ilk ödülünü alan Bilginer, jürideki tiyatro müdürü Ragıp Haykır'ın davetiyle İzmir Devlet Tiyatrosu'nda konuk oyuncu olur. Her sene takdirle geçen bir öğrenci olarak o yıl ikmale kalır ve bir yıllık AFS Amerika bursu da iptal olur bu yüzden. Zaten aklında sadece oyunculuk vardır artık. Bir araştırmacı titizliğiyle, kendi sınırlarını hep biraz daha zorlayarak yapacağı oyunculuk...

1971 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'ne giren Haluk Bilginer, mezun olduktan sonra eğitimini Londra'da sürdürmek ister. Oğlunun lise sonda aldığı bursu kaçırmasına üzülerek "Gerekirse ceketimi satar seni okuturum" diyen babası Londra Müzik ve Drama Sanatları Akademisi'ne yollar onu. Yıl 1977'dir, Bilginer'in niyeti birkaç sene sonra ülkesine dönmektir ama, 12 Eylül caydırır onu. Üstelik Londra'da iyi müzikallerde, oyunlarda oynamaya başlamıştır. Hatta bir müzikalden sonra Freddie Mercury'den övgü almışlığı vardır. Bir de sokaklarda çevrilip imza istenmesini sağlayacak "Eastenders" dizisi tabii. Kıbrıslı Mehmet Osman rolünü 250 bölüm kadar sürdürdükten sonra hep aynı işi yapmak onun gibi bir 'araştırmacı-oyuncu'ya uymayacağından diziden ayrılır. "Ne kadar cesursun" diyen prodüktöre cevabı "Cesur değilim, aktörüm" olur.

cımsky
01-03-2007, 10:13
Nazım Hikmet'in hayatını konu alan 'Mavi Gözlü Dev' filmi ekibi önceki gece Beyoğlu'nda eğlendi. Oyuncular "Bu projede olmak çok keyifliydi" dedi.

Nazım Hikmet'in hayatını konu alan 'Mavi Gözlü Dev' filminin çekimleri sona erdi. Önceki gece çekimlerin bitmesini Beyoğlu'ndaki Cambaz adlı mekanda kutlayan ekip; filmlerinin çok güzel olduğunu söyledi. Yetkin Dikinciler, Rıza Sönmez, Suna Keskin, Uğur Polat, Ferit Kaya, Dolunay Soysert ve Özge Özberk'in rol aldığı filmi; Biket İlhan yönetti. Nazım Hikmet'i canlandıran Yetkin Dikinciler, "Bu proje için 3 yıldır çalışıyoruz" dedi ve sorularımızı yanıtladı:

* Bu filmde oynamanız teklif edildiğinde ne düşündünüz?
Bu rolü hiç düşünmeden kabul ettim çünkü; bir oyuncu olarak, her zaman arzu ve coşku duyacağım rollerle buluşmak isterim.

* Nazım'a benzerliğiniz sizin için avantaj mı oldu?
Daha çok benzemek için kilo verdim; saçlarım ve kaşlarım da boyandı. Makyözüm saçlarımı ve kaşlarımı boyadıktan sonra büyük bir şaşkınlıkla dönüp "Aman Allahım! Yetkin gitmiş, Nazım gelmiş" dedi.

* Bu filmde olmak sizin için bir hayal miydi?
Türkiye'de "Vatanım, memleketim" diye inleyen Nazım Hikmet'in filmi çekiliyor ve ben onu oynuyorum; bu hayalden öte bir şey.

* Filme yapılacak eleştiriler için neler söyleyeceksiniz?
Biz belgesel çekmiyoruz; Nazım'ın hayatına sanatsal açıdan yaklaşıyoruz.

cımsky
01-03-2007, 10:14
Oyuncuları film için neler anlattı?

* BİKET İLHAN (Yönetmen): Bu, çok eskiye dayanan bir proje ama bazı şartlardan dolayı uzadı. Buradaki tüm oyuncular filme yürekten destek verdi. "Memlekette bir Nazım filmi çekiliyormuş biz de içinde olabilir miyiz?" diye arayan çok oldu. Tek isteğim, halkın bu filme ilgi göstermesi, çünkü Nazım gerçek bir vatanseverdi.

* DOLUNAY SOYSERT: Proje geldiğinde çok heyecanlandım. Hangi rolü oynayacağımı bilmediğim halde hiç düşünmeden kabul ettim. Gönlümüze göre bir hikaye yaptık.

* SİNAN TUZCU: Bu işin içinde zevkle oynadım. Birçok sahnede gözlerimiz doldu... Bir oyuncu olarak değil de, insan olarak hepimiz titredik; tüylerimiz diken diken oldu. Benim için çok keyifli bir çalışmaydı. Teklif geldiğinde bir dakika bile düşünmedim.

cımsky
09-03-2007, 08:52
http://img87.imageshack.us/img87/9660/11tq3.jpg "Adem'in Trenleri" hem dokunaklı öyküsü hem Cem Özer'in olağanüstü oyunuyla başarıyı yakalıyor.

Takkeli, sert görünüşlü bir adam, başı öne eğik bir kadın ve bir kız çocuğu gece vakti bir istasyonda trenden iner. Kadın çekingendir, adamsa biraz agresif... Adam demiryolu kenarındaki bir banka çıkıp ezan okur. İstasyon çevresindeki küçük yerleşim biriminin sakinleri sesinden etkilenir. İmam, karısı ve çocuğuyla Ramazan boyunca komün hayatına kabul edilir...

Hasan Hoca çocuklara din dersleri verir ve mesleğinin gereklerini yerine getirirken kadınlar da karısı Hacer ile kaynaşmaya çalışır. İstasyon şefinin oğlu Adem ise çiftin parmak emen, ürkek kızı Fatmacık'a hemen kol kanat gerer. Hacer ve Fatmacık'ın gölgelerinden korkan hali, imamın onlara mesafeli davranışları üzerine komündeki kadınlar Hasan hocanın zalim bir adam olduğuna kanaat getirir.

Hep birlikte çalışılan, iftar açılan, her şeyin paylaşıldığı toplulukta küçük Adem Toprak her şeye tanık olur, herkese ilk haberi o verir. Onun bütün masumiyetiyle birbirine bağlanmasını sağladığı olaylar göründüğü gibi çıkmaz. Kahramanların gerçek öyküleri ve karakterleri bizi şaşırtır.

Barış Pirhasan'ın ilk kez kendi yazmadığı bir senaryodan çektiği "Adem'in Trenleri" alışılmadık bir aşk öyküsü anlatırken bir yandan da çoktandır taraf olmadan tartışılamayan, geleneksel algısı unutulmuş iman ve namus kavramlarını ahlak ve merhamet çerçevesinde yeniden gündeme getiriyor.

cımsky
09-03-2007, 08:54
http://img405.imageshack.us/img405/6131/01px7.jpg Sinema daha önce de 'sayılarda boğuldu'. '13', 'Pi', '10', '8.5', '9.5 Hafta', 'Ocean's 11'... Bunun son örneği de Schumacher'in "23 Numara"sı!

Canlandırdığı karakterin ismi Walter Sparrow (serçe yani), işi de başıboş hayvanların kontrolünü sağlamak... Ama ne yazık ki bu filmin isminde 'Ace Ventura: Pet Detective' (Hayvan Dedektifi) ibaresi geçmiyor. Aksine Jim Carrey, sanki 'Se7en'ın karelerinde dolaşıyor gibi. '23 Numara' (The Number 23) son derece karanlık ve yer yer de kanlı bir film. Yönetmen koltuğundaki Joel Schumacher'in geçmişteki mide kaldırıcı filmi '8 MM'yi hatırlayınca, kana yabancı olmama halini sineye çekebilirsiniz. Ama film sanki '23 Numara'da değil de, yanlış numaralarda geziniyormuş gibi bir havaya sahip. Atmosferde ve öyküde sadece 'Se7en'dan değil, David Lynch'in 'Kayıp Otoban'ından ve David Cronenberg'in 'Şiddetin Tarihçesi'nden de izler var.

'13', 'Pi', '10', '8.5', '9.5 Hafta', 'Ocean's 11', saymakla bitmez. Sinema daha önce de 'sayılarda boğuldu'. Schumacher'in çabası ise 'matematiksel' anlamda daha çok 'Pi'ye yakın duruyor. Günün birinde, (ki o gün yaşgünü ve karısıyla 'yaşgünü seksi' yapmaya hazırlanırken) evinde, 'The Number 23' adlı bir kitap bulan Sparrow, o andan itibaren şirazesinden çıkıyor. Özellikle, kitapta öyküsünün anlatıldığı dedektif Fingerling'in yaşadıklarında, bir tür bilinçaltı gezisine çıkan Sparrow, 23 sayısının hayatımız üzerindeki etkilerini önce kendisini, sonra da karısına ve oğlunu inandırmaya çalışıyor.

Ciddiyet yakışıyor kerataya
Film, bir noktaya kadar çekicilik taşıyor ama zamanla anlıyorsunuz ki, bu öykünün sizi inandıracak gücü yok. Sonradan senaryo saçmalamaya ve mantık kurallarını fazlaca aşmaya başlıyor. Hikâye, geçmiş günahlar aşamasına gelince de yönetmenin kendi geçmişindeki bir filmi, 'Flatliners'ı hatırlıyorsunuz. Yani genel bir çerçeve içinde Schumacher filmografisinde tutarlı bir film '23 Numara', ama telefonun ucundaki biz seyircilere 'Yanlış numara' demekten başka çare kalmıyor.

cımsky
09-03-2007, 08:56
http://img264.imageshack.us/img264/3205/02na1.jpg Martin Scorsese imzalı 'Köstebek', biri polis teşkilatında diğeri de gangster dünyasında yer alan iki muhbirin öykülerini paralel bir anlatımla önümüze getiren son derece başarılı bir yapım.


Martin Scorsese'nin suçlulara değil ama onların dünyasına olan sevdası sürüyor. En son 'New York Çeteleri'nde, bir şehrin doğarken bile suça olan bağlılığını ve bu süreç içinde belirleyici bir unsur olan çetelerin var olma savaşını anlatıyordu. Araya 'The Aviator' gibi büyük stüdyo işi, kendisini de o yaşında 'memur yönetmen' sıfatıyla buluşturan, bir-iki teknik gösterinin dışında vasat, ancak ve ancak Oscar yarışında 'beşli'yi tamamlayan cinsten bir film girmişti. Bu kez suçu anlatmıyordu ama bu sıradan filmin suçlusu olarak gösterilebilirdi büyük usta. 'Köstebek' (The Departed), Scorsese'yi yeniden bildiği sokaklara döndürüyor ('Mean Streets' mi desek?)

Filmin adıyla da birtakım akrabalıklar kuruyor. 1997'de 'Donnie Brasco', daha sonra da 1999'da 'The Insider', Türkiye'de 'Köstebek' adıyla gösterime girmişlerdi. Scorsese'nin son çalışması da bu 'geleneği' sürdürüyor. Ne var ki en taze 'Köstebek', diğer iki öncüsünün aksine terazinin iki tarafına da eşit ağırlık koyuyor. Yani bu 'köstebek', suçlular arasında olduğu gibi polis cenahında da kendisini var ediyor.

Önce kısaca öykü diyelim: Bir mafya babası olan Frank Costello'nun kanatları arasında büyüyen Colin Sullivan, polis teşkilatına katılır. Dedektif olarak görevine başlayan genç polis, çok geçmeden teşkilat içinden operasyon haberlerini Costello'ya uçurur. Bir başka genç polis Billy Costigan ise amirleri tarafından mezuniyet sonrasında önce suç dünyasının kucağına itilir, ardından da Costello'nun yanına sokularak haber sızdırması için görevlendirilir. Böylece öykünün ana hatları kurulur. Hamleler ardı ardına gelir; polis Costello'yu eylem halinde yakalamayı, Costello da kendi örgütü içindeki 'ispiyoncu'yu bulmayı hedefler.

cımsky
09-03-2007, 08:57
http://img443.imageshack.us/img443/373/121gn4.jpg Birbirlerinden sürekli bir şeyler çalan karakterlerin duygusal karmaşaları; sınıf ayrımının günümüz Londra'sındaki izdüşümleri üzerine ilginç bir film "Hırsız"

Herkes birinin hayatına dalıp onun bir parçasını çalabilir. Ceza kanununda yeri yoktur ama bu da bir hırsızlıktır aslında.

Özel hayatın kapısı yoktur ki çalıp izin isteyesiniz, bir süreliğine ödünç alıp geri getiresiniz... "Hırsız" birbirlerinden sürekli bir şeyler çalan karakterlerin duygusal karmaşaları; sınıf ayrımının günümüz Londra'sındaki izdüşümleri üzerine ilginç, seyredilebilir bir film. Yıldızı "İngiliz Hasta" ile parlayan Anthony Minghella'dan ummayacağınız kadar derin, farklı okumalara açık, gösterdiğinden fazlasını içeriyor.

Filmin özgün adında bir söz oyunu var. "Break in" İngilizce bir yere zorla girme anlamına gelir. Kırma anlamına gelen "Breaking" kulağa "break in" gibi de geliyor. Ardından ise girme anlamına gelen "entering" kullanılıyor. "Kırma ve girme" soygun amacıyla haneye tecavüze kadar filmin karakterlerinin birbirlerinin hayatlarına müdahalelerine de vurguluyor sözcük anlamıyla.

Annesi Boşnak, babası Sırp olan Miro, çete reisi amcası tarafından bir mimarlık şirketini soymaya teşvik ediliyor. Yarı Boşnak olduğu için kendini kanıtlamaya zorlanıyor. Çatılarda kedi kadar çevik dolaşan Miro, amcasının şirketinin sabah teslimatını yaptığı bilgisayarları gece çalmaları için çatıdan içeri girip kapıyı açıyor.
Çatıyı kaplayan camlar kırılmış da olsa kapının açılması giriş şifresine sahip olan temizlik elemanlarını töhmet altında bırakıyor. Ortaklar, üst üste soyulunca geceleri şirket önünde nöbet tutmaya başlıyor, Afrikalı temizlikçiyi de gözetliyor.

mkaya
09-03-2007, 12:50
http://farm1.static.flickr.com/165/415239896_80e9867aee_o.jpgRESFEST 14 MART'TA BAŞLIYOR!

14-18 Mart | İSTANBUL | ORTAKÖY FERİYE | Babylon | Roxy
21-23 Mart | ESKİŞEHİR | SİNEMA ANADOLU | Hayal Kahvesi

1 Mart 2007 Bu yılki RESFEST programında yine senenin en göze çarpan kısa filmleri (STATE OF THE ART, OUT OF THE BOX, FEAR & TREMBLING), en dinamik müzik videoları (CINEMA ELECTRONICA, VIDEOS THAT ROCK) ile yepyeni tasarım videoları ve 'motion graphics' çalışmaları (BY DESIGN) yer alıyor. RESFEST için içeriği dolayısıyla ayrı bir önem taşıyan özel bölüm EVERYTHING UNDER THE SUN, küresel ısınmadan kök hücre araştırmalarına, yok olan ormanlardan nükleer silah konularına kadar uzanan ekoloji ve sosyal sorumluluk konularına odaklanan filmler ve davetli konuşmacılarla yapılacak GLOBAL WARNING adında bir söyleşi içeriyor. RESMIX TR adlı gösterimde Türk yönetmenlerin ve ekiplerin hazırladığı, global festival çizgisinde kısalara, tasarım videolarına ve animasyonlara yer veriliyor.

Festival, bu yenilikçi film gösterimlerinin yanı sıra geçmiş on yılın devrimci film anlayışını örnekleyen özel derlemeler (10 SEMINAL SHORTS, GEMS FROM THE ARCHIVE), yerli ve yabancı yönetmenlerle söyleşiler (dijital dünyanın önde gelen isimlerinden San Franciscolu yönetmen/animatör ERIC HENRY, Almanya’da yaşayan tasarımcı MELİH BİLGİL ve ekip arkadaşı CHRISTOPHER ADJEI), bilgilendirici paneller (DIGITAL FRONTIERS), seminerler (ANİMA, 1000 VOLT) ve sunumlar (NOMAD "UNDER_CTRL", HD BY SONY) ile yüksek tempo partiler (10 DECADES OF RESFEST, THE NEXT BIG IDEA, CUT AND PASTE) ve DJ performansları (AGENT ORANGE, KAAN DÜZARAT / DİNAMO 103.8, HAKAN TAMAR, HARUNİZER, ROXY DJ'LERİ) içeriyor.

İstanbul biletleri 5 Mart itibariyle Biletix’ten ve festival sırasında etkinlik mekanlarından; Eskişehir biletleri etkinlik mekanlarından alınabilir.

mkaya
09-03-2007, 12:56
http://farm1.static.flickr.com/165/415239896_80e9867aee_o.jpgRESFEST 14 MART'TA BAŞLIYOR!

14-18 Mart | İSTANBUL | ORTAKÖY FERİYE | Babylon | Roxy
21-23 Mart | ESKİŞEHİR | SİNEMA ANADOLU | Hayal Kahvesi

1 Mart 2007 Bu yılki RESFEST programında yine senenin en göze çarpan kısa filmleri (STATE OF THE ART, OUT OF THE BOX, FEAR & TREMBLING), en dinamik müzik videoları (CINEMA ELECTRONICA, VIDEOS THAT ROCK) ile yepyeni tasarım videoları ve 'motion graphics' çalışmaları (BY DESIGN) yer alıyor. RESFEST için içeriği dolayısıyla ayrı bir önem taşıyan özel bölüm EVERYTHING UNDER THE SUN, küresel ısınmadan kök hücre araştırmalarına, yok olan ormanlardan nükleer silah konularına kadar uzanan ekoloji ve sosyal sorumluluk konularına odaklanan filmler ve davetli konuşmacılarla yapılacak GLOBAL WARNING adında bir söyleşi içeriyor. RESMIX TR adlı gösterimde Türk yönetmenlerin ve ekiplerin hazırladığı, global festival çizgisinde kısalara, tasarım videolarına ve animasyonlara yer veriliyor.

Festival, bu yenilikçi film gösterimlerinin yanı sıra geçmiş on yılın devrimci film anlayışını örnekleyen özel derlemeler (10 SEMINAL SHORTS, GEMS FROM THE ARCHIVE), yerli ve yabancı yönetmenlerle söyleşiler (dijital dünyanın önde gelen isimlerinden San Franciscolu yönetmen/animatör ERIC HENRY, Almanya’da yaşayan tasarımcı MELİH BİLGİL ve ekip arkadaşı CHRISTOPHER ADJEI), bilgilendirici paneller (DIGITAL FRONTIERS), seminerler (ANİMA, 1000 VOLT) ve sunumlar (NOMAD "UNDER_CTRL", HD BY SONY) ile yüksek tempo partiler (10 DECADES OF RESFEST, THE NEXT BIG IDEA, CUT AND PASTE) ve DJ performansları (AGENT ORANGE, KAAN DÜZARAT / DİNAMO 103.8, HAKAN TAMAR, HARUNİZER, ROXY DJ'LERİ) içeriyor.

İstanbul biletleri 5 Mart itibariyle Biletix’ten ve festival sırasında etkinlik mekanlarından; Eskişehir biletleri etkinlik mekanlarından alınabilir.

mkaya
09-03-2007, 13:10
http://farm1.static.flickr.com/164/407468856_5248d6e336_o.jpg Cinemascope Dergisi Mart 2007 Sayısı Çıktı

Ulusal sinema dergiciliğinde hızla yükselen Cinemascope, Mart ayında da, farklı ve doyurucu içeriğiyle yine bir adım önde.Bu ay Agah Özgüç usta, "Hangi Eşekler?" yazısıyla gerçekleri belgelerle su yüzüne çıkarmaya devam ediyor. Yunanistan'ın ünlü oyuncusu Kostas Sommer ve Türkiye'nin ünlü siması Kadir Çöpdemir ile yapılmış keyifli röportajları da içeren derginin bu ayki dosya konusu "Sinema ve Din". Meslek Olarak Sinema bölümünde işlenen Kurgu konusu, Mustafa Preşeva ve Kemalettin Osmanlı röportajlarıyla destekleniyor. Şimdiye dek üzerinde az durulmuş bir konu, "İnteraktif Sinema", kapsamlı bir şekilde incelenmiş. Taraf bölümünde A'dan Z'ye Ferzan Özpetek masaya yatırılıyor. Uzun Filmin Kısası bölümünün bu ayki konuğu ise kısa film ve festival duayeni Hilmi Etikan.

Cinemascope, Mart sayısıyla bayilerde.

mkaya
10-03-2007, 11:58
5. İSTANBUL ÇEVRE KISA FİLM FESTİVALİ (5-10 HAZİRAN 2007)

ULUSAL ÇEVRE KISA FİLM YARIŞMASI

Yarışmaya Katılım Koşulları

1.Yarışmaya T.C. uyruklu olan amatör ve profesyonel herkes katılabilir.
2.Çevre temasını dolaylı yada dolaysız işleyen yapıtlar yarışmaya katılabilir.
3.Yarışmaya sinema, video ve dijital formatlarında yapılmış KURMACA, BELGESEL ve CANLANDIRMA türündeki filmler katılabilir.
4.Katılma ve ön eleme için filmin PAL renk sisteminde DVD ile birlikte VCD kopyası gönderilecektir.
5.Film ile birlikte; Filmin adı, Yapım Yılı, Süresi, Yönetmeni, Filmin Kısa Konusu, İletişim Bilgileri ve katılımcının"Yarışma koşullarını kabul ediyorum" yazısının yer aldığı imzalı bir belge gönderilecektir.
6.Yarışmaya katılacak; kurmaca, canlandırma yapıtlar en çok 30 dakika, belgesel yapıtlar ise en çok 40 dakika ile sinirli olacaktır.
7.Yarışmaya katılıp, ön elemeyi geçerek yarışmaya ve gösterime hak kazanan filmlerin festival sırasında ve ileride yalnızca ticari olmayan çevre ve kültür faaliyetlerinde izleyicilere sunulması, TV'lerde gösterilmesi ve çoğaltılması yarışmacılar tarafından kabul edilmiş olacaktır.
8.Seçiciler Kurulu kararı kesindir.
9.Aynı yarışmacı birden çok filmle yarışmaya katılabilir.
10.Daha önce başka yarışmalara katılan filmler bu yarışmaya katılabilirler.
11.Yarışmaya son katılım tarihi 1 MAYIS 2007 olup postadaki vb. gecikmeler bu süreye dahil değildir.
12.Katılma koşulları bu madde dahil olmak üzere 12 madde olarak hazırlanmıştır ve değiştirilemez.

SEÇİCİ KURUL:

Altay ÖKTEM (Yazar), Ediz HUN (Sinema Sanatçısı), Haluk Ayvazoğlu (Oyuncu), Binnur Kılınçkaya (Yönetmen-TV yapımcısı), Yard Doç Dr. Ceyhan Kandemir (İstanbul üniversitesi Sinema TV Bölümü öğretim üyesi), Vural ÇAVUŞOĞLU (Yönetmen)

UYGULAMALI FİLM YAPIM ATÖLYESİ:

Festival kapsamında gerçekleşecek olan UYGULAMALI FİLM YAPIM ATÖLYESİ için önkayıtlar 1 Mart 1007 tarihine kadar yapılmaktadır. Atölye Nisan ve Mayıs 2007 hafta sonları gerçekleşecektir.

mkaya
10-03-2007, 18:19
Digital Film Academy’de Kamera Önü Oyunculuğu çalışmasıyla katılımcının uygulama ve deneyim yoluyla oyunculukta bilgi, doğallık ve yaratıcılığını geliştirebilmesi amaçlanıyor. Çalışmada “rol yapmamak”, “yapmak” ve “olmak” üzerine yöntem benimseniyor. Tiyatro oyunculuğu ve film oyunculuğu arasındaki farklar da atölyenin konusu.Atölyenin amacı, katılımcının uygulama ve deneyim yoluyla oyunculukta bilgi, doğallık ve yaratıcılığını geliştirebilmesidir. Çalışmada benimsenen yöntem "rol yapmamak", "yapmak" ve "olmak" üzerinedir. Oyuncunun iç dünyasına yapacaği yolculuklar, fiziksel, zihinsel ve duygusal ifade yollarını da geliştirmeyi amaçlar. Tiyatro oyunculuğu ve film oyunculuğu arasındaki farklar da atölyenin konusudur.
Her öğrenci kendi yazacağı bir sahneyi aynı zamanda canlandıracaktır. Ayrıca katılımcılar atölye sonunda düzenlenecek kokteylde cast ajans yetkilileri, yönetmen ve yapımcılardan oluşan davetli grubunun karşısında sunum yapma / audition olanağı bulacaktır.

Program aynı zamanda kamera arkasında çalışan veya çalışmayı düşünenler için de destekleyici bir eğitimdir. Kamera karşısında çalışan ve kendisini izleme firsatı bulan oyuncu, çok daha kısa sürede deneyim kazanacak ve oyunculuğunu geliştirme olanağını yakalayacaktır. Kamera önü Oyunculuk eğitimi öğrencileri , Digital Film Making öğrencilerimizin kısa film projelerinde rol alma durumunda birincil önceliğe sahip olacaklardır. Öğrencilerimiz, tüm bu deneyimlerinin ve program boyunca sahnelediği performans çekimlerinin bulunduğu bir showreel CDsine sahip olacaktır.
Başlangıç Tarihi 17 MART 2007
Kontenjan 14
Program Tipi Yarı zamanlı , Uygulamalı
Ders Saatleri 10:00 - 14:00
Ders Günleri Cumartesi
EĞİTİM PROGRAMINDAN BAZI KONU BAŞLIKLARI • Neden oyuncu olmak istiyorum?
• Bedeni, zihni ve enerjiyi serbest bırakmak
• Nefes teknikleri
• Konsantrasyon
• Beden ve enerji çalışması
• Bakmak, görmek ve hissetmek
• Vücut dili, eylem
• Duygu ve ifade
• Yapmak ve olmak
• Karakter oluşturma
• Kamera önü oyunculuk ilkeleri
• Film ön hazirlikları , metin yazımları
• Sahne metni ve oyunculuk calışması
• Reklam filmi ve kurmaca film sahne çalışması ve çekimi
• Konuk yönetmen ile çekim çalışması
• DFA kurucusu Aktör ve Yönetmen Patrick DiRenna yönetiminde özel bir workshop çalışması
• Program sonu: Cast direktörü , yönetmen ve yapımcılardan oluşan davetlilere sunum ve kokteyl

mkaya
10-03-2007, 18:25
http://farm1.static.flickr.com/146/416275994_b9e1e2adbe_o.jpgİnönü Üniversitesi Kısa Film Festivali (Malatya), 23 - 27 Nisan 2007 tarihleri arasında yapılıyor. Festival ile, Türk Sineması’na destek sağlamak, yaratıcı isimlerin ülkemiz sinema sektörüne tanıtılmasına ve İnönü Üniversitesi öğrencilerinin sanatsal duyarlılıklarının geliştirilmesine katkıda bulunabilmek amaçlanıyor. Türkiye’de üretilmiş kurmaca (konulu) kısa filmlerin ve kısa belgesellerin yarıştırılması, yurt içi ve yurt dışından sağlanacak kısa filmlerden özel gösterim bölümlerinin yapılması, oturum ve söyleşiler düzenlenmesi festivalin kapsamını oluşturuyor.AMAÇ:

İnönü Üniversitesi tarafından düzenlenecek olan bu festival ile, Türk Sineması'na destek sağlamak, yaratıcı isimlerin ülkemiz sinema sektörüne tanıtılmasına ve İnönü Üniversitesi öğrencilerinin sanatsal duyarlılıklarının geliştirilmesine katkıda bulunabilmek amaçlanmıştır.


TARİH:
Festival 23-27 Nisan 2007 tarihleri arasında gerçekleştirilecektir.

KAPSAM:
Türkiye’de üretilmiş kurmaca (konulu) kısa filmlerin ve kısa belgesellerin festival kapsamında yarıştırılması, yurt içi ve yurt dışından sağlanacak kısa filmlerden özel gösterim bölümlerinin yapılması, oturum ve söyleşiler düzenlenmesi bu etkinliğin kapsamını oluşturmaktadır.

YARIŞMAYA KATILIM KOŞULLARI

1. Yarışmaya son 1 yıl içinde yapılmış, 15 dakikadan uzun olmayan kısa film ve 30 dakikadan uzun olmayan belgeseller katılabilir.
2. Dijital formatta yapılmış filmler yarışmaya başvurabilir.
3. Her kategoride en az 5 filmin başvurması koşuluyla yarışmaya katılacak filmler; kurmaca ve belgesel dallarında değerlendirilecektir.
4. Filmler DVD formatında üç ayrı kopya olarak gönderilir.
5. Kopyaların gösterime uygun resim ve ses niteliği taşıması zorunludur. Bozuk filmler, katılımcı yönetmenin uyarılmasına gerek kalmadan yarışma dışı bırakılır.
6. Gönderilecek DVD kopyaların üzerine açık bir şekilde; filmin adı, yönetmenin adı, filmin süresi ve hangi dalda yarışacağı yazılmalıdır.
7. Yarışmaya katılabilmek için son başvuru ve film kopyalarının teslim tarihi 1 Mart 2007 Cuma günüdür.
Katılımcılar en geç bu tarihe kadar festival yönetimine;
- Doldurulmuş başvuru formu,
- Eserin 3 adet DVD kopyası,
- Yapıtla ilgili en az 2 adet siyah beyaz veya renkli (CD’de kayıtlı dijital) fotoğraf,
- Yönetmenin kısa özgeçmişi (en fazla 50 kelime, İngilizce-Türkçe).
- Filmin özetini (en fazla 50 kelime, İngilizce-Türkçe)
- Film ve yönetmen bilgilerini içeren 1 adet CD ulaştırmalıdır.
8. Yarışmaya katılan filmlerin DVD kopyaları festival arşivinde saklanmak üzere festival idaresinde kalır.
9. Yarışmaya gönderilen filmlerin, yönetmenlerine haber vermek koşulu ile ticari amaç gözetmeksizin düzenlenen gösterimlerde yer alması yarışmacı tarafından kabul edilmiş sayılır.
10. Bu yönetmelik kapsamı dışında kalan tüm hususlarda ve doğabilecek anlaşmazlıkların çözüme bağlanmasında Festival Yönetimi yetkilidir.
11. Yarışmaya katılan yönetmenler, Başvuru Formu’na imza koyarak, Yarışma Yönetmeliği ve Başvuru formlarının tüm hükümlerini kabul ve taahhüt etmiş sayılır.


DEĞERLENDİRME VE ÖDÜLLER

DEĞERLENDİRME:
Değerlendirme iki aşamalı olarak yapılacaktır:
1. Üç kişiden oluşan jüri tarafından yapılacak eleme sonucunda her kategoride en az 5 en fazla 15 film yarışmaya seçilecektir.
2. İkinci aşamada finale kalan filmlerin değerlendirmesi en az üç kişilik Seçici Kurul tarafından yapılacaktır.

ÖDÜLLER:
Ödül Dalları:
En İyi Kurmaca
En İyi Belgesel
Özel ödül ve burs verme:
1. Yarışma kapsamında özel ödül, burs vb. vermek isteyen kişi ve kuruluşların en geç 1 Mart 2007 tarihine kadar, Festival Yönetimine yazılı olarak başvurmaları gerekmektedir.
2. Festival Yönetim Kurulu’nun yazılı onayı olmadan söz konusu yarışma kapsamında hiçbir ödül, burs ve benzerleri verilemez.

BAŞVURULARIN İLETİLECEĞİ VE YARIŞMA FİLMLERİNİN GÖNDERİLECEĞİ ADRES:
İnönü Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Dairesi Kültürel Hizmetler Şubesi (Kısa Film Festivali) Tel: 0.422.341 00 10 / Dahili: 3416-19
Kampus / Malatya e-posta: festival@inonu.edu.tr www.inonu.edu.tr

İstanbul İrtibat Bürosu: Filmür Hamalbaşı Cad. No:4 K:5 Galatasaray / İstanbul Tel: 0.212. 252 57 00

BAŞVURU_FORMU_ (http://festival.inonu.edu.tr/form.doc)

mkaya
12-03-2007, 20:20
http://farm1.static.flickr.com/139/417906730_10c7b736bc_o.jpgFİLM
31 Mart – 15 Nisan 2007

26.Uluslararası İstanbul Film Festivali
Goethe-Institut Istanbul
işbirliğiyle


Rainer Werner Fassbinder – “Kızgın Taşlara Düşen Gözyaşları”

Fassbinder, eserlerinde savaş sonrası Alman toplumuna sadece eleştiren bir gözle bakmakla kalmıyor, aynı zamanda daha çok insanların hayal ettikleri arzularını ve gerçekler karşısındaki korkularını hassas bir şekilde ele alıyor. Kısa yaşamında Fassbinder, 44’ün üzerinde film çevirmiştir ve belki de insan ilişkilerinin yüce özelliğine karşı gösterdiği katı tutumu nedeniyle seyirciye her zaman yakın kalmıştır.

Yeni Alman Sineması’nın yaratıcısı olan Rainer Werner Fassbinder’in ölümünün 25. yıl dönümü nedeniyle yapıtlarının etkisi örneklerle gösterilecektir. Alman yönetmenin seçilen dört filmi konu ve estetik düşünme açısından hem Türk hem de seçkin uluslararası filmlerle benzerlikler göstermektedir.

Fassbinder filmleri:

31.03.2007, 21.30 – Yeni Melek
“Petra von Kant’ın Acı Gözyaşları”
Almanya, 1971/1972, 124'

01.04.2007, 21.30 – Yeni Melek
“Fontane – Effi Briest”
Almanya, 1972-1974, 140'

02.04.2007, 19.00 – Yeni Melek
“Özgürlüğün Zorbalık Hakkı”
Almanya, 1974/1975, 123'

03.04.2007, 19.00 – Yeni Melek
“Korkudan Korkmak”
Almanya, 1975, 88'

Uluslararası yapımlar:

01.04.2007, 16.00 - Beyoğlu
“Aşk-ı Memnu”
Türkiye, 1975, 155’
Yönetmen: Halit Refiğ

02.04.2007, 13.30 – Emek
04.04.2007, 19.00 – Yeni Melek
“Kızgın Taşlara Düşen Su Damlaları”
Fransa/Japonya, 1999, 85'
Yönetmen: François Ozon
02.04.2007, 16.00 - Beyoğlu
“Düş Gezginleri”
Türkiye, 1992, 110’
Yönetmen: Atıf Yılmaz

02.04.2007, 16.00 – Emek
14.04.2007, 11.00 – Yeni Melek
“Zehirli Hayat”
ABD, 1958, 124'
Yönetmen: Douglas Sirk

03.04.2007, 16.00 - Beyoğlu
“Kurtar Beni”
Türkiye, 1987, 90'
Yönetmen: Halit Refiğ

04.04.2007, 16.00 – Emek
07.04.2007, 16.00 – Yeni Melek
“Arzunun Kanunu”
İspanya, 1987, 101'
Yönetmen: Pedro Almodóvar

Filmlerle ilgili detaylı bilgileri www.goethe.de/istanbul veya www.iksv.org/film sitelerinden öğrenebilirsiniz.


*****
Karşı Sanat Çalışmaları
Goethe-Institut Istanbul
işbirliğiyle
Karşı Sanat Çalışmaları
İstiklal Cad.
Elhamra Pasajı No: 258 Kat: 2
Beyoğlu


Werner Herzog – Film Fiziksel Olmalı

“Resimlerin diline ait bir dilbilgisi ve zamana ait ama henüz kimsenin görmediği fotoğrafların arayışı içindeyim.” (Werner Herzog)

Çekimler sırasında fotoğraf çeken Beat Presser, Alman rejisör Werner Herzog’un gerçekçiliğe karşı duyduğu büyük tutkuya giden fiziksel yolu yakalamakla kalmamış, aynı zamanda Herzog’un çalışmaları sırasında seyirciyi duygulandıran etkileyici fotoğraflar çekmiştir.

Kameranın arkasında mücadele veren adam Werner Herzog, bu sergiyle birlikte ilginin odak noktası olmalıdır. Presser, çektiği toplam 50 fotoğraf ile Herzog’un yönetmenliğinin bu gerçek bedensel yoğunluğunu görülür, ele tutulur ve yaşanır hale getiriyor.

Sergi, 2003 yılında Werner Herzog’un 60. Doğum Günü nedeniyle Berlin Film Müzesi ile işbirliği içinde tasarlanmıştır.

Galeri saatleri:
Pazartesi – Cumartesi: saat 11.00 – 19.00

FİLM/SÖYLEŞİ
8 Nisan 2007, saat 16.00


*****

Goethe-Institut Istanbul ve
26. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin
işbirliğiyle
Akbank Sanat
Istiklal Cad.
Zambak Sok. No:1
34435 Beyoğlu


Rainer Werner Fassbinder – “Kızgın Taşlara Düşen Gözyaşları”

Oyunculardan Irm Hermann ve Udo Kier, Fatih Özgüven ve Yıldırım Türker ile Rainer Werner Fassbinder’in çalışmaları ve etkisi üzerine bir söyleşi gerçekleştireceklerdir.

Detaylı bilgileri günlük basından veya www.goethe.de/istanbul ve www.iksv.org/film sitelerinden öğrenebilirsiniz.


FİLM
16 – 20 Nisan 2007

Goethe-Institut
Yeni Çarşı Cad. 32
Galatasaray


Werner Herzog - Yapıtlarına Bakış

“Werner Herzog – Film Fiziksel Olmalı“ başlıklı fotoğraf sergisi nedeniyle yönetmenin beş filminden oluşan bir seçki gösterilecektir. Bunlardan üçü uzun metrajlı, ikisi belgeseldir.

İzleyiciye, Herzog’un geniş kapsamlı konu ve çalışma alanı üzerine bir fikir verebilmek amacıyla yönetmenin tüm gelişme sürecini göstermesi açısından uzun bir dönem içinde çektiği filmlerinden bir seçki yapılmıştır. Genç Herzog’a ait ilk dönem yapıtlarının yanısıra, birkaç tane güncel filmi de gösterilecktir.

Sanatçının tüm filmlerinde her zaman gizlenmeyen bir tutku vardır. Herzog’un resimlerinin canlılığı herkesi etkileyecektir.


16.04.2007, saat 19.30
“Jeder für sich und Gott gegen alle”
Almanya, 1974, 109’

17.04.2007, saat 19.30
“Herz aus Glas”,
Almanya, 1976, 94’

18.04.2007, saat 19.30
“Mein liebster Feind – Klaus Kinski”, Belgesel film
Almanya, 1999, 95’

19.04.2007, saat 19.30
“Invincible”
Almanya, 2000/2001, 133’

20.04.2007, 19:30
“Rad der Zeit”, Belgesel film
Almanya, 2002/2003, 84’

Filmlerle ilgili detaylı bilgileri www.goethe.de/istanbul sitesinden öğrenebilirsiniz.

mkaya
13-03-2007, 22:16
http://www.iksvpress.com/film07/dia//FILM.jpg26. ULUSLARARASI İSTANBUL FİLM FESTİVALİ
31 MART - 15 NİSAN


İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından AKBANK sponsorluğunda düzenlenen 26. Uluslararası İstanbul Film Festivali son hızla yaklaşıyor.

Festival Sponsorluğunu AKBANK’ın üstlendiği 26. Uluslararası İstanbul Film Festivali, 31 Mart -15 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek.

Gösterdiği filmlerin niteliği ve çeşitliliğiyle önder konumunu koruyan, uluslararası sinema endüstrisinin nabzını tutan İstanbul Film Festivali bu yıl, 2006 ve 2007’nin yeni yapıtlarının yanı sıra unutulmaz klasik filmler ve sinema tarihinin usta yönetmenlerinin başyapıtlarından seçmeler içeren 20 bölümde 235 filmden oluşan bir program sunacak sinemaseverlere.

26. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin Leb-i derya / Richmond’da yapılan Basın Toplantısı’nda Festival Sponsoru AKBANK adına konuşan, Strateji ve İletişim Genel Müdür Yardımcısı Hayri Çulhacı: “Akbank olarak faaliyet gösterdiğimiz sektördeki başarılı çalışmalarımızın yanı sıra, Türk insanına, Türk kültür ve sanat yaşamına katkıda bulunmayı önemli bir misyon olarak görüyoruz. Ve bu misyon doğrultusunda hareket ederek, bireye ve topluma katkı sağlayan her türlü projeyi, sosyal sorumluluk anlayışımızın bir parçası olarak algılıyor ve bu şekilde değerlendiriyoruz. İstanbul Kültür Sanat Vakfı işbirliği ile uluslararası saygınlığı olan İstanbul Film Festivali’ne verdiğimiz destek de sosyal sorumluluk anlayışımızın bir uzantısıdır. Ülkemiz sinemasının gelişimine öncülük eden, destekleyen ve dünya sinemasının seçkin örneklerinin Türk izleyicisiyle buluşmasına aracılık eden bu festivalin ana sponsoru olmak bize gurur veriyor" dedi.

26. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin biletleri 17 Mart Cumartesi günü satışa çıkıyor. 17 – 30 Mart tarihleri arasındaki indirimli ön satış döneminde 30 adetin üzerinde bilet alan sinemaseverler için %15 indirim uygulanacak.

Sinemaseverler, indirimli biletlerini; Beyoğlu’nda Emek ve Atlas ile Kadıköy’de Rexx sinemalarında açılacak gişelerden ve Biletix üzerinden satın alabilecekler. Festival’de hafta içi gündüz seansları yine yalnızca 2,50 YTL’den satılacak.

Festival Sponsoru AKBANK’ın Axess kart sahipleri, hafta içi gündüz seansları hariç tüm festival filmlerinin biletlerini % 20 indirimle alabileceklerini bir kez daha hatırlatalım.
FESTİVAL MERKEZİ : YENİ MELEK
26. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin merkezi Yeni Melek olacak. 900 kişilik Yeni Melek salonunda film gösterimlerinin yanı sıra festival konuklarıyla söyleşiler de düzenlenecek. Beyoğlu’nun en geniş ve yeni mekânlarından Yeni Melek, sabah yapılacak basın gösterimleri ve festivale akredite olan tüm basın mensuplarına açık olan basın odasıyla festivalin basın merkezi olarak da hizmet verecek. Bu mekân ayrıca festival boyunca bazı geceler film gösterimlerinin ardından düzenlenecek After Party’lere de ev sahipliği yapacak.
Festival Merkezi Yeni Melek’te İstanbul Film Festivali boyunca açık olacak kafeyi Asmalımescit’in gözde mekanlarından Otto işletecek. Festival izleyicilerinin iki film arasında buluşma noktası Yeni Melek’teki Otto olacak.

İSTANBUL FİLM FESTİVALİ’NE SPONSORLARDAN BÜYÜK DESTEK!

Geçtiğimiz yıl 150 bin izleyiciyle rekor kıran İstanbul Film Festivali’nde bu yıl Festival Sponsoru AKBANK’ın yanı sıra 11 tane Tema Sponsoru var.
Festivalde ayrıca “Akbank Galaları” adlı özel bir bölüm de yer alıyor

• Efes Pilsen “Türk Sineması”
• Nokia Nseries “Nokia Nseries Kısa Film Yarışması”
• NTV “NTV Belgesel Kuşağı”
• Goldaş “Dünya Festivallerinden”
• Colin’s “Genç Ustalar”
• JOJO “Film Sende”
• Sabah Gazetesi “Yıllara Meydan Okuyanlar”
• Malaysia Airlines “Mayınlı Bölge”
• Coca-Cola “Bağımsız Bir Ruh ‘Gus Van Sant’”
• T-box “Canlandırma Sineması – Babadan Oğula: Miyazaki”
• Mild Swiss Choice “Geceyarısı Çılgınlığı”

bölümlerinin Tema Sponsorluğu’nu üstleniyorlar.

İstanbul Film Festivali’nde Atlas Sineması’nın mekân sponsorluğunu DİGİTÜRK üstlendi.

26. Uluslararası İstanbul Film Festivali konuklarını RENAULT taşıyor. Dünyanın dört bir yanından Festival’e gelen filmlerin taşımasını ise DHL üstleniyor.

Festival’e teknoloji desteği veren TEKNOSA aynı zamanda Festival Merkezi Yeni Melek’teki Basın Odası’nın teknik donanım gereksinimlerini de karşılıyor.

Türkmax ise Festival Merkezi’nden yapacağı yayınlarla ünlü yönetmenlerle söyleşileri, film galalarını ve festivalin diğer renkli anlarını Digiturk platformu üzerinden izleyicilerine taşımayı hedefliyor.

Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin bu yılki tanıtım kampanyası HEP Ajans tarafından hazırlandı.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın tüm festivallerine destek veren resmi sponsorları ise: Öncü Sponsor Eczacıbaşı, Resmi İletişim Sponsoru Turkcell, Resmi Konaklama The Marmara.

FESTİVAL JÜRİLERİ

• ALTIN LALE (ULUSLARARASI YARIŞMA) JÜRİSİ
26. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale Jüri başkanlığını, festivalin ilk Altın Lale Ödülü’nün sahibi usta yönetmen Michael Radford üstleniyor. İstanbul Film Festivali’nde 1985 yılında verilmeye başlanan Altın Lale Ödülleri’nin ilkini 1984 adlı filmi ile kazanan Michael Radford, 26 yıl sonra bu kez Altın Lale Jüri Başkanı olarak İstanbul Film Festivali’nde ödül verecek.

15 filmin katıldığı Uluslararası Yarışma’yı değerlendirecek olan Altın Lale Jürisi’nde birkaç sene önce İstanbul Film festivali’nin en beğenilen filmi olan Yeni Başlayanlar için İtalyanca'nın yönetmeni Lone Scherfig; Noi Albinoi ve Tutunamayanlar / Dark Horse’un yönetmeni genç sinemacı Dagur Kari, İsrail Film Vakfı Başkanı Katriel Schory, ünlü Alman oyuncu Udo Kier, Türkiye’den ise yönetmen Zeki Demirkubuz ve oyuncu Tilbe Saran yer alıyor.

• ULUSAL YARIŞMA JÜRİSİ

Bu yıl 16 filmin yer aldığı Ulusal Yarışma’nın jüri başkanlığını ünlü yönetmen Ferzan Özpetek üstleniyor. Gazeteci-yazar Yıldırım Türker, oyuncu Mehmet Günsür, Uluslararası Film Eleştirmenleri Birliği (FIPRESCI) Genel Sekreteri ve Münih Film Festivali Yöneticisi Klaus Eder ve oyuncu Işıl Yücesoy jürinin diğer üyeleri.

FESTİVAL’DE ALTIN LALE HEYECANI

26. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin Uluslararası Yarışma bölümünde “Sanatlar ve Sinema” teması altında 15 film Altın Lale için yarışacak.

Uluslararası Jüri’nin karşısına çıkacak filmler arasında başrollerinde Sienna Miller ve Guy Pearce’in bulunduğu, George Hickenlooper’ın Andy Warhol’un en sevdiği oyuncularından Edie Sedgwick’i anlatan filmi Edie / Factory Girl ile yakışıklı oyuncu Ethan Hawke’un aynı isimli kitabından sinemaya uyarladığı ve ufak da bir rol aldığı filmi En Sıcak Eyalet / The Hottest State dikkat çekiyor.

Johnny Suede, Living in Oblivion, The Real Blonde gibi bağımsız sinemanın parlak filmlerinin yönetmeni Tom DiCillo’nun San Sebastian’da En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo ödüllerine layık görülen son filmi Delicesine / Delirious da Altın Lale için yarışacak filmlerden… Başrollerde Steve Buscemi ve Michael Pitt’in bulunduğu filmde Elvis Costello’nun da sürpriz bir rolü var.

Uluslararası Yarışma bölümünde Türkiye’yi bu yıl ilk defa iki film temsil edecek : Derviş Zaim’in Cenneti Beklerken ve Sırrı Süreyya Önder ve Muharrem Gülmez’in Beynelmilel adlı filmleri Altın Lale heyecanı için Festivalin ikinci haftası jürinin huzuruna çıkacak.

YILIN EN İYİ TÜRK FİLMİ SEÇİLİYOR!

İstanbul Film Festivali’nde “Türk Sineması” temasının sponsorluğunu yine Türk sinemasına, film üretimine önemli destek veren Efes Pilsen üstlendi. Efes Pilsen, Uluslararası Film Eleştirmenleri Birliği (FİPRESCİ) Jürisi tarafından Ulusal Yarışma’ya katılan filmler arasından seçilecek bir filmin yönetmenine bir sonraki filminin yapımında kullanılmak üzere “Onat Kutlar’ın anısına” bir para ödülü verecek.

Festivalin Ulusal Yarışma bölümünde “Yılın En İyi Türk Filmi” ödülü için yarışmak üzere 30’a yakın film başvurusu yapıldı. Ulusal Yarışma kapsamında, jürinin karşısına çıkacak 16 film şunlar:
• Barda / Serdar Akar
• İklimler / Nuri Bilge Ceylan
• Kader / Zeki Demirkubuz
• Mavi Gözlü Dev / Biket İlhan
• Zincirbozan / Atıl İnaç
• Takva / Özer Kızıltan
• Mutluluk / Abdullah Oğuz
• Çinliler Geliyor / Zeki Ökten
• Beynelmilel / Sırrı Süreyya Önder-Muharrem Gülmez
• Adem’in Trenleri / Barış Pirhasan
• Küçük Kıyamet / Durul Taylan & Yağmur Taylan
• Eve Dönüş / Ömer Uğur
• Polis / Onur Ünlü
• Sis ve Gece / Turgut Yasalar
• Hokkabaz / Cem Yılmaz & Ali Taner Baltacı
• Cenneti Beklerken / Derviş Zaim

mkaya
13-03-2007, 22:17
FESTİVAL’DE BİR İLK!
SİNEMADA İNSAN HAKLARI BÖLÜMÜNDE EN İYİ FİLMİN YÖNETMENİNE
“AVRUPA KONSEYİ SİNEMA ÖDÜLÜ”

İstanbul Film Festivali’nde; Avrupa Konseyi işbirliğiyle bu yıldan itibaren “Sinemada İnsan Hakları” bölümünde bir filme Avrupa Konseyi Sinema Ödülü (FACE / Film Award of the Council of Europe) verilmeye başlanıyor.

Avrupa Konseyi’nin değerlerini, kişisel ve siyasal özgürlük ve hukukun üstünlüğünü önde tutan filmleri onurlandırmayı amaçlayan FACE Ödülü, insan hakları konusunda kamuoyunda ilgi ve bilinç uyandıran, bu konunun öneminin daha iyi anlaşılmasına yol açan bir filmin yönetmenine verilecek.

“Sinemada İnsan Hakları” bölümündeki filmleri, FACE Ödülü için; Avrupa Konseyi Eğitim, Gençlik ve Spor Bölümü Başkanı Gabriella Battaini-Dragon, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Bölümü Başkanı Philippe Boillat ve Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı ve İnsan Hakları Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr.Turgut Tarhanlı‘dan oluşan jüri değerlendirecek.

Avrupa Konseyi Sinema Ödülü’nü kazanan film, Festivalin 14 Nisan Cumartesi gecesi gerçekleşecek Kapanış Töreni’nde açıklanacak. Avrupa Konseyi ve Eurimages işbirliğinde sunulan FACE ödül heykelciği ve 10.000 Euro’luk para ödülü kazanan filmin yönetmenine Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komisyonu Üyesi Thomas Hammarberg tarafından verilecek.

Bu bölümde yer alan 10 film arasında Bruno Dumont’un Cannes’da Jüri Büyük Ödülü’nü kazanan filmi Flandres; başrolündeki beş oyuncusuna Cannes’da En İyi Erkek Oyuncu ödülü kazandıran Rachid Bouchareb’in etkileyici 2. Dünya Savaşı filmi İsimsiz Kahramanlar / Days of Glory ve Paris’te Büyük Halk Ödülü’ne layık görülen Abderrahmane Sissako’nun Bamako / The Court adlı filmleri de yer alıyor.

Avrupa Konseyi Sinema Ödülü için Sinemada İnsan Hakları bölümünde Türkiye’yi Eve Dönüş filmiyle Ömer Uğur temsil ediyor.
FACE Ödülü’yle ilgili daha fazla bilgi için : www.coe.int
FESTİVAL’DE HER GECE BİR AKBANK GALASI

İstanbul Film Festivali, festival boyunca hafta içi 21.30 seanslarında sinemaseverleri Emek Sineması’ndaki Akbank Galaları’na davet ediyor.

Meksikalı yönetmen Guillermo del Toro’nun En İyi Makyaj ve En İyi Sanat Yönetimi dallarında Oscar kazanan fantastik filmi Labirent / Pan’s Labyrinth ve ünlü oyuncu Antonio Banderas’ın yönetmenliğini yaptığı ikinci filmi Yaz Yağmuru / Summer Rain öne çıkan gala filmlerinden.

Sopranos ve *** and the City dizilerinin yönetmeni Allen Coulter’ın, başrolünü Adrien Brody, Ben Afflect, Diane Lane ve Bob Hoskins’in paylaştığı ilk uzun metrajlı filmi Hollywoodland ile Emanuele Criese’nin, 2006 Venedik Film Festivali’nde UNICEF Ödülü ile Gümüş Aslan Keşif ödülü dahil olmak üzere birçok ödül kazanan ve başrolünü Charlotte Gainsbourg’un üstlendiği Yeni Dünya / Golden Door dikkat çeken gala filmlerden.

Pi ve Bir Rüya İçin Ağıt / Requiem for a Dream filmiyle dünya çapında ün kazanan Darren Aronofsky’nin son filmi Kaynak / Fountain ve Steve Busecemi’nin başrolünü de üstlendiği filmi Görüşme / Interview da sinemaseverler tarafından merakla beklenen gala filmlerinden...

Akbank Galaları’nın en merak uyandırıcı filmlerinden biri de, Sofia Coppola’nın Cannes’da büyük ses getiren ve En İyi Kostüm Oscar’ının sahibi son filmi Marie Antoinette. Sinemaseverleri olduğu kadar müzikseverleri de mutlu edecek filmin, Air’den The Strokes’a, New Order’dan Aphex Twin’e, Radio Dept’ten The Cure’a uzanan müziklerine dikkat…

FESTİVALDE KISA FİLM HEYECANI : “NOKIA NSERIES KISA FİLM YARIŞMASI”

Nokia Nseries’in sponsorluğunu üstlendiği Nokia Nseries Kısa Film Yarışması final heyecanı 5 Nisan Perşembe gecesi saat 21.30’da Beyoğlu Sineması’nda yaşanacak. Yarışmada ilk üçe giren filmlerin açıklanacağı Ödül Töreni’nin ardından ilk 10’a giren finalistlerin filmleri ve mansiyon ödülü alan 11 Fen G sınıfı öğrencilerinin çektikleri ilginç film de izleyiciyle buluşacak.

2006 Filmekimi sırasında duyurulan ve büyük ilgi gören Nokia Nseries Kısa Film Yarışması’na 400’e yakın başvuru yapılmıştı. Yarışmada ilk 10 dereceye giren yarışmacılara Nokia tarafından birer adet Nokia N93 telefon hediye edildi. Yarışmanın ikinci bölümünde her yarışmacı Nokia N93 ile 19 Mart tarihine kadar birer kısa film daha çekecek. Jüri üyeleri ilk üç dereceyi kazanan yarışmacıları, bu filmler arasından seçecek.
Yönetmen ve senaryo yazarı Ümit Ünal’ın başkanlığını üstlendiği Nokia Nseries Kısa Film Yarışması jürisinde; sinema yazarı Yeşim Tabak, Nokia Doğu Akdeniz ve Türkiye Multimedya Pazarlama Müdürü Sertaç Şener ve Uluslararası İstanbul Film Festivali Direktörü Azize Tan yer alıyor.

İSTANBUL KÜLTÜR SANAT VAKFI 35. YIL GALASI

İstanbul Film Festivali, İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın kuruluşunun 35. yılını müzikle sinemayı bir araya getiren özel bir gala gecesiyle kutluyor… İsviçreli yönetmen Fredi M. Murer’in piyanist olmak isteyen üstün zekâlı bir çocuğun öyküsünü çarpıcı bir dille anlattığı Vitus adlı filmi 4 Nisan Salı günü saat 21.30’da Cemal Reşit Rey’de...

Vitus’un 12 yaşındaki başrol oyuncusu Teo Gheorghui izleyicilere film gösteriminden önce filmde seslendirdiği Mozart, Scarlatti, Liszt, Schumann ve Bach’ın eserlerinden oluşan bir piyano resitali verecek.

VE FESTİVAL’DE YENİ BÖLÜMLER

• Yıllara Meydan Okuyanlar
Festivalin bu yılki sürpriz bölümlerinden biri dünya sinemasının en saygın yönetmenlerine adandı. Sabah Gazetesi’nin sponsorluğunu üstlendiği bu bölümde yıllara medyan okuyan 6 ustanın en son filmleri sinemaseverle buluşacak. Usta yönetmen Istvan Szabó’nun Macar liselerinin zorunlu okuma listesindeki ünlü bir romana dayanan son filmi Akrabalar / Relatives bölümün dikkat çeken filmlerinden... 1992 yılından beri ilk kez Macaristan’a dönen Szabó’nun son filminde Çek yönetmen Jiri Menzel de Macarca seslendirmede Szabó’nun konuştuğu kısa bir rolle karşımıza çıkıyor.

Fransız sinemasının önde gelen yönetmenlerinden Alain Resnais’nin Venedik’te Gümüş Aslan-En İyi Yönetmen ve En İyi Kadın Oyuncu ödüllerine layık görülen son filmi Kalpler / Private Fears in Public Places ve emektar yönetmen Otar Iosseliani’nin son filmi Güz Bahçeleri / Gardens in Autumn ise bölümün diğer öne çıkan filmlerinden…
Bölümdeki diğer üç film ise şunlar:
• Vittorio de Seta’nın Sahra’dan Mektuplar / Letters from Sahara
• Jiri Menzel’den İngiltere Karlı’na Hizmet Ettim / I served the King of England
• Manoel de Oliveira’dan Daima Güzel / Belle Toujours

• Kafkaslar’dan Akdeniz’e
İstanbul Film Festivali’nde bu sene Kafkaslar ve Akdeniz halklarının yaratıcılıklarını sergiledikleri yapıtlara dikkat çekmek için özel bir bölüm ayrıldı. Bölümde yer alan 9 film arasında; senaryosunu yazmak, yönetmek ve kurgulamanın yanı sıra başrol oyunculuğunu da üstlenen Fevzi Bensaidi’nin Fas/Fransa/Almanya ortak yapımı filmi www / www, What a Wonderful World; Michel Kammoun’un savaş sonrası Beyrut’u anlattığı Lübnan/Fransa ortak yapımı filmi Falafel ve Dror Shaul’un Sundance’de Jüri Ödülü’nü kazanan İsrail/Almanya/Japonya ortak yapımı filmi Tatlı Çamur / Sweet Mud dikkat çekiyor.

Geçtiğimiz yıl İstanbul Film Festivali’nde gösterilen ve büyük beğeni toplayan 13 / Tzameti’nin genç yönetmeni Géla Babluani babası Temur Babluani ile beraber çektiği ve Sundance’de Jüri Özel Ödülü’nü kazanan son filmi Gürcistan/Fransa ortak yapımı Miras / The Legacy ise bölümün favorilerinden.

FESTİVALİN VAZGEÇİLMEZLERİ

• DÜNYA FESTİVALLERİNDEN
İstanbul Film Festivali’nin vazgeçilmez bölümlerinden “Dünya Festivallerinden” bu yıl Goldaş’ın sponsorluğunda sinemaseverlere geçtiğimiz yıl en çok ses getiren yepyeni örneklerininden çoğu ödüllü 20 film sunuyor. Bu filmler arasında Jia Zhangke’nin 2006 Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan kazanan Durgun Yaşam / Still Life; Selam Bombay ve Muson Düğünü filmlerinden tanıdığımız Mira Nair’in Jhumpa Lahiri’nin aynı adla Türkçe’ye kazandırılan romanından uyarladığı son filmi Adaş / The Namesake ve Hal Hartley’in İstanbul, New York ve Paris’te geçen son filmi Fay Grim var…

• GENÇ USTALAR
Colin’s sponsorluğunda gerçekleşen “Genç Ustalar” bölümündeki 11 film arasından Cannes’da SACD-Senaryo, Genç Eleştirmenler, Münih’te En İyi Senaryo, Brüksel’de RTBF En İyi Film ödüllerini kazanan Matthias Luthard’ın ilk uzun metrajlı filmi Pingpong öne çıkıyor. Senaryo yazarı ve yönetmen Andrea Staka’nın ilk uzun metrajlı filmi Hanımefendi / Das Fräulein ise Locarno’da Altın Leopar, Saraybosna’da En İyi Film ve En İyi Kadın Oyuncu, Valladolid’de ise FIPRESCI ödüllerini kazandı. “Genç Ustalar” sinema dünyasına henüz adımını atan başarılı genç yönetmenleri keşfetmek isteyen sinemaseverler için kaçırılmayacak bir bölüm.
• NTV BELGESEL KUŞAĞI
İstanbul Film Festivali’nin belgeseller bölümünün sponsorluğunu bu yıl da NTV üstleniyor. NTV Belgesel Kuşağı’nda yer alan U.S. vs. John Lennon sinemaseverlerin olduğu kadar müzikseverlerin de ilgisini çekecek. Yoko Ono’nun danışmanlığında çekilen David Leaf ve John Scheinfeld’in yönettiği filmde John Lennon’un daha önce hiç yayınlanmamış fotoğrafları, röportajlar, gün ışığına çıkmamış şarkılar ve video görüntüleri yer alıyor.

Usta yönetmen Sydney Pollack’ın tanınmış mimar Frank Gehry üzerine çektiği ilk belgesel filmi Sketches of Frank Gehry; 2006 yılında Sundance’te gösterilen ve kahve-severleri, bu “kara altın”a ödedikleri milyarlarca doları sorgulamaya teşvik eden Black Gold bölümün dikkat çeken belgesellerinden.

Jeff Garlin’in This Filthy World filminde Polyester ve Pembe Flamingolar’ın yönetmeni, “pislik kralı” John Waters’ın tek kişilik sahne gösterisiyle hayrete düşecek; bir yazı karakteri hakkında bugüne kadar çekilen ilk uzun metrajlı belgesel olan Gary Hustwit’in Helvetica’sından büyük keyif alacaksınız.

NTV Belgesel Kuşağı filmleri 3 – 10 Nisan tarihleri arasında Sinepop Sineması’nda…

FESTİVALDE FASSBINDER’E ÖZEL: “KIZGIN TAŞLARA DÜŞEN GÖZYAŞLARI”

Sinema yazarı Fatih Özgüven küratörlüğünde “Kızgın Taşlara Düşen Gözyaşları” başlığıyla sunulacak olan bölümde Alman sinemasının en yaratıcı yönetmenlerinden Rainer Werner Fassbinder’in farklı dönemlerini simgeleyen Effi Briest, Özgürlüğün Zorbalık Hakkı gibi eserlerinin yanı sıra Fassbinder sinemasının izdüşümleri olarak Atıf Yılmaz’ın Düş Gezginleri, François Ozon’un Kızgın Taşlara Düşen Su Damlaları / Water Drops on Burning Rocks, Pedro Almodovar’ın Arzunun Kanunu / Law of Desire ve Halit Refiğ’in çektiği Türk televizyonlarında yayınlanan ilk dizi olan Aşk-ı Memnu’nun film versiyonunun da bulunduğu 10 film yer alıyor.

HAYATIMIZ MÜZİKAL : BOB FOSSE

İstanbul Film Festivali bu sene sinema tarihinin en önemli yönetmen, koreograf ve dansçılarından Bob Fosse’ye de özel bir bölüm ayırdı. “Hayatımız Müzikal: Bob Fosse” başlıklı bölümde 1987 yılında yitirdiğimiz ustanın 3 filminin yanı sıra Bob Fosse’nin 1975 yılında Broadway’de büyük başarı elde gösterisinden uyarlanan Rob Marshall’ın Chicago adlı filmi de yer alıyor.

Uzun yıllar Broadway’de sahne müzikalleriyle hem koreograf hem de müzikal yönetmeni olarak hayli ses getiren işler yapan Fosse’nin ilk filmi Tatlı Charity / Sweet Charity ve 1973 yılında En İyi Yönetmen ve En İyi Kadın Oyuncu da dahil olmak üzere 8 dalda Oscar kazanan Cabaret’yi beyazperdede tekrar seyretmek isteyen sinemaseverlere duyurulur. Bob Fosse’nin 50 yaşında açık kalp ameliyatı geçirdikten sonra çektiği ve kalp krizinden ölen ağır sigara tiryakisi bir yönetmeni anlattığı All That Jazz ise yönetmenin kendi öyküsü olarak kabul edildi ve büyük ses getirdi.

RADİKAL HALK ÖDÜLÜ

İstanbul Film Festivali’nin Radikal Gazetesi ile işbirliğinde gerçekleştirdiği ve 2000 yılından beri gelenekselleşen Radikal Halk Ödülü bu yıl da yine Ulusal Yarışma ve Altın Lâle Yarışması’nda izleyicilerden en fazla oy alan iki filme verilecek. Ayrıca, yapılan çekilişte oylamaya katılan iki kişi Radikal Gazetesi’nin konuğu olarak İsviçre’nin Locarno kentinde yapılan 60. Locarno Film Festivali’ni izleme şansını kazanacaklar. Geçtiğimiz yıllarda kazanan talihliler, Montpellier, Selanik, Londra ve Montreal gibi belli başlı film festivallerini takip etme şansını kazandılar.
FESTİVAL FERZAN ÖZPETEK’LE AÇILIP STEVEN SODERBERG’LE KAPANIYOR
FESTİVALİN AÇILIŞ VE KAPANIŞ FİLMLERİ

İstanbul Film Festivali, 30 Mart Cuma akşamı Lütfü Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleşecek Açılış Töreni’nin ardından Ferzan Özpetek’in son filmi Bir Ömür Yetmez / Saturno Contro‘nun Türkiye’deki ilk gösterimi ile başlıyor. Böylece İstanbul Film Festivali 26 yıllık tarihinde açılışını ilk kez bir Türk yönetmenin filmiyle yapmış olacak.

İstanbul Film Festivali’nin 14 Nisan Cumartesi günü yine Lütfü Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı gerçekleşecek Kapanış ve Ödül Töreni’nin ardından ise; Steven Soderbergh’in İyi Alman / The Good German filmi gösterilecek. Joseph Kanon’ın aynı adlı romanından uyarlanan ve başrollerini George Clooney, Cate Blanchett ve Tobey McGuire’ın paylaştığı İyi Alman Amerikalı bir savaş muhabirinin bir zamanlar sevgilisi olan Alman kadını bulmak için savaş sonrası Amerikan işgali altındaki harap Berlin’e dönmesini anlatıyor.

FESTİVALDE “HİSAR KISA FİLM SEÇKİSİ”

Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi tarafından düzenlenen ve Türk sinemasının önemli yönetmenlerinden Kutluğ Ataman, Nuri Bilge Ceylan ve Barış Pirhasan’ın seçimleriyle, 2006 yılında gerçekleştirilmiş “En İyi On Film”den oluşan “Hisar Kısa Film Seçkisi”nin ilk gösterimi İstanbul Film Festivali’nde kapsamında 13 Nisan Cuma günü saat 13.30’da Fransız Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

“Hisar Kısa Film Festivali”yle ilgili ayrıntılı bilgi için: www.hisarfilm.boun.edu.tr


Ayrıca Akbank Kısa Film Yarışması’nda ödül kazanan beş filmin gösterimi de 11 Nisan Salı günü saat 14.00 ve 19.00’da Akbank Sanat’ta yapılacak.

FESTİVAL SİNEMALARI… SEANSLAR…

Bu yıl 200’den fazla filmin yer alacağı Festival film gösterimleri Beyoğlu’nda EMEK, YENİ MELEK, ATLAS, SİNEPOP, BEYOĞLU ve Kadıköy’de REXX sineması olmak üzere toplam 6 sinemada gerçekleştirilecek.

Filmlerin gösterim saatleri: 11.00-13.30-16.00-19.00-21.30 ve 24.00.

FİLM FESTİVALİ’NDE BİLET FİYATLARI YİNE ÇOK UCUZ :
HAFTA İÇİ GÜNDÜZ SEANSLARI YİNE SADECE 2,5 YTL!

Geçtiğimiz yıl başlatılan ve büyük ilgi gören 2,50 YTL’lik seanslar bu yıl da devam ediyor. Festival boyunca, Hafta içi gündüz seansları (11.00-13.30 ve 16.00) yalnızca 2,50 YTL olacak. Sinema tutkunlarına ve öğrencilere özellikle tavsiye ederiz.

İstanbul Film Festivali bilet fiyatları tam 12 YTL; Akbank Galaları hariç tüm seanslarda öğrenci ile 65 yaş ve üstü sinemaseverler için 8 YTL olarak saptandı.

Gala filmlerinin biletleri 15 YTL olarak belirlendi.

Geceyarısı Filmlerinin bilet fiyatları tam 20 YTL, öğrenci ile 65 yaş ve üstü sinemaseverler için 15 YTL’den satılacak.

FESTİVAL’İN AÇILIŞ VE KAPANIŞ TÖRENİ’Nİ İZLEMEK İSTEYEN SİNEMASEVERLER

İstanbul Film Festivali’nin 31 Mart Cumartesi ve 14 Nisan Cumartesi günleri Lütfi Kırdar Sergi ve Kongre Sarayı’nda gerçekleşecek Açılış ve Kapanış Törenleri’ni izlemek isteyen sinemaseverler için sınırlı sayıda satılacak biletlerin fiyatları ise 50 YTL.

İNDİRİMLİ ÖN SATIŞ DÖNEMİ

İstanbul Film Festivali’nde 17- 31 Mart tarihleri arasında indirimli ön satış döneminde 30 adetin üzerinde bilet alan sinemaseverler için %15 indirim uygulanacak. Sinemaseverler, indirimli biletlerini Beyoğlu’nda Emek ve Atlas sinemalarıyla Kadıköy’de Rexx sinemasında açılacak gişelerden (hizmet bedeli ödemeden) ve BİLETİX satış noktaları, BİLETİX çağrı merkezi (0216 556 98 00), www.biletix.com üzerinden temin edebilirler.

AXESS KART SAHİPLERİ İÇİN ÇOK ÖZEL İNDİRİM!

Axess sahipleri 17- 31 Mart arasındaki ön satış döneminde ve daha sonra tüm festival boyunca satın alacakları biletlerde (hafta içi gündüz seansları hariç) %20 özel indirimden yararlanacak.

FESTİVAL’DE FİLMLERİ EN UCUZA İZLEME ŞANSI IKSD LALE ÜYELERİ’NİN …

Festival boyunca filmleri en ucuza izleme şansı Lale Üyeleri’nin olacak. İstanbul Kültür Sanat Dostları Lale Kartı üyeleri için hem ön satış döneminde, hem de festival boyunca bilet fiyatları 9 YTL (tam) ve 6 YTL (indirimli) olacak. Galalar ise 12 YTL olarak belirlendi. Hafta içi gündüz seansları Lale Kartı sahipleri için de 2,50 YTL… Geceyarısı seanslarının fiyatı ise tam 16 YTL, indirimli 12 YTL.
Lale Kartı sahipleri için indirimli ön satış dönemi 14-15-16 Mart.

FESTİVAL KİTAPÇIĞI VE GÖSTERİM ÇİZELGESİ

Sinemaseverler on beş gün boyunca ellerinden düşürmeyecekleri İstanbul Film Festivali kitapçığını 10 Mart Cumartesi gününden itibaren festival sinemalarından (Emek, Yeni Melek, Atlas, Sinepop, Beyoğlu ve Rexx), ve İKSV merkezinden (İstiklal Caddesi No:64, Beyoğlu) 2 YTL karşılığında temin edebilecekler.

FESTİVALDE GENEL SATIŞ

İstanbul Film Festivali’nde ön satışlardan kalan biletler, 31 Mart Cumartesi tarihinden itibaren; BİLETİX satış noktaları, BİLETİX çağrı merkezi (0216 556 98 00), www.biletix.com ve tüm Festival sinemalarından alınabilecek.

26. Uluslararası İstanbul Film Festivali ile ilgili ayrıntılı bilgi için: www.iksv.org/film

Görseller için : www.iksvpress.com/film07

mkaya
13-03-2007, 22:17
26. ULUSLARARASI İSTANBUL FİLM FESTİVALİ’NDE YAN ETKİNLİKLER

Akbank sponsorluğunda düzenlenen 26. Uluslararası İstanbul Film Festivali; film gösterimlerinin yanı sıra 10 farklı mekânda, Festival’deki temalarla bağlantılı ve konukların katılımıyla renklenecek 5 konser ve parti, 6 ustalık sınıfı ve söyleşi, sergiler ve paralel etkinliklerle, 16 gün boyunca İstanbul’da tam bir festival havası estirecek.

FESTİVALDE KONSERLER ve PARTİLER

• “WHATEVER”: ASIA ARGENTO DJ SET
5 Nisan Perşembe, Babylon, saat 21.30

Ünlü İtalyan yönetmen Dario Argento’nun asi kızı Asia Argento, İstanbul Film Festivali’nin konuğu olarak 5 Nisan Perşembe günü Babylon’da pikapların başına geçiyor. Nirvana’dan techno’ya, disco’dan punk’a değişik tarzları birleştiren Asia Argento, rahat ve çarpıcı kişiliğini DJ setlerinde de ortaya konmasıyla tanınıyor. Seksi aktris, festival kapsamında Akbank Galaları bölümünde yer alan Marie Antoinette filmindeki Kontes du Berry rolündeki güzelliği ile de dikkat çekiyor… Etkinliğin sanatçı bağlantısı Room Recordings tarafından sağlandı.

Saat 21.30’da başlayacak Asia Argento konserinin biler fiyatları tam 25 YTL, öğrenci 15 YTL olarak belirlendi. Biletler, Biletix satış sistemi üzerinden, Festival sinemalarından ve konser günü mekân girişinden satılacak.


• “COME TOGETHER : ELBOW & I AM KLOOT
11 Nisan Çarşamba, Garajistanbul, saat : 21.00

İstanbul Film Festivali, John Lennon hayranlarını filmlerle olduğu kadar konserlerle de mutlu edecek. Manchester’ın en sevilen alternatif rock gruplarından Elbow ve I Am Kloot, John Lennon’ın en ünlü parçalarından “Come Together” isimli gecede aynı sahnede buluşuyor.

NTV sponsorluğunda ve Radyo Eksen’in katkılarıyla gerçekleşecek “Come Together” gecesinde önce Morrisey’in halefi olarak gösterilen I Am Kloot sahne alacak. Ardından Leaders of the Free World albümleri ile 2006’nın en başarılı gruplarından Elbow geceye devam edecek. Her iki grup da kendi parçalarının yanı sıra Lennon’un sevilen parçalarını da yorumlayacaklar.

Garajistanbul’da saat 21.30’da başlayacak “Come Together” konserinin bilet fiyatları tam 25 YTL, öğrenci 20 YTL olarak belirlendi. Biletler, Biletix satış sistemi, Festival sinemalarından ve konser günü mekan girişinden satılacak.

Lennon hayranları ayrıca, festivalde NTV Belgesel Kuşağı’nda yer alan U.S. vs. John Lennon belgeselini kaçırmasınlar. Yoko Ono’nun danışmanlığında çekilen David Leaf ve John Scheinfeld’in yönettiği filmde John Lennon’un daha önce hiç yayınlanmamış fotoğrafları, röportajlar, gün ışığına çıkmamış şarkılar ve video görüntüleri yer alıyor.

FİLMDEN ÇIK PARTİDE EĞLEN !

İstanbul Film Festivali’nde filmini seyrettikten sonra partisine gitmeye ne dersiniz? O halde sizi Yeni Melek Sineması’nda gerçekleşecek özel seanslara çağırıyoruz. 21.30’da gerçekleşecek film gösteriminin ardından Yeni Melek fuayesinde film + partiler gerçekleşiyor…

Film + partilere girebilmek için yapmanız gereken tek şey filmin o seansına bilet almak ve ardından partiye katılmak. 15 YTL olarak belirlenen film gösterimi ve parti biletleri Biletix satış sistemi ve Festival gişelerinden satın alınabilir…


• FİLM + PARTİ “DREAMS AND MORE” BY COLIN’S
4 Nisan Çarşamba, Yeni Melek Gösteri Merkezi,
“Cheech” gösterimi sonrası, saat 21.30

İstanbul Film Festivali’nde Colin’s sponsorluğunda gösterilen Genç Ustalar bölümünde yer alan Patrice Sauvé’nin Quebec’in geçtiğimiz yıl büyük gişe başarı yakalayan filmi Cheech’in 4 Nisan Çarşamba günü saat 21.30’da Yeni Melek’teki gösteriminin ardından sinemaseverleri fuayede gerçekleşecek “Dreams and More by Colin’s” partisine davet ediyoruz…

Colin’s sponsorluğunda gerçekleşecek “Dreams and More by Colin’s” partisinde gecenin DJ’leri Style-ist ve Harunizer 80’ler, 90’lar, 2000’lerin en sevilen sıra dışı parçalarını ve alternatif hitlerini ardı ardına sıralayacaklar.


• FİLM + PARTİ SOFIA COPPOLA’S MARIE ANTOINETTE
6 Nisan Cuma, Yeni Melek Gösteri Merkezi
“Marie Antoinette” gösterimi sonrası, saat 21.30

İstanbul Film Festivali’nde Akbank Galaları bölümünde gösterilecek Sofia Coppola’nın son filmi Marie Antoinette diğer filmlerinde olduğu gibi sinemaseverleri olduğu kadar müzikseverleri de mutlu edecek. 18. yüzyılda geçen filmde The Cure, Air, New Order, The Strokes ve Aphex Twin gibi rock / elektronik müzik dünyasından önemli isimler yer alıyor.

Marie Antoinette filminin 6 Nisan Cuma gecesi 21.30 seansında Yeni Melek’teki gösteriminin ardından ise DJ Ahmet Musluoğlu pikaplarının başına geçecek. Alternatif rock, new wave ve elektronik müzik seveler bu özel Cuma gecesini kaçırmasın.


• FİLM + PARTİ DAFT PUNK’S ELECTROMA
13 Nisan Cuma, Yeni Melek Gösteri Merkezi
“Daft Punk’s Electroma” gösterimi sonrası, saat 21.30

Dünyaca ünlü dans müziği ikilisi Daft Punk’ın filmi Festivalde, partisi Yeni Melek’te! Daft Punk’ın elemanlarının çektiği ve iki robotun insan olma arayışını anlatan Daft Punk’s Electroma’nın 13 Nisan Cuma gecesi saat 21.30’da Yeni Melek’teki gösteriminin ardından dans müziği severleri fuayede gerçekleşecek parti bekliyor… DJ Digital Playground müzikleriyle Fransız disko soundu ile başlayıp devam edecek bu partinin açılış şarkısı ise tabii ki Daft Punk…

FESTİVALDE SÖYLEŞİLER VE USTALIK SINIFI
Uluslararası İstanbul Film Festivali düzenlediği Ustalık Sınıfı ve söyleşilerle izleyicilere, sinema dünyasının önemli isimlerini kendi ağızlarından dinleme ve onlara soru sorma fırsatını sunuyor.
• SÖYLEŞİ : HELVETICA
2 Nisan Pazartesi, Bilgi Üniversitesi Kuştepe Kampusü, saat 17.00
Katılımcılar : Bülent Erkmen, Esen Karol, Gary Hustwit

Uzmanlar tarafından tüm zamanların en iyi yazı karakteri seçilen ve bu yıl ellinci yaşını kutlayan Helvetica bir belgesele konu oldu. Gary Hustwit’in Her gün binlerce sözcüğün bizi nasıl etkilediğini anlattığı Helvetica adlı belgeseli festivalin NTV Belgesel Kuşağı’nda gösterilecek.

Farkında olmadan hayata bakışımızı ve algımızı etkileyen Helvetica yazı karakteriyle ilgili; Festival’in reklâm ajansı HEP İletişim’in katkılarıyla 2 Nisan Pazartesi günü Bilgi Üniversitesi Kuştepe Kampüsü’nde özellikle tasarım profesyonellerinin ve öğrencilerinin çok ilgisini çekecek bir söyleşi gerçekleşecek.
Saat 17.00’de başlayacak söyleşide önce tasarımcı Bülent Erkmen’in hazırladığı “12 Siyasi Parti ve 1 Helvetica” adlı dia gösterisi gösterilecek. Tasarımcı Esen Karol izleyicilere Helvetica’nın tarihçesi hakkında kısa bir bilgi verdikten sonra belgeselin yönetmeni Gary Hustwit ile sohbet edecek. Söyleşinin ardından Helvetica belgeselinin gösterimi yapılacak.Bir yazı karakteri hakkında ve dolayısıyla grafik tasarım hakkında yapılmış, gösterime giren ilk uzun metrajlı belgesel olma özelliği taşıyan Helvetica üzerine gerçekleşecek söyleşi meraklılarına duyurulur.

• USTALIK SINIFI : PARK CHAN WOOK
3 Nisan Salı, Boğaziçi Üniversitesi Rektörlük Konferans Salonu, saat 17.00

Güney Kore’nin en popüler ve saygın sinemacılarından Park Chan-wook, 3 Nisan Salı günü Boğaziçi Üniversitesi Rektörlük Konferans Salonu’nda vereceği “Ustalık Sınıfı” ile İstanbullu sinemaseverlerle buluşuyor. Uluslararası alanda en çok “intikam üçlemesi” olarak bilinen ve tümü İstanbul Film Festivali ve Filmekimi’nde gösterilen Haklı İntikam, İhtiyar Delikanlı ve İntikam Meleği filmleriyle tanınan Park Chan-wook, film yapım tarzını ve esin kaynaklarını anlatacak. Yönetmenin son filmi Ben Bir Robotum Ama Sorun Değil, festivalin Mayınlı Bölge bölümünde yer aldığını hatırlatalım.
Boğaziçi Üniversitesi Rektörlük Konferans Salonu’nun kapasitesi sınırlı olduğu için Mithat Alam Film Merkezi’ne rezervasyon yaptırmanız tavsiye edilir. (T: (212) 287 70 76-86 / filmcenter@boun.edu.tr )

• SÖYLEŞİ : KIZGIN TAŞLARA DÜŞEN GÖZYAŞLARI
8 Nisan Pazar, Akbank Sanat, saat 16.00
Katılımcılar: Irm Hermann, Fatih Özgüven, Yıldırım Türker
İstanbul Film Festivali, sinemanın en tutkulu ve üretken yönetmenlerinden Fassbinder’i ölümünün 25. yılında anıyor… Fatih Özgüven’in küratörlüğünü üstlendiği “Kızgın Taşlara Düşen Gözyaşları” isimli bölümde Fassbinder’in başyapıltlarının yanı sıra etkilendiği ve etkilediği sinemacıların filmlerinden oluşan 10 filmlik bir seçki izleyiciye sunuluyor.
Fassbinder’in ve sinemasının, dünya sineması ve sinemacıları üzerindeki etkilerinin konuşulacağı bir söyleşi ise 8 Nisan Pazartesi günü Akbank Sanat’ta gerçekleşecek. Söyleşinin konuşmacıları: Fassbinder’le 24 filmde birlikte çalışmış, festival kapsamında gösterilen dört Fassbinder filminin de oyuncusu Irm Hermann’ın yanı sıra, Fatih Özgüven ve Yıldırım Türker…


• SÖYLEŞİ : ŞİDDETLİ BİR HAYAT “PIER PAOLO PASOLINI”
5 Nisan Perşembe, İtalyan Kültür Merkezi, saat 17.00
Konuşmacı : Loris Lepri
İstanbul Film Festivali programında kapsamlı bir retrospektifi yapılan İtalyan sinemasının büyük ustası Pier Paolo Pasolini üzerine 5 Nisan Perşembe günü İtalyan Kültür Merkezi’nde bir söyleşi gerçekleşecek. Söyleşinin konuşmacısı bir Pasolini uzmanı: Sinema Tarihi mezunu, Bologna Sinemateki “Pasolini Araştırmaları Merkezi”nin küratörü Loris Lepri.
Bianco e nero, Cinemalibero, Cineteca gibi dergilerde sinema üzerine yazılar yazan Lepri, Bologna’da düzenlenen Cinema Ritrovato Film Festivali’nde Pasolini’nin Il Decameron ve I Racconti di Canterbury adlı filmleri üzerine hazırlamış olduğu görsel-işitsel bir çalışmasını da sundu. Treccani ansiklopedisinin film eleştirmenleri sözlüğünü hazırladı ve Pier Paolo Pasolini’nin sanatçı kişiliği ve eserleri üzerine Floransa, Milano, Roma, Ravenna, Krakov ve Meksika’da konferanslar verdi.


• USTALIK SINIFI : GUS VAN SANT
12 Nisan Perşembe, Boğaziçi Üniversitesi Rektörlük Konferans Salonu,
saat 18.00
Bağımsız filmlerin vazgeçilmez yönetmeni, Amerikalı fotoğrafçı, müzisyen ve yazar Gus Van Sant 12 Nisan Perşembe günü B.Ü. Rektörlük Konferans Salonu’nda sinemaseverlerle buluşuyor. Gus Van Sant’ın yönetmenlik tarzını, bağımsız sinema ortamını ve kişisel deneyimlerini anlatacağı ustalık sınıfını meraklıları kaçırmasın. İstanbul Film Festivali programında ayrıca “Bağımsız Bir Ruh” başlıklı bölümde festival boyunca kopyası uzun yıllardır kayıp olan ve restore edilerek 2006’da Cannes Film Festivali’nde gösterilen ilk filmi Mala Noche ve Türkiye’de gösterilmeyen son filmi Last Days de dahil olmak üzere toplam 6 filmi gösterilecek.

Kapasite sınırlı olduğu için Mithat Alam Film Merkezi’ne rezervasyon yaptırmanız tavsiye edilir. (T: 0212 287 70 76 - 86 ; filmcenter@boun.edu.tr )

• SÖYLEŞİ : İSTANBUL’DA BİR BULUŞMA
14 Nisan Cumartesi, Akbank Sanat, saat 12.00
Katılımcılar: Tsai Ming-Liang, Reha Erdem

İstanbul Film Festivali, Asya’nın iki farklı ucundan iki yönetmeni, 14 Nisan Cumartesi günü Akbank Sanat’ta buluşturuyor. Son dönem Uzakdoğu sinemasının en yaratıcı yönetmenlerinden Tsai Ming-Liang ve Türk sinemasının başarılı yönetmenlerinden Reha Erdem sinemaseverlerin sorularını yanıtlayacak.
2004 yılında Elveda Sinema adlı filmiyle Altın Lale ödülünü kazanan Tsai Ming-Liang ile son filmi 5 Vakit ile geçtiğimiz yıl Ulusal Yarışma’da en iyi Türk filmi seçilen ve yaptığı filmleriyle küçük insani dramları evrensel bir insanlık durumuna bağlaması, ve filmlerinde tutturduğu dingin ritimlerle Tsai Ming-Liang sinemasına yaklaşan Reha Erdem’in buluşması kaçırılmayacak bir tecrübe olacak.


FESTİVALDE SERGİLER

• SİNEMASKOP TÜRKİYE
3 – 28 Nisan, Pazar Pazartesi hariç her gün, 11.00 – 18.30
Milli Reasürans Sanat Galerisi
Nuri Bilge Ceylan’ın son dört yıl içinde çektiği fotoğraflar, Selanik ve Londra’dan sonra AVEA desteğiyle 26. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde… Sergide ağırlıklı olarak yönetmenin son filmi İklimler’in mekân araştırma gezileri sırasında çektiği fotoğrafları yer alıyor. Yurt dışında büyük övgü alan sergi ile ilgili olarak İngiltere’nin önemli gazetelerinden The Guardian şöyle dedi: “Renkli ve sinemaskop ölçekte çekilmiş, konu olarak Türkiye’yi ele almış, ama sanki gizemli ve rüyasal bir tabloya dönüştürülmüş gibi duran, bir eleştirmenin haklı olarak Pieter Brueghel’e benzettiği mistik fotoğraflar bunlar.”

• FASHIONSET - FİLM SETLERİNDE 60 YIL:
ANNAMODE TERZİLERİNİN ALIN TERİ
31 Mart – 15 Nisan, Taksim Sanat Galerisi
İstanbul Film Festivali ve İtalyan Kültür Merkezi işbirliğinde yirminci yüzyıl filmlerinde kadın giyiminin en özgün örnekleri festival boyunca Taksim Sanat Galerisi’nde sergileniyor… Sinema alanında faaliyet gösteren en önemli İtalyan kadın moda evlerinden Annamode terzilerinin eserlerinin yer alacağı serginin küratörlüğünü İtalya Tasarım ve Uygulamalı Sanatlar Birliği DAAP üstlendi.
Sergilenen altmış muhteşem kostüm arasında Claudia Cardinale, Sophia Loren, Liza Minnelli, Ingrid Berman, Maria Schell ve Charlotte Rampling gibi yıldızların unutulmaz elbiseleri de yer alıyor.

İSTANBUL FİLM FESTİVALİ’NE PARALEL ETKİNLİKLER


• NISI MASA
Filmlerin gösterimi : 13 Nisan Cuma, Fransız Kültür Merkezi, saat 19.00


NISI MASA ve NISI MASA Türkiye, 26. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin katkılarıyla, 7-13 Nisan tarihlerinde “KinoKabaret: İstanbul Görüntüleri” isimli bir film üretimi projesi gerçekleştirecek. Proje kapsamında katılımcılar İstanbul’u deneyimlemek ve bu deneyimi belgelemek fikri üzerinden kısa video-belgeseller üretecekler. Proje bir yandan da çekim ve kurgu süreçleri için belirlenen tema ve kısıtlamalarla film üretmeye yönelik bir çalışma olan KinoKabaret tarzında gerçekleşecek. “KinoKabaret: İstanbul Görüntüleri”, 17 Avrupa ülkesinden NISI MASA Gençlik Sinema Ağı’na üye genç sinemacılarla İstanbul’daki sinema öğrencilerini buluşturmayı ve beraber film üretebilmelerini sağlamayı amaçlamaktadır. NISI MASA Türkiye : turkey@nisimasa.com


• KÖPRÜDE BULUŞMALAR
10 -11 Nisan, Fransız Kültür Merkezi

İlki 2006’da düzenlenen ve Türk ve Avrupalı sinema profesyonellerinden büyük ilgi gören “Köprüde Buluşmalar”, Eurimages, Arte, Unifrance, ZDF gibi Avrupalı film kurumlarının temsilcilerini Türk yapımcı ve yönetmenlerle film projelerinin finansman olasılıklarını görüşmek üzere bir araya getirmeyi amaçlıyor. İki gün sürecek bu konferansların diğer bir hedefi, Türkiye’de işbirliği olasılıkları araştıran Avrupalı yapımcıları Türkiye’deki meslektaşlarıyla buluşturarak ortak yapım olasılıklarını ve planlanan projelerde bugüne kadar karşılaştıkları zorlukları tartışabilecekleri ortak bir platform oluşturmak olacak. Yalnızca Türk ve Avrupalı sinema profesyonellerine açık olacak bu görüşmelere katılım ücreti 50 YTL’dir. Tüm görüşmelerde İngilizce-Türkçe-İngilizce simültane çeviri olacaktır.

Başvurular için: onthebridge@iksv.org, (212) 334 07 24

mkaya
14-03-2007, 02:01
"Yakın Ada Uzak Ada Burgazada"
Osmanlı Bankası Müzesi Sineması'nda...

Osmanlı Bankası Müzesi Sineması'nda "Zaman-Mekan-Yaşamlar" teması altında Nedim Hazar'ın yönetmenliğini yaptığı, Yakın Ada Uzak Ada Burgazada adlı Türkiye yapımı belgesel gösterilecek. 15 Mart Perşembe günü saat 19:00'da gerçekleştirilecek gösterimin ardından, tiyatro eleştirmeni, işadamı ve Burgazadalı Robert Schild, "Burgazada-Canlı Etnoğrafik Müze" konulu bir söyleşi yapacak.

Belgesel; 60'lı yıllardan itibaren Rumların yerine Burgazada'ya yerleşen, yaklaşık 20 küsur farklı etnik ve dini cemaat arasındaki sessiz, sakin ve kardeşçe yaşamı anlatıyor: Saygın tiyatro oyuncusu Cüneyt Türel, 1974'te kazandığı bursla gittiği Londra'da, Kıbrıslı Rumların işlettiği bir otele tesadüfen yerleşirken, görevli kendisine gerçekten otelde kalıp kalmak istemediğini sorar. Dönem, Kıbrıs harekatı dönemidir. Türk pasaportlu insanlara otelde pek sıcak bakılmamaktadır. Türel buna rağmen, maddi nedenlerden dolayı otele yerleşir. Bir süre sonra kapısı çalınır. Türel, korkudan kapıyı açmadan, "kim o" diye sorar. Kapının arkasındaki ses mükemmel bir Türkçeyle, "ben Emilios Yorgos Eden'im, Burgazlı bir Rum'um", diye yanıtlar. Eden'le Türel'in arasındaki 30 yılı aşkın dostluk böyle başlar.

Osmanlı Bankası Müzesi Sineması'nın Belgesel Sinemacılar Birliği danışmanlığında hazırlanan programı, her hafta farklı bir temayı içeren filmler ve ardından yapılan söyleşilerden oluşuyor. Seanslar, (0212) 334 22 70 numaralı telefondan rezervasyon yaptırılarak ücretsiz izlenebiliyor.

Filmin Künyesi

"Yakın Ada Uzak Ada Burgazada"
Yönetmen: Nedim Hazar
Türkiye / 60'/ 2005
Söyleşi: "Burgazada-Canlı Etnoğrafik Müze"
Robert Schild (Tiyatro Eleştirmeni, İşadamı, Burgazadalı)

Robert Schild

Avusturya asıllı Schild, 1950 İstanbul'da doğdu. Alman Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi'ndeki eğitiminden sonra, Linz Üniversitesi'nde Uluslararası Pazarlama konusunda doktora tezini verdi. Ardından Türkiye'ye dönerek, bazı özel şirketlerde yöneticilik yaptı.. 1971-72 yıllarında "Yeni Gazete" ve "Cumhuriyet", 2000 yılı sonrasında "Cumhuriyet Kitap", "Radikal Kitap", "Radikal 2", "Milliyet Sanat", TÜSİAD'ın "Görüş" ve Tarih Vakfı'nın "İstanbul" dergilerinde yazıları yayımlandı.: 2000'de Değinmeler" ve "Aşkenazlar", 2001'de ise "Sandverwehte Wege" isimli kitapları yayımlandı.1997 yılından bu yana İstanbul'da yayımlanan haftalık "Şalom" Gazetesi'nde sürekli olarak tiyatro eleştirileri ve kültür yazıları, 2003'den bu yana ise "Tiyatro...Tiyatro..." Dergisi'nde eleştiriler yazıyor. Evli ve iki çocuğu olan Schild, halen İstanbul'da demir-çelik ürünleri dış ticareti yapıyor.

Belgesel Sinemacılar Birliği

Mart 1997'de "sivil bir platform" olarak yola çıkan Belgesel Sinemacılar Birliği, Kültür Bakanlığı tarafından onaylanmış "Meslek Birliği" statüsünde varlığını sürdürüyor. Başta İstanbul, Ankara, Eskişehir, İzmir olmak üzere tüm Türkiye'deki belgesel sinemacılarla çalışan birlik, sinemayı toplumun geleceğinin daha iyi tasarlanabilmesi ve toplumsal hafıza boşluklarının doldurulması için önemli bir araç olarak görüyor. Türkiye'ye yayılmış festivaller, özel organizasyonlar, üniversitelerde söyleşili gösterimler düzenleyerek, belgeseller için televizyon dışında gösterim alanları yaratıyor.

mkaya
15-03-2007, 16:33
*“INDIANA JONES 4”UN SENARYOSU HAZIR,
ÇEKİMLERE HAZİRAN 2007’DE BAŞLANACAK. FİLMİN SEYİRCİ ÖNÜNE ÇIKACAĞI TARİH: MAYIS 2008.


*İLK ÜÇ “INDIANA JONES” FİLMİ 96 MİLYON DOLARA MALOLUP DÜNYA SİNEMALARINDA TOPLAM BİR MİLYAR 191 MİLYON DOLAR HASILAT ELDE ETMİŞTİ. “INDIANA JONES” FİLMLERİ 14 DALDA OSCAR ÖDÜLÜ ADAYI OLMUŞ VE YEDİ DALDA DA KAZANMIŞTI.

*”INDIANA JONES 4”ÜN SENARYOSU DAHA ÖNCE “WAR OF THE WORLDS”,”SPIDER-MAN”,”PANIC ROOM”,”SNAKE EYES”,”LOST WORLD:JURASSIC PARK”,”MISSION: IMPOSSIBLE”,”CARLITO’S WAY”,”JURASSIC PARK”,”TOY STORY”,”DEATH BECOMES HER” VE ”ZATHURA: A SPACE ADVENTURE” GİBİ FİLMLERE DE SENARYO YAZAN DAVID KOEPP TARAFINDAN YAZILDI.

*”INDIANA JONES 4”DE BAŞ ROLLERİ HARRISON FORD,NATALIE PORTMAN, SHIA LABEOUF, SEAN CONNERY , JOHN RHYS-DAVIES VE KAREN ALLEN ÜSTLENECEK.

*STEVEN SPIELBERG 2008’DE “INDIANA JONES 4”LE BİRLİKTE, AMERİKAN İÇ SAVAŞINI KAZANAN VE SUİKAST SONUCU HAYATINI KAYBEDEN 16. AMERİKAN BAŞKANI LINCOLN’Ü(1809-65) KONU ALAN 100 MİLYON DOLAR BÜTÇELİ BİR FİLMLE SİNEMA SEVENLERİN KARŞISINA ÇIKACAK.BU FİLMDE LIAM NEESON VE MARCIA GAY HARDEN (1818-82 YILLARI ARASINDA YAŞAYAN BAYAN LINCOLN ROLÜNDE) LINCOLN ÇİFTİNİ CANLANDIRACAK.“LINCOLN”ÜN SENARYOSU BU KONUDA BİR İNCELEME KİTABI OLAN TARİHÇİ DORIS KEARNS GOODWIN TARAFINDAN YAZILDI.

http://www.image.net ; http://www.uip.com.tr ; hakan_sonok@uip.com


“Indiana Jones and the Last Crusade”de Kutsal Kasenin izini sürdükten 19 yıl sonra Harrison Ford, maceraperest arkeolog Indiana Jones rolünde sevenleriyle buluşmaya hazırlanıyor.
Indiana Jones serisinin dördüncü filmiyle ilgili geliştirme aşaması yıllarca sürdü. İlk kez 2000 yılında gündeme gelen filmin prodüksiyon aşaması, dolayısıyla da gösterim tarihi sürekli ertelenerek 2007 yılına kadar gelindi. Sonunda ortak bir basın toplantısı yapan Steven Spielberg, George Lucas ve Harrison Ford, dördüncü Indiana Jones’un çekimlerine haziran 2007’de başlanacağını müjdeleyerek gösterim tarihini de 2008 yılının Mayıs ayı olarak açıkladı.
Yapılan açıklamada dördüncü filmin konusuyla ilgili herhangi bir detay verilmedi ama bol aksiyon yüklü olacağı; çekimlerin ise dünyanın çeşitli ülkelerinde gerçekleştirileceği bildirildi.
Indiana Jones 4’ün senaryosunu, daha önce Spielberg ile “War of the Worlds” ve “Jurassic Park”ta beraber çalışmış olan David Koepp yazdı. Hazırlanan senaryonun Lucas ve Spielberg’in onayından geçtiği açıklandı. Hatırlanacağı gibi daha önce Frank Darabont tarafından yazılan taslak senaryo, George Lucas’ın beğenmemesi üzerine rafa kaldırılmıştı.
Serinin yeni filmini uzun yıllardır heyecanla bekleyen Indiana Jones hayranları, filmin başrol oyuncusu Harrison Ford’un 64 yaşına gelmiş olması nedeniyle rolün gerektirdiği fiziksel performansı yerine getirip getiremeyeceğini sorguluyorlardı. Basın toplantısında bu konuya değinen Harrison Ford, “Eski dostlarımla birlikte bu seriye dönmekten çok mutluyum. Pantolonum uyar mı bilemem ama şapkamın kafama tam oturacağını biliyorum” şeklinde ilginç bir cevap verdi.
Steven Spielberg ise, 4. Indiana Jones ile ilgili heyecanını şu sözlerle dile getirdi: “George (Lucas), Harrison (Ford) ve ben, hepimiz çok heyecanlıyız. Elimizdeki senaryoya bakınca beklemeye değdiğini düşünüyoruz. Indiana Jones serisiyle ilgili tüm beklentileri fazlasıyla karşılayacak bir film olmasını ümit ediyoruz.”
Son olarak MOSSAD’ın ve İsrail’in sırlarını dünyaya duyuran “Münih”i çevirdiği için İsrail’i ve Yahudileri kızdıran Steven Spielberg’in yeni projesinin başrolünde Liam Neeson’un oynayacağı Abraham Lincoln üzerine biyografik bir çalışma olması bekleniyordu. Ancak Spielberg ani bir dönüş yaparak yeni projesinin “Indiana Jones” olmasına karar verdi. “Indiana Jones” projesi, aynı zamanda son yıllarda genellikle “Schindler’s List”, “Saving Private Ryan” ve “Münih” gibi içerikli filmlerle ilgilenen ve kariyerini o yönde yapılandıran Steven Spielberg’in katıksız eğlence amaçlı filmlere geri dönüşünü de simgeliyor.
Filmin yapımını George Lucas’ın sahibi olduğu Lucasfilm Ltd gerçekleştirecek. Dünya dağıtımını ise bünyesinde Spielberg’in DreamWorks’ünü de barındıran Paramount Pictures yapacak. Basın toplantısına katılan şirket temsilcileri, “Indiana Jones 4”ün finansmanının nasıl sağlanacağı konusunda bilgi vermediler ama daha önce konuşan Paramount yetkilileri, Paramount ile Lucas Film arasında finansman ortaklığı yapılacağını söylemişlerdi.
Filmin yapımcılığını Frank Marshall üstlenirken George Lucas ile Kathy Kennedy ise prodüksiyon amiri olarak katılacaklar. Spielberg ile uzun yıllardır ortaklık yapan Frank Marshall, Indiana Jones serisinin ilk üç filminde yapımcılığını üstlenmişti. Kathy Kennedy ise serinin ikinci ve üçüncü bölümlerine ortak yapımcı sıfatıyla katılmıştı.
Yapımcı George Lucas, basın toplantısında yaptığı konuşmada, “Steven, Frank, Kathy, kısacası tüm Indy ekibiyle beraber hepimiz aile gibiyiz. Indiana Jones filmlerini yapmak her zaman çok keyiflidir. Ekipleri yeniden bir araya toplayıp yeni yolculuğa başlamak için sabırsızlanıyorum” dedi.
Indiana Jones 4’ün kadrosunda Harrison Ford dışında oyuncu belirleme aşamasına henüz başlanmadı ama üçüncü bölümde Indiana Jones’un babası Profesör Henry Jones’u oynayan Sean Connery’nin yer alacağına kesin gözüyle bakılıyor. George Lucas bu konuyla ilgili olarak “Access Hollywood”a yaptığı açıklamada, “Kendisi istese de istemese de oyuncu listesine adını yazıyoruz” demişti.
Indiana Jones 4 ile ilgili bilinmeyenlerden birisi de hangi teknikle çekileceği… Lucas’ın son dönemde yaptığı “Star Wars” filmleri gibi digital mi çekileceği, yoksa Spielberg’in tercihi olan klasik sinema filmi üzerine mi çekileceği henüz netlik kazanmadı.
Indiana Jones serisinin ilk filmi olan “Raiders of the Lost Ark”, 1981 yılında gösterime girmişti. O filmin kazandığı büyük başarının ardından 1984’te “Indiana Jones and the Temple of Doom”, 1989 yılında da “Indiana Jones and the Last Crusade” izleyiciyle buluştu. Dünya çapında 1 milyar 182 milyon dolarlık gişe hasılatına ulaşan üç film, toplam 14 dalda Oscar’a aday gösterilirken 7 dalda Oscar ödülünün sahibi oldu.
Indiana Jones 4’ün 2008 yılı mayıs ayında gösterime gireceği de açıklandı. Hatırlanacağı gibi, Indiana Jones serisinin son iki bölümü de Mayıs aylarında gösterime girmişti. 2008 Mayıs ayı gösterim programında Paramount’un “Iron Man”, Buena Vista’nın “The Chronicles of Narnia: Prince Caspian” ve Warner Bros.’un “Speed Racer” gibi iddialı yapımları var. 2008 mayısında gösterime girmesi halinde bu filmlerle boy ölçüşmesi gerekecek.

mkaya
16-03-2007, 13:18
“Yeşilçam’ın Komik Arkadaşları” anılıyor


Beşiktaş Belediyesi Kültür Sanat Platformu’nun yeni etkinliği “Yeşilçam’ın Komik Arkadaşları” toplantısıyla sürüyor.

Levent’teki Onat Kutlar Sinema Salonu’nda (Levent Kültür Merkezi) her ayın bir hafta sonunda Türk sinemasından bir usta ile birlikte olunuyor veya bir tema işleniyor.

Salonda bu hafta “Yeşilçam’ın Komik Arkadaşları” etkinliği takip edilebiliyor. Faruk Şüyün’ün hazırladığı toplantı, 17 Mart Cumartesi günü saat 16.30’dan itibaren izlenebiliyor.

Etkinlikte Cevat Kurtuluş, Mürüvvet Sim, Necdet Tosun, Sami Hazinses, Nubar Terziyan, Hulusi Kentmen, Suphi Kaner, Vahi Öz, Mualla Sürer, Adile Naşit gibi, Yeşilçam klasiklerinde esas kız ya da esas oğlanın ‘komik arkadaşları’nın hâlâ seyirciyi gülümseten sahnelerinden örnekler gösteriliyor.

Yeşilçam üzerine 20 yıldır araştırma yapan Yahya Karadaş’ın yöneteceği ve sunacağı toplantıya; Agâh Özgüç, Erol Tezeren, Mine Soley, Necip Sarıcı, Ülkü Erakalın ve Yılmaz Atadeniz konuşmacı olarak katılacak.


Bilgi için:
Faruk Şüyün 0.533. 468 30 63


Yer:
Onat Kutlar Sinema Salonu (Levent Kültür Merkezi)
Çalıkuşu Sokak No: 2 Levent
0.212. 268 17 30

mkaya
16-03-2007, 13:20
http://farm1.static.flickr.com/95/422344676_891695d998_b.jpg9. Uluslararası Eskişehir Film Festivali
9. Uluslararası Eskişehir Film Festivali, 05 – 15 Mayıs 2007 tarihleri arasında yapılıyor. Anadolu Üniversitesi, sinema alanda çalışan yazar ve araştırmacıları desteklemek istediğinden En İyi Sinema Kitabı, En İyi Sinema Makalesi ödülleri verecek. Yapılacak yarışmada 2006 ve sonrası basılmış eserler değerlendirilecek ve Sinema Kültürüne Katkı Ödülleri verilecek. Son katılım tarihi 05 Nisan olarak belirlenen yarışma başvurularının “Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Yunusemre Kampüsü, Sinema Kültürüne Katkı Ödülleri, Eskişehir” adresine 6 kopya olarak gönderilmesi gerekiyor.

mkaya
16-03-2007, 13:22
http://www.sendika.org/resimler/fest-2006-05-01.jpg2. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali Yaklaşıyor!

İlki geçen yıl gerçekleştirilen Uluslararası İşçi Filmleri Festivali’nin ikincisi için geri sayım başladı. Festival bu yıl 1 – 7 Mayıs tarihleri arasında üç kentte eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek

2. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali yaklaşıyor! Festival bu yıl da 1 - 7 Mayıs tarihleri arasında; İstanbul, Ankara ve İzmir’de eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek. Bu tarihlerden sonraysa Adana’dan Artvin’e, Bursa’dan Eskişehir’e kent kent süren ve bütün yıla yayılan uzun bir yolculuğu çıkacak.

1. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali geçtiğimiz yıl Halkevleri, sendika.org ve Disk’e bağlı Basın-İş ile Sine-Sen tarafından düzenlenmişti. Bu yıl Türk–İş’e bağlı Hava-İş ve Petrol-İş ile Disk’e bağlı Birleşik Metal-İş sendikaları da düzenleyici kurumlar arasına katıldı.

Festivalin amacı dünyayı sosyal, bireysel ve çevresel özellikleriyle yaşanabilir olmaktan çıkaran neo - liberalizm karşıtı deneyimleri paylaşmak; yaşadığımız dünyanın dününe, bugününe ve geleceğine emek cephesinden bakmak; işçilerin yurt içinde ve yurt dışında kendi sınıfı ile iletişim kurmasını sağlamak için sinemanın çevirmenliğinden yararlanmak olarak özetlenebilir.

1 Mayıs’ta Taksim Kazancı Yokuşu’na karanfil bırakılmasıyla başlayacak festivalin açılış gecesi 2 Mayıs’ta Beyoğlu Emek Sineması’nda yapılacak. Timur Selçuk’un bir konser vereceği, çeşitli performansların ve plaket töreninin yer alacağı geceye Meksika ve Hindistan’dan konuk yönetmenler de katılacak. Geçen yılki açılış gecesi uzun zaman hafızalardan silinmemiş, özellikle Vedat Türkali, Yavuz Özkan ve Çetin Uygur’un konuşmaları, emek mücadelesine sinemanın yaptığı katkının önemini ve etkisini ortaya koymuştu.

Dördü yabancı kurmaca, beşi yerli kurmaca, 23’ü yabancı belgesel, 8’i yerli belgesel olmak üzere 40 filmin yer aldığı festivalde, bu yıl da çok sayıda sinema klasiği ve yeni yapım izlenebilecek. Böylece Almanya’dan Rusya’ya, İtalya’dan Arjantin’e; Çin’den Irak’a dek birçok ülke ve bölgede olup bitenleri medyanın süzgecinden geçmeden öğrenmek mümkün olabilecek.
Film gösterimleri İstanbul’da Fransız Kültür Merkezi, İtalyan Kültür Merkezi, Yeşilçam Sineması, Halkevi Sinema Salonu, Petrol-İş Konferans Salonu, Hava-İş Konferans Salonu, Birleşik Metal-İş Konferans Salonu’nda; Ankara’da Ankara Sanat Tiyatrosu ve Ekin Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilecek. İzmir’deki gösterim salonları ise önümüzdeki günlerde belli olacak.
Festivalde bazı filmler sunumlu gösterilecek, yerli ve yabancı konuklarla söyleşiler düzenlenecek. Bu yıl ayrıca festivalin geniş emekçi kesimlerle daha fazla buluşması amacıyla, sendika şubelerinde ve Halkevleri tarafından yoksul mahallelerde özel gösterimler yapacak.

1. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali (2006)

Birinci Uluslararası İşçi Filmleri Festivali 1 - 7 Mayıs 2006 tarihleri arasında gerçekleştirildi.

Festival kapsamında 20 ülkeden, toplam 40 kurmaca ve belgesel film, İstanbul ve Ankara’da 8000 izleyiciye ulaştı.

Festival kapsamında yer alan filmler, Mayıs ayından itibaren Bolu, Artvin, Adana, İzmit gibi değişik illerde de gösterildi ve gösterilmeye devam etmekte. İşçi Filmleri Festivali bu gelişme ile gezici bir festival olmaya da aday görünmekte.

Uluslararası İşçi Filmleri Festivali’nin birincisi; emeğe ilişkin cümleleri gündeme getirmeyi başarmış olması, bu yönde bir gereksinimin varlığını ortaya çıkarması, her türden etkinliğe katılımdaki coşku ve çokluk açısından ikincisini gerçekleştirmek için gereken cesareti ve itkiyi sağladı.

Dünyada Uluslararası İşçi Filmleri Festivalleri

İlk işçi filmleri festivali 1994 yılında ABD'nin San Francisco kentinde düzenlendi.

LABORFEST olarak isimlendirilen bu festival, 1994 yılından bu yana her yıl 5 Temmuz’da başlayan ve 1 ay süren bir işçi kültür ve film festivalidir. Festival tarihi olarak ABD'nin San Francisco kentinde, 5 Temmuz 1934'te, "Kanlı Perşembe" olarak anılan ve liman işçilerinin grevini destekleyen 2 işçinin öldürüldüğü günün yıldönümü seçilmiştir.

İşçi filmleri festivalleri 1994’ten bu yana çeşitli organizasyonların katılımı ve işbirliğiyle birçok ülkede yaygınlaşmış ve farklı tarihlerde, farklı biçimlerde düzenlenmeye başlamıştır.

Japonya'da Aralık, Kore'de Kasım ayında düzenlenen festivallerden "Laborfest Korea" 1997 yılında başlamış ve 2004’e kadar 8 kez gerçekleştirilmiştir. 16-21 Kasım 2004 tarihlerinde gerçekleştirilen festivalde, 6 günde 10 ülkeden 26 film gösterilmiştir.

FELCO "Latin Amerika İsçi Sınıfı Film ve Video Festivali" ise Latin Amerika'da her yıl farklı bir ülkenin ev sahipliğinde organize edilmektedir. İlk olarak, 2004 yılı Kasım ayında Arjantin'de gerçekleştirilmiş, Bolivya, Uruguay, Şili, Meksika, ABD ve Kore'den onlarca film gösterilmiştir. İkincisi FELCO-Bolivia adı ile 2005 yılında Bolivya'da düzenlenmiştir.

İsçi festivallerinde genel olarak uluslararası ve yerel olmak üzere 2 kategori yer almaktadır. Günümüzde, dünyanın değişik ülkelerinde, işçi sınıfı mücadelesine destek olmayı amaçlayan kurmaca ve belgesel film yapımı gerçekleştiren organizasyonlar mevcuttur. Merkezi ABD'de bulunan ve işçiler, sendika aktivistleri ile çeşitli sanatçılardan oluşan Laborfest organizasyonu da çeşitli ülkelerde gerçekleştirilen festivalleri desteklemekte ve katılım sağlamaktadır.

Festivalle ilgili Ayrıntılı Bilgi İçin

İnternet adresi: http://www.festival.sendika.org/
Tel: 0212 245 82 65
Fax: 0212 245 70 10
E – posta: festival@sendika.org

mkaya
18-03-2007, 05:23
İSTANBUL FİLM FESTİVALİ’NDE SÜRPRİZ FİLM

Festival Sponsorluğunu AKBANK’ın üstlendiği 26. Uluslararası İstanbul Film Festivali programına bir sürpriz film eklendi. Amerikan Jigolo filmiyle sinema tarihinde yer eden senaryo yazarı ve usta yönetmen Paul Schrader’in Entrika / The Walker filmi;
31 Mart Cumartesi günü saat 13.30’da Emek Sineması’nda ve
7 Nisan Cumartesi günü saat 11.00’de Yeni Melek’te gösterilecek.

Paul Schrader’ın aynı zamanda jüri başkanı olduğu 2007 Berlin Film Festivali’nde dünya prömiyeri yapılan Entrika / The Walker, Woody Harrelson, Kristin Scott Thomas, Lauren Bacall, Mary Beth Hurt, Ned Beatty, Moritz Bleibtreu, Lily Tomlin ve Willem Dafoe’dan oluşan yıldızlarla dolu kadrosuyla dikkat çekiyor.

Entrika / The Walker, Schrader’ın 1980 yapımı filmi Amerikan Jigolo’nun bir tür devamı sayılabilir. Washington’da geçen filmde Woody Harrelson, başkentin güçlü kaymak tabakasının süslü, bakımlı ama yalnız eşlerine ve ümitsiz dullarına yarenlik eden bir eşlikçi olan Carter’ı canlandırıyor. İster opera, ister bir akşam yemeği için Carter başkentin en çok aranan adamıdır. Bu arada bir de erkek sevgilisi vardır. Bir senatörün güzel ve zeki eşi Lynn (Kristin Scott Thomas), sevgilisinin vahşice öldürüldüğünü öğrendiğinde, hemen dostu Carter’a gelir. Entrikalar, karmaşık çıkarlarla örülü bir ağa takılan Carter, cinayetle suçlanıverir.

Bu yıl Goldaş sponsorluğunda gerçekleşen ve dünya sinemasındaki en son akımları yansıtan filmleri izleyiciyle buluşturan “Dünya Festivallerinden” bölümünde yer alan Entrika / The Walker festivalin en iddalı filmelerinden.

Sinemaseverler Entrika / The Walker ve 26. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde gösterilecek diğer filmlerin biletlerini 17 Mart Cumartesi günü saat 10.00’dan itibaren;
• Beyoğlu’nda Emek ve Atlas ile Kadıköy’de Rexx sinemalarında açılacak gişelerden (hizmet bedeli ödemeden),
• Biletix Çağrı Merkezi (0216 556 98 00)
• Biletix internet sitesi (www.biletix.com)
• Biletix satış noktaları üzerinden satın alabilecekler.

mkaya
18-03-2007, 05:24
http://farm1.static.flickr.com/175/423508876_38a113627f_b.jpg2007 MEVLÂNA YILINDA ‘2. AŞKIN FİLM FESTİVALİ’ KONYA’DA SİNEMASEVERLERLE BULUŞUYOR


Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından ikincisi düzenlenecek olan ‘Uluslararası Aşkın Film Festivali’ bu yıl 11-20 Mayıs Tarihlerinde Konya’da gerçekleştirilecek. Konya Büyükşehir Belediyesi ve Ankara Sinema Kültürü Derneği tarafından gerçekleştirilecek olan festival, Türk ve Dünya Sineması’nın en güzel filmlerinden bir seçkiyle sinemaseverlerin karşısına çıkıyor.

Mevlana’nın aşk, sevgi, hoşgörü ikliminin evrenselliğinden yola çıkılarak hazırlanan festivalin filmleri uzun zaman süren titiz bir çalışma sonucunda seçildi. UNESCO tarafından 2007 yılını “Mevlana Yılı” ilan edilmesi bu yıl festivali daha da renkli bir şekilde karşılayacak olan Konya için de büyük bir kazanım.

Tüze Kulesite Sinemaları’nda gerçekleştirilecek olan gösterimler kapsamında, bireyin var oluşu, kendini ve aşkı arayışı, sosyal ve gündelik hayatta karşılaşılan mistik haller gibi konulara odaklanan dünya sinemasının usta ve yetenekli yönetmenlerinin filmlerinden oluşan başarılı yapımlar seyirciyle buluşuyor. 2. Uluslararası Aşkın Film Festivali kapsamında, başta Türk Sineması’ndan olmak üzere Avrupa ve Uzakdoğu sinemasından en zengin, en seçkin ve başyapıt niteliğindeki klasik filmler izleyici karşısına çıkarken, gerek yurtiçinden gerekse yurtdışından sürpriz önemli konukların katılacağı geniş katılımlı söyleşiler ve açık oturumlar da gerçekleştirilecektir.

Konya’da Uluslararası çapta ilki geçtiğimiz yıllarda yapılan film festivali gelişerek gelenekselleşen bir sinema etkinliği haline gelecek. Sevginin, aşkın, hoşgörünün başkenti Konya’da, bir anlamda Mevlana öğretisinin beyaz perdeye yansımış en iyi örneklerinin yer alacağı festivalde Konyalı sinemaseverler on gün boyunca sinemaya doyacak.

AYRINTILI BİLGİ İÇİN:

M. Ali Orak
Konya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı
Kültür Sanat Şube Müdürlüğü
T: 0332 3528111/1229/2160
F: 0332 3526777
info@askinfilm.com

Çiçek Coşkun
Ankara Sinema Kültürü Derneği
T: 0312 467 2002
F: 0312 466 4824
festival@askfest.org

mkaya
19-03-2007, 17:06
Türkiye, 2000-2006 yılları arasında sinema alanında EURIMAGES kazanımlarını arttırdı.

2000-2006 yılları arasında EURIMAGES'tan çoğu festivallerde ödül kazanmış toplam 35 uzun metrajlı film yapım desteği aldı. 92 sinema salonuna ve Türkiye'de gösterilen 143 Avrupa filmini dağıtan şirketlere de ''dağıtım desteği'' verildi.

2006 yılında da ''Eve Dönüş'', ''Eve Giden Yol'' ''Mutluluk'', ''Saturno Conto'' ve ''Yumurta'' filmlerine yapım desteği alındı.

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürü Selahattin Ertaş, Türkiye'nin ''Yaratıcı sinematografik Görsel-İşitsel Eserlerin Ortak Yapımı ve Dağıtımı'' için oluşturulan Avrupa Destek Fonu'na (EURIMAGES) 1990'da katıldığını söyledi.

Eurimages'ın Türk yapımcı ve yönetmenler ile Avrupalı meslektaşlarının temas kurmasını sağladığını belirten Ertaş, böylelikle yabancı sinemacıların Türkiye'de film çekme ve ortak yapımlara katılma isteğinin arttığını kaydetti. Ertaş, ''Bu dayanışmanın bir sonucu olarak bir çok ortak yapım Türk filmi hem Türkiye'deki hem de yurt dışındaki bir çok festivalde ödüller kazanıyor ve bu sayede ülkemizin adı yabancı ülkelerde sıkça duyuluyor'' dedi.

Türkiye'nin 1990-2006 yılları arasında Eurimages'a toplam 4 milyon 562 bin 378 avro katkı yaptığını, buna karşın fondan toplam 6 milyon 421 bin 965 avro destek aldığını ifade eden Ertaş, bu yardımların ortak yapım film projelerine, dağıtımcılara ve sinema salonlarına verildiğini kaydetti.

2006 YILINDA 1 MİLYON 101 BİN 450 AVRO DESTEK

2006 yılında Türkiye'nin Eurimage'a toplam 767 bin 173 avro katkı payı ödediğini, buna karşın 1 milyon 101 bin 450 avro destek aldığını belirten Selahattin Ertaş, altı yıl boyunca ödenilen katkı payından daha fazla destek aldıklarını söyledi. Ertaş, ''Her sene Türkiye'nin lehine pozitif bir sonuç ortaya çıkıyor''diye konuştu.

Buna göre, yıl içinde Eurimage'dan 5 uzun metrajlı film toplam 681 bin 850 avro destek aldı. Ayrıca, İstanbul Kadıköy Sinemaları, Ankara Büyülü Fener Kültür Merkezi, İzmir Cinebonus Konak, Bursa Burç Altıparmak-Burç Cinedrome, Diyarbakır Avrupa Sinemaları, Fethiye Sinema Hayal ve Adana Cinebonus gibi 23 sinema salonuna toplam 345 bin avro destek verildi.

Türkiye'de aralarında ''Cache'', ''Fateless'', ''Allergo'' ve ''Days of Abondonment'' gibi filmlerin de bulunduğu 14 Avrupa filmini dağıtan Belge Film, Bir Film, Ankara Sinemakültürü, Şeker Organizasyon, Chantier Films, Mars Prodüksiyon ve Pi Film gibi şirketlere de 74 bin 600 avro dağıtım desteği sağlandı.

2006 yılında destek alan filmler ve destek miktarları şöyle:

Film (Yönetmen) Yapım Destek(avro)
--------------- --------------------- -------------------------
''Eve Dönüş'' (Ömer Uğur) Türk-Yunan 160 bin
''Eve Giden Yol'' (Semir Aslanyürek) Türk-Macar 160 bin
''Mutluluk'' (Abdullah Oğuz) Türk-Yunan 184 bin
''Saturno Contro'' (Ferzan Özpetek) İtalya-Fransa-Türk 57 bin
''Yumurta'' (Semih Kaplanoğlu) Türk-Yunan 120 bin

DESTEK ALAN DİĞER SİNEMA FİLMLERİ

2005 yılında Derviş Zaim'in ''Cenneti Beklerken'', Zeki Demirkubuz'un ''Kader'', Ömer Kızıltan'ın ''Takva'' ve Elfe Uluç'un ''Ayşe'yi Kim Sevmiyor?'' filmi olmak üzere toplam 4 uzun metraj filme 672 bin 145 avro destek sağlandı.

2004 yılında Atıf Yılmaz'ın ''Eğreti Gelin'', Kutlu Ataman'ın ''Palto'', Nuri Bilge Ceylan'ın ''İklimler'', Canan Gerede'nin ''Dilan'' ve Refka Sosonya'nın ''Fotos Lambinos'' filmlerine toplam 925 bin euro destek verildi.

2003'te de Ali Özgentürk ''Zaman'', Reis Çelik ''İnat Hikayeleri'', Atilla Yücer ''Stolen Eyes'', Jale Onanç ''To Perasma'', Semih Kaplanoğlu ''Meleğin Düşüşü'', Ümit Ünal ''Yalancı Dünya'', Erden Kıral ''Yolda'' ve ''Going Home'' filmiyle toplam 1 milyon 264 bin 770 avro destek aldı.

2002'de Uğur Yücel'in ''Yazı Tura'', Derviş Zaim'in ''Çamur'', Ömer Kavur'un ''Zamansız Ölüm'', Yusuf Kurçenli'nin ''Gönderilmemiş Mektuplar'', Ferzan Özpetek'in ''Karşı Pencere'' ve Yeşim Ustaoğlu'nun ''Bulutların Ötesinde'' yapıtları 1 milyon 585 bin avro destekle hazırlandı.

2001'de Barış Pirhasan'ın ''O da Beni Seviyor'' filmi gibi 3 film ile 2000 yılında Handan İpekçi'nin ''Cumhur Bey'' filminin de aralarında 4 yapıt destekten yararlandı.

DESTEK ALAN SİNEMA SALONLARI VE AVRUPA FİLMLERİ

2005 yılında 21, 2004 yılında 15, 2003'te 11, 2002'de 8, 2001 ve 2000'de de 7'şer sinema salonuna dağıtım desteği verildi.

Ayrıca, 2005 yılında 38 Avrupa filminin dağıtımı için Barbar Film, Medyavizyon, Sır Film, Umut Sanat gibi film şirketlerine toplam 217 bin avro, 2004 yılında 27 film için 159 bin avro, 2003'te 29 film için 184 bin avro, 2002'de 12 film için 73 bin avro, 2001'de 11 film için 84 bin avro ve 2000'de 12 film için destek verildi.

YILLARA GÖRE YAPILAN KATKI PAYLARI VE DESTEKLER

Türkiye'nin yıllara göre EURIMAGES'a ödediği katkı payı ve aldığı destek miktarları şöyle:

Yıl Katkı (avro) Destek (avro)
------ --------------- ----------------
2005 966.511 1.300.145
2004 1.000.000 1.477.400
2003 914.000 1.690.970
2002 914.694 1.838.000
2001 914.694 1.019.000

EURIMAGES

1989'da ''Yaratıcı sinematografik Görsel-İşitsel Eserlerin Ortak Yapımı ve Dağıtımı'' için oluşturulan Avrupa Destek Fonu'nun (EURIMAGES) merkezi Strassbourg'da bulunuyor. Avrupa Konseyi Genel Sekreter Yardımcısının başkanlığını yürüttüğü EURIMAGES mali kaynaklarını, yıllık aidatlar, ödünç verilen paraların geri ödenmesi, bağışlar ve vasiyet bırakılan meblağlar oluşturuyor.

Fonuna 32 ülkenin üye olduğu EURIMAGES, öncelikle Avrupa ortak yapımlarına destek veriyor.

mkaya
19-03-2007, 17:08
genç yetenekler Uçan Süpürge için yazdı ve çizdi

Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin bu seneki Kısa Film Öyküsü Yarışması ve festivalin 10. yılı nedeniyle düzenlenen Afiş Yarışması sonuçlandı.

kısa film öyküsü yarışması

NIVEA’nın ana sponsorluğunda gerçekleştirilen Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin geleneksel Kısa Film Öyküsü Yarışması’nın bu seneki konusu “erken evlilikler”di. Yarışma için bu konunun seçilmesinin nedeni, Uçan Süpürge’nin erken evlilikler üzerine yaptığı çalışmalara paralel olarak, küçük yaşta evliliklere bir kez daha dikkat çekmek ve bu konuda toplumda farkındalık yaratmaktı.

Toplam 237 kısa film öyküsünün katıldığı yarışmada Prof. Dr. Seçil Büker, Gülden Treske ve Doç. Dr. Mutlu Binark’tan oluşan jürinin ön değerlendirmesi sonucunda 10 kısa film öyküsü, festival tarihlerinde Işıl Özgentürk yönetiminde yapılacak senaryo atölyesine katılmaya hak kazandı. Mayıs ayında Ankara’da senaryo atölyesine katılacak yazarlar, öyküleri ve katıldıkları iller şöyle:

Elif Ezgi Köroğlu Uzmansel / Arada Kalan / Mersin
Burcu Taşçı / Tek Sahnelik Hayat / İstanbul
Yalçın Beriat / Bilindik Hüsran / İzmir
Esra Günel / Oyuncak / Ankara
Belgin Tanrıverdi / Islaktı ve Çıplaktı /Kocaeli
Merlin Yılmaz / Ve Bir Tüy Düştü / İstanbul
Esra Harmancı / Elma Şerife / Antalya
Süsem Aslan / Sobe / Ankara
Süreyya Köle / Seksek / Adana
Rabia Kars Balcı / Oyun Bitti /İstanbul

afiş yarışması

Bu sene festivalin 10. yılı nedeniyle düzenlenen Afiş Yarışması’na 195 eser katıldı. Prof. Dr. Filiz Yenişehirlioğlu, Prof. Dr. İncilay Yurdakul, Doç. Dr. Çiğdem Erbuğ, Yrd. Doç. Semra Çevik, Yrd. Doç. Andreas Treske ve Sevna Akpınar’dan oluşan jüri, yarışmaya katılan eserler arasından ilk üçü belirledi; 73 eser de sergilenmeye değer bulundu. Bu eserlerin yer alacağı sergi, 4 Mayıs 2007 tarihinde İbrahim Çeçen Vakfı’nın desteğiyle IC Sanat Galerisi’nde açılacak.

Yarışmanın birincisi olan Sultan Kıral imzalı afiş, 10.Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde kullanılacak. Afiş yarışmasında ikinciliği Serap Metin, üçüncülüğü ise Erdal duman aldı.

mkaya
19-03-2007, 17:42
http://farm1.static.flickr.com/183/425085188_e696dca470_o.jpgUçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali

Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin onuncu yılı olması ve içerik zenginliği nedeniyle 10-20 Mayıs 2007 tarihlerinde olmak üzere on günlük bir programla Ankaralı sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

Festival programının çerçevesi belirlenmiş olmakla beraber düzenlemeler ve detaylar üzerine çalışmalar sürmektedir. Ana başlıklar şu şekilde belirlenmiştir: Sinemamız, Sinema Tarihinden, 10 Yılın En İyileri, Her Biri Ayrı Renk, Bir Ülke, Toplu Gösteri, Belgeseller, Kısa Olmazsa Olmaz, Canlandırma.

Yukarıda başlıklara ek olarak konferans ve paneller de bulunmaktadır. Festivale konuk olarak katılacak yönetmen ve oyuncular film gösterimlerinin ardından izleyici ile buluşacak ve film üzerine söyleşeceklerdir.

Image Film gösterimleri sinemalarda ücretli olarak yapılacak, sinemalardaki kısa film gösterimleri ve kültür merkezlerinde yapılacak gösterimler ve paneller ücretsiz olacaktır.

Festivalin ana başlıkları

Sinemamız

Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali olarak sinemada kadın emeğinin görünür kılınmasını önemsiyoruz. Sinemaya emek veren kadınlara ilişkin belgelerin öneminin farkındayız ve şu an bu belgelerin yetersiz kaldığını biliyoruz. Bu bölümümüzde yaptığımız araştırma, belgesel çekimi, kitap, sergi gibi etkinliklerle sinema tarihimizin eksik kalmış yüzünü tamamlamaya çalışıyoruz. Bugüne kadar sinema tarihimizin yazılmasına katkıda bulunmak, kayıp bilgi ve belgeleri ortaya çıkarmak amacını gütmektedir.
Bu bölümde Onur Ödülü’nü alan oyuncunun oynadığı önemli filmlerden ve Bilge Olgaç Başarı Ödülü sahiplerinin emek verdiği sinema filmlerinden oluşan bir seçki seyirciyle buluşturuluyor.

Her biri ayrı renk

Bu bölümde, farklı ülkelerden farklı kadın yönetmenlerin son yıllara ait uzun metrajlı filmlerine yer verilmektedir. Yönetmenler ve bazı filmlerin oyuncuları, senaristleri festivalin konuğu olarak Ankara’da bulunmakta ve sinemalarda filmlerinin gösterimi sonrası seyircilerle söyleşi gerçekleştirmektedirler.

Dünya festivallerinde de bol ödül almış ve seyircinin haklı beğenisini kazanmış son 2 yılda çekilmiş filmlerin yer aldığı bu bölüm geleceğin ustalarıyla şimdiden tanışma fırsatı sunuyor.

ImageAyrıca bu bölümdeki filmler FIPRESCI jürisi tarafından değerlendirilmekte ve aralarından seçilen bir filme “En İyi Film” ödülü verilmektedir.

Sinema Tarihinden

Bu bölümde sinema tarihine geçmiş öncü kadın yönetmenlerin toplu gösterilerini gerçekleştiriyoruz. Her sene dünya sinemasından seçilen bir kadın yönetmen hakkında ayrıntılı çalışma yapılmakta, filmleri seyirci ile buluşturulmakta ve yönetmenin sineması hakkında bir uzman festivale davet edilerek bilgilerini festival izleyicisi ile paylaşması sağlanmaktadır.

Bugüne kadar, izleyicimize sunduğumuz Alice Guy, Agnes Varda, Germanine Dulac, Dorothy Azner ve Maria Luisa Bamberg gibi bir çok önemli kadın yönetmeni izleyiciyle buluşturduk. 10. festival için çalışmaları yürütülen isim ise Esfir Shub.

On yılın en iyileri

Dokuz başarılı yılı geride bırakmış olan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, dokuz yıllık birikimini bu bölümde özetliyor. Onuncu yıla özel alarak açılan bu bölümde festival danışma kurulunun ortak kararıyla seçilen geçmiş festivallere ait en iyi 5-8 film Ankaralı sinemaseverlere sunulacak.

Toplu Gösterim

Bu bölüm yaptığı çalışmalarla dünya sinemasında önemli bir yer edinmiş olan yakın tarihimizden bir kadın yönetmen ya da oyuncunun filmlerinin toplu olarak gösterilerek yakından tanınması amacını taşır.

Toplu gösterimi yapılan yönetmen ya da oyuncu festivale davet edilmekte, basın mensupları ve izleyicileri ile biraraya getirilmektedir.

Bir ülke

Bu bölümde, her yıl farklı bir ülkenin kadın yönetmenlerinin çektikleri filmleri izleyiciyle buluşturuyoruz. Bugüne kadar Almanya, İngiltere, İspanya, Portekiz, Finlandiya, Rusya sinemalarından örnekler sunduğumuz bu bölümde ülke sinemalarına kadın bakış açısıyla yaklaşmayı amaçlıyoruz.

Belgeseller

Belgesel filmlerin revaçta olduğu bu dönemlerde festival komitesinin eline dünyanın dört bir tarafından yüzlerce belgesel film ulaşıyor. Büyük bir titizlik ve zorlukla aralarından seçtiklerimizle oluşturulan bu bölüm belgesel sinema alanında çalışan ve takibini yapan seyirciye önemli bir pencere açıyor. Son yıllarda Türk Belgesel Sineması’nın kadın yönetmenlerinin başarılı çalışmalarını görmek büyük bir keyif vermekte.

Kısa olmazsa olmaz

Kısa filmle sinemaya adım atan sinemacıların yüreklendirilmesi, dünyanın dört bir yanından gelen öğrenci ve profesyonellerin çektiği kısa filmlerin bir arada izleyiciye sunulması amacı ile gerçekleştirilmektedir. Kısa filmler sinemalarda seyircilere ücretsiz olarak sunulmaktadır.

Kısa Film Öykü Yarışması (Atölye Çalışması)

Her sene tüm Türkiye’yi yazmaya ve yazı aracılığı ile öykülerini hatırlamaya, sahiplenmeye, biriktirmeye, belgelemeye özendirmeyi amaçlayarak bir yarışma düzenlenmektedir: “Kısa Film Öyküsü Yarışması”. Yarışma festival tarihinden 6 ay önce duyurulmakta ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen kısa film öyküleri değerlendirilmektedir. Festivalden 2 ay önce ise elemeyi geçenler açıklanmaktadır.

Elemeyi geçenler festivalin konuğu olarak Ankara’ya davet edilmekte ve Işıl Özgentürk yönetmenliğinde yapılan “Senaryo Nasıl Yazılır” atölye çalışmasına katılmaktadır. Bu atölye çalışması ile senaryo yazmaya ilgi duyan her yaş ve kesimden insana bu işin tekniğini öğrenme fırsatı sunulmaktadır.

Paneller

Bu bölümdeki etkinlikler ile amaçlanan sinema ile gündemde olan ya da gündeme getirilmesi gereken konuları sinemanın içinden insanlarla konuşmak, tartışmak, etkin bir biçimde bilgi aktarımını sağlamaktır.

Her sene festivalin içeriğine uygun olarak sinema sanatçılarının, akademisyenlerin, uzmanların, öğrencilerin ve sinema severlerin katıldığı paneller düzenlenmektedir.

Ödüller

Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 2003 yılından başlayarak gelenekselleştireceği iki ayrı ödül vermeye başlamıştır: Uçan Süpürge Onur Ödülü, Uçan Süpürge Bilge Olgaç Başarı Ödülü


Uçan Süpürge Onur Ödülü, her yıl Ülkemiz sinemasına uzun yıllar emek vermiş bir kadın oyuncu ve/veya yönetmene verilmektedir.

Bilge Olgaç Başarı Ödülleri ise sinemanın değişik alanlarında başarıya ulaşmış kadınlara ödüller vererek Bilge Olgaç adını yaşatmayı amaçlamakta.http://farm1.static.flickr.com/103/303629223_8e0df7a877_o.jpg

mkaya
19-03-2007, 17:45
http://farm1.static.flickr.com/148/425758579_4cbc6544c8_o.jpg“UNUTULMAYAN KISA FİLMLER” TEKRAR GÖSTERİMDE

İstanbul’da Kısa film tutkunlarının kaçırmaması gereken bir program var.

İstanbul Uluslararası Kısa Film Festivali tertip komitesi, izleyiciler için, 1990’lı yıllardan günümüze kadar geçen sürede gösterilmiş ve belleklerde yer etmiş yabancı kısa filmlerden oluşan çok özel bir program hazırladı. Toplam 38 kısa filmin gösterileceği programda kurmaca, canlandırma ve deneysel türde çalışmalar yer alıyor.

Bu programın hazırlanması için uzun bir çalışma gerçekleştirildi. Arşiv taraması yapıldı. Filmler analog ortamdan dijital ortama kaydedildi.

Bugün Türk sinemasında isim olmuş bir çok genç yönetmen, sinema yazarı o günlerde bu filmleri izleyerek sinemaya olan tutkularını arttırdılar.

Filmler 22 - 23 - 24 Mart 2007 günleri her gün iki seans olmak üzere, saat 17.00 ve 19.00’da sadece bir kez gösterilecek. Bu filmlerin büyük bir çoğunluğu, dünyanın değişik festivallerinde seyirci ile buluşmuş ve ödüller almış çalışmalar.

Cumartesi günü son seans ise çektiği kısa filmler ile sinema tarihimizde önemli ve kendine özgü bir yere sahip olan Nur Akalın’ın son filmi “Joenjoy”un galasına ayrıldı.

Filmler, yıllar önce festivalin doğduğu İstanbul Fransız Kültür Merkezi Sinema Salonu’nda ücretsiz olarak gösterilecek.

Programın ayrıntılı bilgileri festivalin resmi sitesi olan www.istanbulfilmfestival.com adresinde yer alıyor.

NOT:
Bilgi için:
Hilmi Etikan 0532 4245632 / 0212 2525700
info@kisafilm.com

mkaya
19-03-2007, 22:52
300 SPARTALI GİŞELERİ FETHETTİ

Ülkemizde vizyona girdiği ilk hafta sonu 235,592 kişi tarafından izlenen
300 Spartalı, 1,490,965 USD’lik gişe hasılatı yakaladı. Bu rakamlarla 300 Spartalı, yabancı filmler arasında tüm zamanlarda kopya başına en yüksek açılış haftasonu hasılatına ulaşmış oldu.

Amerika’da da tüm zamanların en iyi Mart ayı açılış rakamlarına ulaşan
300 Spartalı’nın, Amerikan gişelerindeki başarısı da devam ediyor.
İlk haftayı 70 milyon USD gişe hasılatı yapan film ikinci haftasonu toplamında tahmini 127 milyon USD’ye ulaşma başarısını gösterdi.

cımsky
06-12-2007, 10:38
http://img123.imageshack.us/img123/2517/goldencompasszb7.jpg

Orjinal Adı: The Golden Compass
Yönetmen: Chris Weitz
Oyuncular: Nicole Kidman, Daniel Craig, Eva Green, Ian McKellen
Senaryo: Philip Pullman, Chris Weitz
Görüntü Yönetmeni: Henry Braham
Müzik: Alexandre Desplat
Kurgu: Anne V. Coates, Peter Honess, Kevin Tent
Tür: Fantastik - Aksiyon - Macera - Dram
Süre: ? Dk.
Yapım: 2007 - İngiltere/ABD
Dağıtımcı: Medyavizyon www.medyavizyon.com.tr (http://www.medyavizyon.com.tr)
Gösterim tarihi: 30 Kasım 2007
Resmi Web Sitesi: www.altinpusula.com (http://www.altinpusula.com)

Editörün Notu: Zırhlı ayıların hüküm sürdüğü, gökyüzünde cadı - kraliçelerin uçtuğu fantastik bir dünya.

Konu: Bizimkine paralel bir dünyada, on iki yaşındaki didişken Lyra ile cini Pantalaimon, bildiğimiz Oxford’dan farklı ama yine de tanınabilen bir Oxford’da yaşar. Bir akşam Lyra’nın amcası Lord Asriel okulu ziyarete gelir. Lyra ile cini, onun hocalarla yaptığı gizli toplantıya kulak misafiri olurlar. Lyra gizlendiği dolapta, Toz, Kuzey’de havada asılı bir şehir ve cinayetle sonuçlanan bir keşif seferi hakkında esrarengiz hikayeler dinler. Sonra arkadaşı Roger, çocuk hırsızı Gokgoklar tarafından kaçırılır, güvenilmez ama güzel Mrs. Coulter onu birlikte yaşamak için Londra’ya götürür. Çingenelerin kurtardığı Lyra onlarla Kuzey’e gider. Zırhlı ayıların hüküm sürdüğü, gökyüzünde cadı-kraliçelerin uçtuğu ve bir grup bilim adamının, hakkında konuşulmasının bile çok ürkütücü olduğu deneyler yaptığı bir yerdir burası. Lyra’nın bu büyük korkunun üstesinden gelebilmesi için, Kuzey Işıkları’nın ötesine erişen daha dehşet verici bir şeyle yüzleşmesi gerekmektedir.

filmin fragmanı
http://www.youtube.com/watch?v=oj61Q5KPues&eurl=http://www.sineport.com/vizyon/2007/Golden_Compass.html

çok yakında sinemalarda yerini alacak

cımsky
06-12-2007, 10:45
http://img88.imageshack.us/img88/1940/hitmanvq0.jpg


HITMAN
Orjinal Adı: Hitman

Yönetmen: Xavier Gens
Oyuncular: Timothy Olyphant, Dougray Scott, Olga Kurylenko, Robert Knepper

Senaryo: Skip Woods
Görüntü Yönetmeni: Laurent Barès
Müzik: Geoff Zanelli
Kurgu: Carlo Rizzo, Antoine Vareille
Tür: Aksiyon - Suç - Gerilim
Süre: 100 Dk.
Yapım: 2007 - Fransa/ABD
Dağıtımcı: Özen Film www.ozenfilm.com.tr (http://www.ozenfilm.com.tr)

Gösterim tarihi: 7 Aralık 2007

Resmi Web Sitesi: www.hitmanmovie.com (http://www.hitmanmovie.com)


Editörün Notu: Ödüllü video oyunu HITMAN’in sinema uyarlaması.


Konu: Timothy Olyphant‘ın başrolünde oynadığı film gizemli ve karmaşık bir kişiliğe sahip olan kahramanın yaşadığı etkileyici olayları nefes kesen bir ivme ile anlatıyor.

Dünyanın en acımasız suçluları tarafından eğitilen kahramanımız Kilise kardeşliği tarafından yetiştirilmiştir. Varlığı bile bu yüzden kilise tarafından günah olarak düşünülmekte fakat onun kötülerden uzak durmaya olan gayreti de bilinmektedir. Çok zeki, karizmatik, çekici ve hakkında ensesinde kazılı olan bir barkod dışında hiç bir şey bilinmeyen bir kahraman...


FİLMİN FRAGMANI

http://www.youtube.com/watch?v=TQTKNb5Qtfo&eurl=http://www.sineport.com/vizyon/2007/hitman.html

oktayelk
06-12-2007, 11:54
verilen emeye ve paylaşıma teşekkürler.

cımsky
04-01-2008, 23:21
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/yargisiz-infaz/rendition-afis1.jpg

Vizyon Tarihi : 4 Ocak 2008 Süresi : 120 Dakika
Yönetmen : Gavin Hood
Tür : Dram / Gerilim
Senaryo : Kelley Sane
Görüntü Yön. : Dion Beebe
Müzik : Paul Hepker, Mark Kilian
Yapım : 2007, ABD / GüneyAfrika
Oyuncular : Meryl Streep, Jake Gyllenhaal, Bob Gunton, Reese Witherspoon, Omar Metwally, Aramis Knight, Rosie Malek-yonan, David Fabrizio, Richard Dorton

FİLMİN KONUSU
Isabella El-Ibrahim, Mısır kökenli bir kimya mühendisi ile evlidir ve ondan bir çocuğu vardır. Eşi Anwar El-Ibrahim Güney Afrika'dan Washington'a dönmek üzere uçağa binecekken tutuklanır. Eşini ümitsizce bekleyen Isabella, sonunda eşinin izini sürmeye başlar. Bu sırada Anwar yasadışı bir şekilde tutuklanarak, bilinmeyen bir mahzende saklı tutulmaktadır. CIA'de analist olarak görev yapan Douglas hayatının ilk soruşturmasına girecektir. Anwar'ın işkence dolu soruşturması devam ederken, Isabella da sorumluların peşindedir. Şİddetin ve zorun dozu arttıkça Douglas görevi ve vicdanı arasında bir karar vermek zorunda kalacaktır.

FİLMDEN KARELER

http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/yargisiz-infaz/rendition-resim1.jpg
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/yargisiz-infaz/rendition-resim2.jpg
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/yargisiz-infaz/rendition-resim3.jpg
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/yargisiz-infaz/rendition-resim4.jpg

cımsky
04-01-2008, 23:24
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/olum-bekcisi/the-deaths-of-lan-stone-afis1.jpg
Vizyon Tarihi : 4 Ocak 2008 Süresi :
Yönetmen : Dario Piana
Tür : Gerilim / Korku
Senaryo : Brendan Hood
Görüntü Yön. : Stefano Morcaldo
Müzik : Elia Cmiral
Yapım : 2007, ABD
Oyuncular : Mike Vogel, James Bartle, Christina Cole, Andrew Buchan

FİLMİNKONUSU
Lisede buz hokeyi Oynayan Lan Stone bir akşam maç çıkışından sonra bir yaratık tarafından saldırıya uğrar ve korkunç bir şekilde öldürülür. Ertesi gün Ian başka birisi olrak gözlerini açar, masa başında çalışan bir memurdur. Çok geçmeden bir kez daha öldürülür ve yine bir başkası olarak uyanır. Ian Stone binlerce kez ölüp dirilmeden önce bu bilmeceyi çözmeye çalışır. Bu gizemli durumda ona yardım edecek yaşlı bir adam , kurtarılması gereken güzel kadın, ve yenmesi gereken onlarca Şeytanla karılaşacaktır.

FİLMDENKAELER

http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/olum-bekcisi/the-deaths-of-lan-stone-resim1.jpg
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/olum-bekcisi/the-deaths-of-lan-stone-resim2.jpg
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/olum-bekcisi/the-deaths-of-lan-stone-resim3.jpg
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/olum-bekcisi/the-deaths-of-lan-stone-resim4.jpg

cımsky
04-01-2008, 23:28
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/hayatta-iki-kez/hayatta-iki-kez-afis1.jpg

Vizyon Tarihi : 4 Ocak 2008 Süresi : 92 Dakika
Yönetmen : Antoine De Caunes
Tür : Komedi
Senaryo : Antoine De Caunes
Görüntü Yön. : Pierre Aïm
Müzik : Steve Nieve
Yapım : 2006, Fransa / İngiltere / Romanya
Oyuncular : Charlotte Rampling, Ian Richardson, Charles Dance, Simon Kunz, Jean Rochefort, Isabelle Nanty, Raymond Bouchard

FİLMİNKONUSU

César ödüllerinin İngiliz versiyonu olan BATAR Ödülleri’ni düzenleyen komite, Fransız yönetmen Louis Ruinard’a Yaşam Boyu Başarı ödülünün sunulacağı töreni renklendirmek için muhteşem bir fikir icat eder. Komite üyeleri, ateş ve barutu yan yana koymak üzere olduklarından habersizce, Ruinard filmlerinin 70’lerdeki divası ve yönetmenin eski sevgilisi olan, bir on yıl boyunca şöhretin keyfini sürmüş, tabloid manşetlerden inmemiş ve gün gelince Ruinard’ı hiçbir açıklama yapmadan terk etmiş olan aktris Alice d’Abanville’i Ruinard’a ödülünü sunmak üzere davet ederler. Yetenek ve kibirden yaratılmış iki dev arasında tutkunun ateşi tekrar canlanacak mıdır? Devlerin karşılaşmasında ilk kim teslim olacaktır?

FİLMDEN KARELER
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/hayatta-iki-kez/hayatta-iki-kez-resim1.jpg
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/hayatta-iki-kez/hayatta-iki-kez-resim2.jpg
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/hayatta-iki-kez/hayatta-iki-kez-resim3.jpg
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/hayatta-iki-kez/hayatta-iki-kez-resim4.jpg

cımsky
04-01-2008, 23:32
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/buyuk-hazine/national-treasure-book-of-secret-afis1.jpg

Vizyon Tarihi : 4 Ocak 2008 Süresi : 125 Dakika
Yönetmen : Jon Turteltaub
Tür : Aksiyon
Senaryo : Cormac Wibberley, Marianne Wibberley
Görüntü Yön. : Amir M. Mokri, John Schwartzman
Müzik : Trevor Rabin
Yapım : ABD 2007
Oyuncular : Nicolas Cage, Helen Mirren, Jon Voight, Diane Kruger, Ed Harris, Harvey Keitel, Justin Bartha, Bruce Greenwood, Joel Gretsch, Christian Camargo, Michael Maize, Timothy V. Murphy, Alicia Coppola

FİLMDEN KARELER

Filmde olaylar, eski ABD başkanlarından Abraham Lincoln'e suikast düzenleyen John Wilkes Booth'un günlüğünden kaybolan 18 sayfanın çevresinde dönüyor. Kaybolan 18 sayfada, Lincoln'e yönelik suikaste Ben Gates'in atalarından birisinin de karıştığının yazılı olduğu söylentileri vardır Büyük büyük dedesini temize çıkartmak isteyen Ben Gates, yüzyıllardan beri bir ABD Başkanından diğerine aktarılarak bugüne ulaştığı söylenen 'Sırlar Kitabı' adlı gizli belgeyi bulması gerektğini keşfeder. Bu arada olayların gelişimi sonucunda ABD Başkanını da kaçırmak zorunda kalacaktır...

FİLMDENKARELER
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/buyuk-hazine/national-treasure-book-of-secret-resim1.jpg
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/buyuk-hazine/national-treasure-book-of-secret-resim2.jpg
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/buyuk-hazine/national-treasure-book-of-secret-resim3.jpg
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/buyuk-hazine/national-treasure-book-of-secret-resim4.jpg

cımsky
05-01-2008, 11:08
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/indiana-jones/indiana-jones-afis01.jpg


Vizyon Tarihi : Süresi :
Yönetmen : Steven Spielberg
Tür : Aksiyon / Macera
Senaryo : David Koepp
Görüntü Yön. : Janusz Kaminski
Müzik : John Williams
Yapım : ABD 2008
Oyuncular : Harrison Ford, Karen Allen, Cate Blanchett, Shia LaBeouf ,John Hurt, Ray Winstone

FİLMİNKONUSU
Maceradan maceraya koşan “Indiana Jones”, 20 yıl aradan sonra Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull beyazperdeye dönüyor.
Harrison Ford’un 65 yaşında Indiana Jones karakterini canlandırdığı filmin çekimlerine başlandı.

FİLMDENKARELER
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/indiana-jones/indiana-jones-resim1.jpg
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/indiana-jones/indiana-jones-resim2.jpg
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/indiana-jones/indiana-jones-resim3.jpg
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/indiana-jones/indiana-jones-resim4.jpg

cımsky
05-01-2008, 11:17
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/hellboy-2/hellboy-2-afis01.jpg


Vizyon Tarihi : Süresi :
Yönetmen : Guillermo del Toro
Tür : Aksiyon, Fantastik, Dram, Macera, Bilimkurgu
Senaryo : Mike Mignola
Görüntü Yön. : Guillermo Navarro
Müzik : Danny Elfman
Yapım : ABD 2008
Oyuncular : Ron Perlman, Selma Blair, Doug Jones, John Alexander, James Dodd

FİLMİNKONUSU
Hellboy filminin devamı olan Hellboy II: The Golden Army 2008'de gösterime girecek,İkinci filmi de Guillermo Del Toro yönetecek.
Mike Mignola'nın çizgi romanından uyarlanan filmde Ron Perlman,Selma Blair ve Doug Jones'u izleyeceğiz, Filmin çekimlerine Macaristan' da başlanmış ve 72 milyon dolarlık bütçesi ile bu ülkede çekilen en pahallı film olma özelliğini kazandı.
Film 2008 yılı Ağustos ayında vizyona girecek ve 3'leme olarak çekilecek.

FİLMDENKARELER

http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/hellboy-2/hellboy-2-resim1.jpg
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/hellboy-2/hellboy-2-resim2.jpg
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/hellboy-2/hellboy-2-resim3.jpg
http://www.vizyondaki-filmler.com/sinema/1/hellboy-2/hellboy-2-resim4.jpg

yüxexessiz
24-01-2008, 22:05
http://www.sinema.com/images/cache/37355_150.jpg

21 Ocak'ta, 78 yaşında vefat eden 'aşk filmlerinin yönetmeni' Orhan Aksoy'un cenazesi, Emek Sineması'nda düzenlenen anma töreninin ardından toprağa verildi.


Aksoy için sabah saatlerinde Beyoğlu Emek Sineması'nda düzenlenen tören, Ersin Pertan'ın 2006 yılında çektiği "Aşk Filmleri Yönetmeni Orhan Aksoy" adlı belgeselden bir parçanın gösterimiyle başladı. Törende daha sonra sahneye davet edilen Aksoy'un birlikte çalıştığı oyuncu ve yönetmen dostları, onun hakkındaki duygularını dile getirdiler.
Film Yönetmenleri Derneği Başkanı Erden Kıral, Aksoy'un sinemanın büyük ustalarından biri olduğunu ifade ederek, 1978 yılında Moskova Film Festivali'nde kendisini yakından tanıma fırsatı bulduğunu anlattı. Kıral, "Aksoy, çelebi, birikimli ve çok hassas bir adamdı. Kendi üslubunu yakalayabilmiş ender yönetmenlerden biriydi" diye konuştu. Kıral'ın ardından, Aksoy'un kendi gibi yönetmen olan oğlu Turgay Aksoy, çalışma arkadaşları ve dostları Ediz Hun, Safa Önal, Yılmaz Atadeniz ve Ülkü Erakalın gibi isimler sahneye gelerek duygusal konuşmalar yaptılar. Tören, salonda bulunanların Aksoy'un naaşı önünden saygı geçişiyle sona erdi.

Emek Sineması'ndaki törenin ardından Aksoy için Levent Afet Yolal Camii'nde öğle vakti cenaze namazı kılındı. Aksoy'un Türk Bayrağı'na sarılı cenazesi, daha sonra Zincirlikuyu Mezarlığı'na götürülerek defnedildi.

Aksoy'un cenaze törenine, ailesi ile Tarık Akan, Göksel Arsoy, Orhan Gencebay, Ediz Hun, İzzet Günay, Yavuz Turgul, Rutkay Aziz ve Zeki Ökten'in de aralarında bulunduğu sanatçı dostları ile sevenleri katıldı.

Aşk filmlerinin unutulmaz yönetmeniydi...

1930 yılında Bursa'da dünyaya gelen Orhan Aksoy, sinema hayatına Saray Sineması'nda makinistlik yaparak başladı. Uzun süre kurgucu olarak çalıştıktan sonra ilk filmi "Şıpsevdi" ile 1963 yılında yönetmenliğe başladı. Kariyeri boyunca çektiği aşk filmleriyle tanınan Aksoy, Yeşilçam'da bu türün en önemli yönetmenlerinden oldu. 10. Antalya Film Festivali'nde "Hayat mı Bu" adlı filmiyle 'En İyi Film Ödülü'nü kazanan Aksoy, 37. Antalya Film Festivali'nde de Yaşam Boyu Onur Ödülü'ne layık görülmüştü. Kariyeri boyunca 90'ın üzerinde film, 3 televizyon dizisi ve 3 televizyon filmi çeken Aksoy'un filmleri arasında "Vurun Kahpeye" (1964), "Hıçkırık" (1965), "Ayşecik'le Ömercik" (1969), "Kezban Paris'te" (1971), "Hayat Bayram Olsa" (1973), "Ah Nerede" (1975), "Aile Şerefi" (1976), "Baraj" (1977), "Neşeli Günler" (1978), "Tatlı Nigar" (1978), "Taşı Toprağı Altın Şehir" (1978), "İsyan" (1979), "Varyemez" (1991) ve "Altın Şehir" (1964) de bulunuyor.

Tasarım
24-01-2008, 22:30
http://www.sinema.com/images/cache/37355_150.jpg

21 Ocak'ta, 78 yaşında vefat eden 'aşk filmlerinin yönetmeni' Orhan Aksoy'un cenazesi, Emek Sineması'nda düzenlenen anma töreninin ardından toprağa verildi.




http://www.mach1digital.com/mach1forum/showthread.php?goto=newpost&t=37567
Haber daha önce burada verildi. Ayrıca bu haberin yeri burası değil. Lütfen araştırmadan mesaj yazmayalım.

yüxexessiz
30-01-2008, 03:40
http://www.sinema.com/images/cache/37533_150.jpg


Sinema dünyasının önemli ödüllerinden biri olan "Directors Guild Of America" geçtiğimiz günlerde düzenlenen ödül töreniyle sahiplerini buldu.

Amerika'da her yıl Yönetmenler Birliği tarafından düzenlenen "Directors Guild Of America" ödülleri açıklandı.

Geçtiğimiz günlerde düzenlenen törenle ödüller sahiplerini buldu. Beyazperdenin birbirinden ünlü yönetmen ve oyuncularının katıldığı ödül gecesinde, "En İyi Yönetmen" ödülü "No Country For Old Men" adlı filmleriyle Ethan-Joel Coen kardeşlere gitti.

Törende yönetmen Martin Scorsese ve oyuncular Debra Messing ile Helen Hunt da sunuculuk görevi üstlenerek geceye renk kattılar.

yüxexessiz
30-01-2008, 03:44
http://www.sinema.com/images/cache/37500_150.jpg


Marlon Brando'nun 49 yaşındaki oğlu Christian Brando hayata gözlerini yumdu.

Sinema dünyasının efsane isimlerinden biri olan aktör Marlon Brando'nun 49 yaşındaki oğlu Christian Brando, Los Angeles'ta hayatını kaybetti.

Hollywood Presbyterian Tıp Merkezinde zatürree tedavisi görürken yaşamını yitiren Christian Brando babası ve yakınlarını üzüntüye boğdu. 1990 yılında Marlon Brando'nun evlatlığı Cheyenne'in erkek arkadaşı Dag Drollet'yi öldüren Christian Brando, babasının tüm çabalarına karşın 1991'de 10 yıl hapse mahkum edilmişti. Marlon Brando, Christian Brando'yu hapisten kurtarmak için milyonlarca dolar harcamış ve sonuçta Christian Brando, 1996'da serbest bırakılmıştı

yüxexessiz
30-01-2008, 03:48
http://www.sinema.com/images/cache/37392_150.jpg

Saraylarda çekim izni verilmediği için bir türlü çekimlerine başlanamayan "Osmanlı Cumhuriyeti" filminin çekimleri önümüzdeki ay alternatif mekânlarda başlayacak. Film ekibi çekimlerden önce bir araya gelerek Çırağan Sarayı'nda filmin ilk teaser'larını çekti


TBMM nin, saraylarda çekim yapılmasına bir türlü izin vermediği için geçtiğimiz yıl çekimi ertelenen "Osmanlı Cumhuriyeti"nin çekimlerine önümüzdeki ay alternatif mekanlarda başlanacak ve "Osmanlı Cumhuriyeti" bu yıl içinde sinemaseverlerle buluşacak. Film ekibi, geçtiğimiz günlerde bir araya gelerek Çırağan Sarayı'nda filmin ilk teaser'lerını çekti. Ata Demirer'in 7. Osman'ı canlandırdığı, senaryosunu ve yönetmenliğini Gani Müjde'nin üstlendiği filmin teaser'larını aşağıdaki linklerden izleyebilirsiniz:

yüxexessiz
30-01-2008, 03:50
http://www.sinema.com/images/cache/37401_150.jpg

Beyaz Perde Aktörleri Birliği ödül töreni yapıldı. Sinema dalında en iyi kadın ve en iyi erkek oyuncu ödüllerini bu sene Julie Christie ile Daniel Day-Lewis kazandı.


Oscarlar için geri sayım heyecanı sürerken ABD’li yönetmenler de yılın en iyi yapımlarını seçti. Sinema dalında en iyi kadın oyuncu ödülünü, “Away From Her” (Ondan Uzakta) adlı filmde Alzheimer hastası bir kadını canlandırdığı rolüyle Julie Christie kazanırken, en iyi erkek oyuncu ödülünü ise “There Will Be Blood” (Kan Olacak) adlı filmdeki performansıyla Daniel Day-Lewis layık görüldü.

En iyi kadrolu sinema film ödülünü ise “No Country For Old Men” (Yaşlılar İçin Ülke Yok) isimli film kazandı.

Oscar’ın habercisi olarak görülen Beyaz Perde Aktörleri Birliği ödüllerinin tam listesiyse şu şekilde sıralandı:

Sinema Filmi

En iyi kadın oyuncu ödülü: Julie Christie, “Away From Her”
En iyi erkek oyuncu ödülü: Daniel Day-Lewis, “There Will Be Blood”
En iyi yardımcı erkek oyuncu ödülü: Javier Bardem, “No Country for Old”
En iyi yardımcı kadın oyuncu ödülü: Ruby Dee, “American Gangster”
En iyi kadrolu film ödülü: “No Country for Old Men”

yüxexessiz
30-01-2008, 03:52
http://www.sinema.com/images/cache/37492_150.jpg

Net Film Prodüksiyon ile AFM Sinemalarının ortaklaşa düzenlediği "!F İstanbul 7'nci AFM Uluslararası Bağımsız Film Festivali" etkinlikleri, 14 Şubat Sevgililer Günü'nde başlayacak ve 24 Şubat'ta sona erecek.


Başlamasına sayılı günler kalan !F İstanbul 7'nci AFM Uluslararası Bağımsız Film Festivali sessizliğini koruyor. !F İstanbul için geri sayım başladı. Festival bu sene 14 Şubat'ta başlayacak ve 24 Şubat'ta sona erecek.

Festivalin tanıtımı amacıyla düzenlenen basın toplantısında konuşan AFM Sinemaları Genel Müdürü Fatoş Kızıltaş, sponsorların da desteğiyle festivalin her geçen yıl büyüyüp gelişerek sinemaseverlerle buluştuğunu söyledi.

Festivalin temasında bu yıl "Hit Filmler", "Keşif", "Meksika Dalgası", "Fantastik Filmler", "Sesli Yaşam", "Gezegen, İnsan", "Yaşama Sanatı", "!F Çocuk", "Başka Aşk", "Gökkuşağı" ve "Türkiye'den Kısalar" bölümler yer alıyor.

Festivalin biletleri, 10 Şubatta Mybilet'te satışa sunulacak. Tüm biletler Yapı Kredi University Telecard sahiplerine yüzde 50 indirimli olacak.

yüxexessiz
30-01-2008, 03:54
http://www.sinema.com/images/cache/37496_150.jpg

3. Dağ Filmleri Festivali sona erdi ancak kaçıranlar için festivalin ilgi çeken filmleri yıl boyunca Dag'da gösterilecek.

3. Dağ Filmleri Festivali 9 Aralık 2007 akşamı Atatürk Kültür Merkezi’nde 1. Doğa Filmleri Yarışması’nda dereceye giren filmlerin gösterimiyle son bulmuştu. Festivalde 43’ü yerli, dokuzu yabancı toplam 52 film gösterildi. Ancak kaçıranlar için festivalin ilgi çeken filmleri yıl boyunca Dag'da gösterilecek.

Festival’in En İlgi Çeken Filmleri Yıl Boyu Dag’da Gösterilecek, Kaçırmayın

Festivalde gösterilen filmlerden oluşan özel bir seçki, filmleri kaçıran izleyiciler için yıl boyunca DAG kulüp odasında gösterime girecek. Gösterimler Şubat ayından başlayarak 2008 yılı boyunca DAG’ın Galatasaray’daki kulüp odasında Cuma günleri yapılacak ve ücretsiz olacak.

Şubat Ayı Gösterim Programı

1 Şubat 2008 – Cuma 20:00 İnfazcı (Eiger Sanction) 123’
15 Şubat 2008 – Cuma 20:00 Kayanın Çığlığı (Scream of Stone) 105’
29 Şubat 2008 – Cuma 20:00 Himalaya - Bir şefin Çocukluğu 105’

Takip eden ayların programı her ayın başında www.dag.org.tr ve www.dagfilmfest.org adresinde yayınlanacak ve listelerden duyurulacak.

yüxexessiz
30-01-2008, 03:57
http://www.sinema.com/images/cache/37498_150.jpg

30 Ocak Çarşamba akşamı saat 22:00'de CNNTürk'te ekrana gelecek olan Hayatım Sinema'ya bu hafta Ferhan Şensoy ve Mustafa Uğur Yağcıoğlu konuk oluyor.


30 Ocak Çarşamba akşamı saat 22:00’de CNNTürk’te yayınlanacak olan Hayatım Sinema programının bu haftaki konukları önümüzdeki hafta vizyona girecek olan Son Ders: Aşk ve Üniversite filminin başrol oyuncusu Ferhan Şensoy ile filmin yönetmenlerinden Mustafa Uğur Yağcıoğlu.

Şensoy ve Yağcıoğlu; Muammer Brav’ın Son Ders ile ilgili sorularını yanıtlayacaklar. Programda geçtiğimiz hafta yaşama veda eden ünlü oyuncu Heath Ledger için hazırlanan bir bölüm de ekrana gelecek. Ayrıca haftanın filmleri "Kızımı Kurtarın", "Fidel’in Yüzünden", "Sihirli Oyuncakçı", "John Rambo", "Asteriks Olimpiyat Oyunları" nda ve "Şimdi ya da Asla"nın tanıtımları Hayatım Sinema’da.

Kaçıranlar için programın tekrarları 02 Şubat Cumartesi 08:10 ve 03 Şubat Pazar 16:05 de CNNTürk’te.

yüxexessiz
31-01-2008, 12:46
http://www.sinema.com/images/cache/37559_150.jpg

James Bond bu kez intikam peşinde! “Casino Royale” den sonraki yeni filmin çekimleri yaklaşık üç hafta kadar önce başladı.

Pinewood stüdyolarında yapılan basın toplantısında tanıtılan James Bond serisinin son filmi "Quantum of Solace" in yönetmen koltuğunda bu kez “Monsters Ball”, “Finding Neverland” ve son olarak yönettigi “The Kite Runner” ile adından çok söz ettiren Marc Forster oturuyor.

Sarışın olması nedeniyle “Casino Royale” vizyona girmeden önce eleştirilerin hedefi olan ancak sonrasında büyük beğeni toplayan Daniel Craig, ikinci kez James Bond'u canlandıracak.

İngiliz askeri haberalma teşkilatı MI6’in başı M rolünde son beş macerada olduğu gibi yine Judi Dench’i izleyeceğiz. Dench de Daniel Craig’in yerinde bir seçim olduğuna inananlar arasında yer alıyor.

Yeni filmin "Quantum of Solace" adını alması ise James Bond karakterinin yaratıcısı İngiliz yazar Ian Fleming’in yazdığı bir hikayeden esinlenilmesi sonucu gerçekleşmiş. Quantum of Solace’ın yeni Bond kızı Bolivyalı güzel Camille’i ise Olga Kurylenko canlandıracak.

"James Bond Quantum of Solace"ın çekimleri İngiltere dışında İtalya, Avusturya, Panama, Şili ve Peru’da sürecek. Filmin kasım 2008 gibi vizyona girmesi bekleniyor.

yüxexessiz
31-01-2008, 12:47
http://www.sinema.com/images/cache/37561_150.jpg

Berlin’de 58. kez düzenlenecek olan Uluslararası Berlin Film Festivali'nde üç Türk yönetmenin filmleri gösterilecek. Türkiye'den yarışmaya katılan tek yapım olan Seyfi Teoman imzalı Tatil Kitabı ilk kez gösterime giren en iyi filmler yarışmasına katılacak.

Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenecek olan 58. Uluslararası Berlin Film Festivali “Berlinale” 7 Şubat’ta başlayacak ve 17 Şubat'ta sona erecek.

Bu sene üç Türk yönetmenin filminin gösterileceği Berlinale’nin “Forum” bölümünde Seyfi Teoman’ın “Tatil Kitabı” “Panorama” bölümünde Döndü Kılıç’ın yönetmenliğini yaptığı “The Other Side of Istanbul” ile Özgür Yıldırım’ın yönetmenliğini yaptığı “Chiko” adlı filmler yer alacak.

Berlinale, ünlü yönetmen Martin Scorsese’nin, Rolling Stones ile ilgili çektiği belgesel film “Shine a Light” ile açılacak.

“Tatil Kitabı” ve “Chiko”, ilk kez gösterime giren en iyi filmler yarışmasına katılacak.

Festival boyunca toplam 384 film gösterilecek. “Altın Ayı” ve “Gümüş Ayı” ödülleri için 21 filmin yarışacağı festivalde 7 kişilik jürinin başkanlığını Constantin Costa-Gavras yapacak.

G-FORCE
19-04-2008, 12:08
ABD´de "Beyaz Melek"i sevdi


Mahsun Kırmızıgül´ün ilk yönetmenlik deneyimi "Beyaz Melek", 41. Uluslararası Houston Film Festivali´nde, "Altın Remi" ödülünü almak için yarışan 450 film arasından ilk 5´e kaldı.

Mahsun Kırmızıgül'ün ilk yönetmenlik deneyimi "Beyaz Melek", ABD'nin en köklü film festivallerinden 41. Uluslararası Houston Film Festivali'nde, "Altın Remi" ödülünü almak için yarışan 450 film arasından ilk 5'e kaldı.

"Beyaz Melek", festival kapsamında Amerikalı izleyicilerle buluştu. Medyatava'nın haberine göre "Beyaz Melek"in prömiyerinde seyirci sayısı 250 kişiyi aşınca festival yetkilileri filmi 750 kişilik salona taşıdı.

İlk kez bir Türk filminin katıldığı festivalde, "Beyaz Melek"in de "Altın Remi" ödülünü almak için yarışacağı uzun metraj kategorisine 450 film başvurdu. Festival komitesi, 450 film arasından 52 film seçti. Seçilen 52 filmin içinden jürinin değerlendirmesi sonucunda Beyaz Melek ilk beşe kaldı.

Mahsun Kırmızıgül'ün ilk yönetmenlik deneyimi olan "Beyaz Melek"te Kırmızıgül'ün yanı sıra Sarp Apak, Ali Sürmeli, Arif Erkin, Bilge Zobu, Cihat Tamer, Cezmi Baskın, Deniz Oral, Emel Sayın, Erol Demiröz, Erol Günaydın, Fadik Sevin Atasoy, Fırat Danış, Gazanfer Özcan, Hüseyin Avni Danyal, İlkay Saran, Lale Belkıs, Necmi Yapıcı, Nejat Uygur, Nurşin Demir, Salih Kalyon, Suna Selen, Tanju Tuncel, Toron Karaca, Tomris Oğuzalp, Yağmur Dilan Bozacı, Yavuz Bingöl, Yıldız Kenter ve Zeynep Tokuş rol alıyor.

Bir grup insanın hayata ve birbirlerine duyduğu aşk ve sevginin anlatıldığı filmin 7 hafta süren çekimleri İstanbul, Adapazarı, Tuz Gölü ve Diyarbakır'da yapılmıştı.

cımsky
21-05-2008, 01:31
http://tr-load.com/uploads/c9753db6fe.jpg


http://tr-load.com/uploads/c4bcaf1465.jpg

http://tr-load.com/uploads/829cd4913c.jpg

http://tr-load.com/uploads/bdcf240ff1.jpg

http://tr-load.com/uploads/38d47d2eff.jpg

http://tr-load.com/uploads/2138b6583d.jpg

http://tr-load.com/uploads/b7eb126656.jpg


http://tr-load.com/uploads/958a17b226.jpg

http://tr-load.com/uploads/e1bac8c1da.jpg

http://tr-load.com/uploads/9286d1bdd8.jpg

http://tr-load.com/uploads/ea371ef6fc.jpg

http://tr-load.com/uploads/dda6e15ca9.jpg


http://tr-load.com/uploads/6804ebaeaa.jpg

cımsky
01-06-2008, 00:14
http://fragman.vizyondaki-filmler.com/3/broken-english/broken-english-afis.jpg

Broken English Broken English

Vizyon Tarihi : 06.06.2008 Süresi : 97 dak.
Yönetmen : Zoe R. Cassavetes
Tür : Dram / Komedi / Romantik
Senaryo : Zoe R. Cassavetes
Görüntü Yön. : John Pirozzi
Müzik : Scratch Massive
Yapım : 2007, ABD / Fransa / Japonya
Oyuncular : Parker Posey, Gena Rowlands, Peter Bogdanovich, Tim Guinee, Drea

Filmin konusu

Nora(Parker Posey) şehir markezinde lüks bir otel de gece gündüz çalışmaktadır. Hayatında en fazla zamanı işe ayıran Nora aşk konusunda da kendisini kabiliyetsiz görmektedir. En yakın arkadaşı Audrey’nin yaşadığı kusursuz evliliği gibi bir ilişki için ne yapabilirim diye de düşünür. Yaşadığı küçük ilişkilerinde istediği gibi olmaması ve annesinin de ona sürekli yalnız olduğunu hatırlatması yüzünden biraz karamsarlığa kapılır. Bu sırada tanıştığı Julien dışa dönük yapıda, hayata alay eder bir tavırdadır. Bu ilişkisinin de diğerleri gibi olması istemeyen Nora, kendini bir anda eski alışkanlıkları bırakırken bulur ve artık Paris’tedir. Nora’nın unuttuğu bir şey ise yeni aşkına ayak uydurmak yerine kendi içindekileri değerlendirmektir.

http://fragman.vizyondaki-filmler.com/3/broken-english/broken-english-1.jpg http://fragman.vizyondaki-filmler.com/3/broken-english/broken-english-2.jpg

cımsky
01-06-2008, 00:21
http://fragman.vizyondaki-filmler.com/3/21/21-afis01.jpg


Vizyon Tarihi : 25 Nisan 2008 Süresi :
Yönetmen : Robert Luketic
Tür : Dram
Senaryo : Peter Steinfeld, Allan Loeb, Ben Mezrich (Kitap)
Görüntü Yön. : Russell Carpenter
Müzik : David Sardy
Yapım : 2008, ABD
Oyuncular : Kate Bosworth, Laurence Fishburne, Aaron Yoo, Kevin Spacey, Jim Sturgess, Liza Lapira, Christopher Michael Holley


Filmin konusu

Ben Campbell (Jim Sturgess); okul harcını ödemesi gereken; utangaç ama zeki bir M.I.T. öğrencisidir ve cevabı oyun kağıtlarında bulur. Okulun en değerli bir grup öğrencisine katılır ve her haftasonu sahte kimliklerle;blackjack'te kendi lehlerine tek sayıları tutturmanın yolunu öğrenmek için vegasın yolunu tutar. Whit unorthodox, matematik profesörü ve istatistik dehası Micky Rosa(kevın spacey) önderliğinde kuralın şifresini çözerler. Sayarak ve İşaretlerin karışık sistemini çalıştırarak; ekip casinoları birçok kez yenerler.Paranın baştan çıkarması ve vegastaki yaşam tarzının etkisiyle limitleri zorlarlar. Direk Kartlardaki rakamları saymak yasaldır; ama durmak; ve casino'nun en tehditkar infazcısı cole Williams'ın (laurence fishburne)bir adım ödesinde durmak...

cımsky
01-06-2008, 00:26
http://fragman.vizyondaki-filmler.com/2/superhero-movie/superhero-movie-afis01.jpg


Superhero Movie En Süper Kahraman
Vizyon Tarihi : 6 Haziran 2008 Süresi : 95 dakika
Yönetmen : Craig Mazin
Tür : Aksiyon / Komedi
Senaryo : Craig Mazin
Görüntü Yön. : Thomas E. Ackerman
Müzik : James L. Venable
Yapım : 2008, ABD
Oyuncular : Kevin Hart, Pamela Anderson, Christopher McDonald, Brent Spiner, Leslie Nielsen, Jeffrey Tambor, Sara Paxton, Ryan Hansen, Drake Bell, Marion Ross


Filmin konusu

Dünyayı kurtarmak için kaç tane süperkahraman gerekir? 'Çıplak Silah' ve 'Korkunç Bir Film'in
yaratıcıları; bu soruyu komik bir 'David Zucker' tarzıyla 'Süper Kahraman Filmi'nde şamatayla
cevaplıyorlar. Rick Riker ile tanışın. O genç, sağlam ve onun süpergüçleri var.
Şimdi; birde onları kullanmayı bilebilseydi.. Ama dünya tehlikede; Zucker ve çetesi;
- Drake Bell, Leslie Nielsen, Tracy Morgan, Pamela Anderson, Regina Hall ve birçok diğerleri
gibi neşeli oyuncuların başrol adığı- en büyük gişe rekorları kıran Örümcek Adam, Batman,
x-men, fantastik dörtlü gibi birkaç filmi hedef almışken kimse güvende değil.
28 Martta; uçmayı öğrenmek, iş çevirmek ve bir şeyi elde etmek hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı.